Herkese selamlarrr…
Toplanın yamacıma!!! Bir kitapla gelmişim ki sizlere vallahi okumazsanız darılırım… #kezbanlaokuyoruz grubumun Eylül ayı seçkisi kitabımı anlatıyorum size hazır mısınız???
Yazarın kendi hayatını kaleme aldığı , sizi yer yer üzecek, öfkelendirecek, “oralarda da böylesine bir hayat yaşanıyor muymuş ?”dedirtecek , roman gibi, kişisel gelişim gibi, hayatımız gibi bir kitap…
Joseph Smith’in önderlik ettiği “Mormon” inanışa körü körüne ,sımsıkı bağlanmış, tıp biliminden daha çok kıyametin yakın zamanda kopacağına inanan, bu yüzden evine sürekli yakıt, silah,bozulmayan yiyecekler gibi bir çok şey stoklayan, 7 çocuğuna eğitimi ve sağlığı sadece evinde olanlarla geçiştiren bir baba.
Düşünün ki ağır bir kaza geçiriyorsunuz doktor yasak. Evde bitki şifacısı ve ebe olmaya zorlanmış bir anne tarafından iyileştirilmeye çalışıyorsunuz. Artık hastalığın , sakatlığın ne kadarını düzeltebilirse…
Ve 7 çocuktan biri , on altı yaşına geldiğinde yazarımız Tara kendi kendini eğitmeye karar verdi. Bilgiye duyduğu açlık onu Idaho’nun dağlarından çok uzaklara, okyanusların ötesine, bir kıtadan diğerine, Harvard’dan Cambridge’e taşıdı. Neden sonra aklına şu soru düştü: “Acaba fazla mı uzağa gittim?”, “Eve dönmenin hâlâ bir yolu var mı?”
Manipüle edilmenin, şiddetin, bağımlılığın her halini , insanda bıraktığı hasarın onarımının ne kadar zaman aldığını , kendine has bir biçimde aile olmanın, yanlışı doğru bilmenin utangaçlığı ve yalınızlığı hiç bu kadar yakından tanımamıştım.
Ve küllerinden doğmanın…