istanbuli

istanbuli
Sâdi Şirazî 'ye sormuşlar; İnsan nedir? “Yek katre-i hûnest, sâd hezârân endîşe..” “Bir damla kan ve bin bir endişe..” demiş. Bundan âlâ biyografi düşünemiyorum.
benim payıma düşen bir perde asılmasının benden aldığı gökyüzüdür benim payıma düşen, terk edilmiş merdivenlerden inmektir ve ulaşmaktır bir şeylere çürüyüşte ve gurbette benim payıma düşen. anılar bahçesinde hüzünlü gezintidir ve "ellerini seviyorum" diyen sesin hüznünde ölmektir
Sayfa 122·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
bir hatıra defteri gibi yaşamak
Koca ömür geçiyor, akıp giden günler önce usulca hatıra hanesine yazılıyor, sonra da çaresiz, birer birer unutuluyordu. Ne tuhaf şeydi hayatı saklandığı yer bile unutulacak bir hatıra defteri gibi yaşamak.
Sayfa 47·Kitabı okudu
Geride kalmak,özlenenin ayağına takılmayı bekleyen yapayalnız bir taştı. Acısına, düşüp üzerine kapaklanandan çok üzülecek olsa bile, nihayet vuslata erip kucaklaşmanın kırık dökük hayalini kurardı.
Sayfa 35·Kitabı okudu
Varsa o, yoksa hiç kimse.
Birini arayıp beklemek, onun varlığından başka her şeye kapatıyordu insanı. Beklenenin sesinden başkasına sağır arananın suretinden ötesine kör ediyordu. Beklenen bekleyene ne denli yakın olursa olsun, zamanla üçüncü tekil şahsa, uzaklaştıkça daha beter saplanılan bir bataklığa dönüşüyordu. Derken, varsa yoksa o oluyordu.Varsa o, yoksa hiç kimse.
Sayfa 15·Kitabı okudu
Hoşça Kal
belki kuştu ağlayan ya da rüzgardı, ağaçlar ortasında ya da bendim, kendi yüreğimin çıkmazına karşı üzüntü ve ar ve acıdan dalgalarla kabarıyordum, ve pencere aralığından görüyordum o iki el, o iki acı sitem yalancı tan aydınlığında benim iki elime uzanan o iki el nasıl tükeniyordu . . . ve soğuk gözeriminde bir ses haykırdı: "hoşça kal."
Sayfa 105·Kitabı okudu