Sâdi Şirazî 'ye sormuşlar; İnsan nedir? “Yek katre-i hûnest, sâd hezârân endîşe..” “Bir damla kan ve bin bir endişe..” demiş.
Bundan âlâ biyografi düşünemiyorum.
Ben yalnızken kendimi hiç yalnız hissetmem, alıştığım sevdiğim bir şey yalnızlık. Hatta yalnızlığı her zaman insanlarla birlikte olmaktan daha fazla severim. Yalnızlığı özlerim. Özlemekten de öte, yalnızlığa ihtiyaç duyarım. Yalnızlığa neden bu kadar muhtacım hiçbir zaman anlayamadım. Bir şey yapmak için istemiyorum yalnızlığı ama yalnızlık bana her şeyi yapabileceğimi düşünme özgürlüğü veriyor. Galiba sırf bu yüzden yaptığım her şeyden vazgeçip yalnız kalmak istiyorum, hiçbir şey yapmadan her şeyi yapabileceğimi düşünmek için.
- Klişeler olmasa hayat çok zorlaşırdı, dedim. Klişeler, hayatın bize gösterdiği nezakettir bence. Ayrıca kalabalığın yalnızlığa engel olmadığı da gerçek. Yalnızlığı kalabalıklar iyileştiremez, keşke iyileştirseydi. Yalnızlık ancak tek bir insan tarafindan iyileştirilebilecek bir hastalık. Bu da bir klişe işte. Ama kim aksini söyleyebilir?
Ama asıl şaşırtıcı olan, hayatın içinde bulunmayan, görülmeyen, konuşulmayan gerçeklerin, bu hayal aleminde ortaya çıkmasıydı. "Sanal" denen yer gerçeklerle doluydu.
Tanrı'nın söylemeye vakit bulamadığını söylemek bana düşecekti, "Güzel kadınların uyandırdığı şefkatten korkun." Ey insanlar, güzelliğinin ve bencilliğinin üstüne şefkat tülünü atacak kadar akıllı olanlar sizi helak eder.