ne selim, ne turgut ve ne de romanın diğer bazı önemli kahramanları, uğraşılarında başarılı olamazlar. bunun temel nedeni de bütün yaşamları boyunca, ''ben ne yapmak istiyorum'' sorusuna kafa patlatmalarıdır. hiçbir hayatın kendilerine göre olmadığı sonucuna ulaşırlar. bu uyumla-uyumsuzluğun, bulmakla-yitirmenin, hüzünle-gülünç olanın birarada olduğu ,hatta birbirine geçtiği bir yaşam vardır ellerinde.
kısaca baştan sona bir bocalama: ''bu duruma nasıl geldim? neden bana yaşamasını öğretmediler? neden bana, -bizden bu kadar, gerisini sen bulup çıkaracaksın." dedikleri zaman isyan etmedim? diyen selim, günlüğüne bu satırları yazarken hep bir buhran ve ikilem içindedir.
sonuçta da toplum onlar için, ''daha hayattayken ölmenin bir nedeni'', onlar da toplum için ''anormal'' olurlar. korunmaya çalışılan ben için en büyük tehike olarak görülen toplumdan, hatta bu dünyadan çekilmeyle trajik bir noktaya gelinir. ama bu gelinen nokta hiçbir zaman bir yenilgi olarak kabul edilemez. çünkü selim ve onun gibileri ölürken bile birşeyleri eleştiriyorlardır.
“bir sonuca varmadan dağılan binlerce konuşmanın acısı çöktü içine. ölü doğduğu için, kimsenin içine işlemediği için hemen unutulan binlerce sözün ağırlığını duydu. bilge beni ne yapsın? ben kendimi ne yapacağımı bilmiyorum ki.”
belki yarın soğukta uyanmanın bir anlamı olur, sana çay pişirmek gibi. ayaklarımın ucuna basarak yürürüm yataktan kalkınca. tahtalar gıcırdar. hayır, zamanla öğrenirim hangi tahtaların ses vermediğini. sonra ne yaparım? uyanmadı, çayın hazırlandığından haberi yok diye sevinirim. bütün hayatımı, en ince ayrıntılarına kadar düşünerek hesapladığım iyiliklerin hayaliyle geçirdim albayım. artık ne olacaksa olsun istiyorum.
"hikmet'in olaylarla ilgili bir özelliği: kendini bir süre için kaptırdığı yaşantıların, hiçbir zaman sonunu getiremiyor. neden? üstelik, olayların tam bütün düğümleri çözülmek üzereyken, davayı terkediyor; üzerine bir bezginlik çöküyor; sanki bir an daha yaşayamayacakmış o şekilde gibi geliyor ona. neden? yarıda bırakıyor her şeyi. herkes, yarı yolda bıraktığı herkes, o yolda bir yere varıyor. hikmet, herkes namına, hepsinin yaşantısını öldüresiye sıkıcı buluyor. onların yaşamadığı sıkıntıyı, sanki onlar adına hikmet duyuyor. bu nedenle bitiremiyor belki yaşantılarını; sonuna kadar yaşayamıyor. belki de değil. belki bir yaşantıyı sonuna kadar sürekli izlemenin, bitirmenin, bir çeşit ölmek olduğunu hissediyor. yarım yaşantılar sürdürerek, bütün ölümlerden kaçıyor."