Giriş Yap
Hasan Hüseyin AKKAŞ
@hasanhuseyinakkas
574 okur puanı
08 Oca 2020 tarihinde katıldı
Tanıdığın kimse takip etmiyor
Ortak okuduğunuz kitap bulunmuyor
100 syf.
·
9 günde
·
Beğendi
·
8/10 puan
Hayal Gücünü Eğitmeden Edebiyat Olmaz!
Hayal Gücünü Eğitmek, Northrop Frye'ın 1962 yılında bir yayın kuruluşu için yarımşar saatlik altı radyo konuşmasından doğan bir kitap. Altı bölümden oluşan kitabın her bir başlığı iz bırakmış edebiyatçıların şiirlerinin ya da eserlerinin bir dizesinden alınmış aforizmalardan oluşmuş. Kitabı zevkle okudum. Kurmaca üzerine okumalar yapan bir okuyucu ve amatörce yazı çalışmaları olan bir yazar adayı olarak son derece faydalandığımı söyleyebilirim. Edebiyatın insanın hayal gücünün bir ürünü olduğunu, günlük konuşma dilinden ve bilgi aktarımı dilinden farklı olarak hayal gücünün eseri olduğunu bilhassa vurgulamış yazar. Edebiyat hayal gücünün eseri ve bir sonucuysa o zaman iyi edebiyat için hayal gücünün eğitilmesi gerektiğini vurgulayan yazar bunun için de bu işin çocukluktan başlaması gerektiğine işaret etmiş. İnsanın yaptığı ve yapmaya çalıştığı herşeyin hayal gücünün inşası olduğundan hareketle, serbest bırakılmış hayal gücü olmadan hiçbir zihinsel ürünün ortaya çıkamayacağını imlemiş. Batı edebiyatının klasik mitolojinin mitlerinden ve Kitabı Mukaddes'teki hikâyelerden beslendiğini vurgulayarak, bunları bilmeden yapılmaya çalışılan edebiyatın eksik kalmaya mecbur olduğunu tebarüz ettirmiş. Edebiyatta, bilimde ve bilhassa sanatta neden eksik kaldığımızı, edebiyatımızın görece yüzeyselliğini açıklayan bu teze katılmak mümkündür. Zira yazı hayatında, okumalarda sıkça karşımıza çıkan bu söylenceler hakkında bilgi sahibi olmamanın eksikliğini hissetmemek mümkün değildi. Demek ki edebiyatın temel eğitimi bahsedilen söylencelerin, mitlerin ve hikâyelerin üzerine yükseldiği için eksikliğimizin sebebi buydu. Edebiyat ile ilgilenen, okumaya ve yazmaya çalışan her insanın mutlaka okuması gereken bir metin Hayal Gücünü Eğitmek. Edebiyatın, edebiyat dilinin bambaşka bir şey olduğunun idraki, hayal gücünü sınırlamadan, mecazdan, teşbihten, metafordan yararlanarak oluşturulan dünyanın hem gerçek dünya hem de onu da aşan ve kapsayan olağanüstü bir deneyim olduğunu bilmek için bu kitap mutlaka okunmalıdır. Okuyucuya çok şeyler katacaktır. Titiz çeviri için de çevirmeni kutlamak gerekir.
Reklam
168 syf.
·
2 günde
·
Beğendi
·
8/10 puan
Platonov Büyük Bir Yazar Herkes Okumalı!
Andrey Platonov, eserleri rejim tarafından sakıncalı görülerek yasaklanmış ve ancak 90'lı yıllarda arşivlerden çıkarak yayımlanma imkânı bulmuş bir yazar. 20. yüzyıl Rus edebiyatının büyük yazarları arasında gösterilmesi sanırım yazarın önemini anlamamızı sağlaması açısından ön bilgi mahiyetindedir. Platonov çoğunlukla romanları ile öne çıkmış bir yazar olsa da öykülerinin önemi yok sayılamayacak kadar niteliklidir. Öykü seçkisinden oluşan Dönüş adlı öykü kitabı belki de yazarın ne üzerine yazdığı hakkında fikir verebileceği gibi yazarın biçeminin nasıl olduğunu da açıkça gösterebilir. Yirminci yüzyılın ilk yarısında geçen öykülerde, devrime ve savaşlara tanık olmuş insanların hayata tutunma, yoksullukla ve açlıkla mücadele etme biçimleri yansıtılır. Tabii hayatın, içinde bulunulan şartların salt pesimist yönü işlenmez öykülerde. Bütün bunların yanında umuda, sevgiye ve her şeye rağmen mutluluk mücadelesi de başarıyla işlenir. Dokuz öyküden oluşan kitabın bilhassa dört beş öyküsünü hayranlıkla okuduğumu, derinden etkilendiğimi rahatlıkla ifade edebilirim. Çöp Rüzgârı adlı öykü Almanya'da geçmesi itibariyle aykırı durması yanında Sovyet sosyalist ideali ile Nazizm'in bir bilim adamının gözünden karşılaştırılması açısından çok sarsıcıydı. Bu öykü kurmaca metinler içinde belki de okuduğum en önemli Nazizm karşıtı metindir. "Muhteşem on dokuzuncu yüzyıl, yanıldın!" cümlesi her şeyi özetler gibidir. On dokuzuncu yüzyılın iyimserliğine karşıt olarak vücut bulan Nazizm tüm insanlık ideallerini yıkmış ve geride her anlamda devasa çöp yığınları bırakmıştır. Dönemin büyük yazarlarını karamsarlığa iten ve intihara sürükleyen de bu yıkım değil midir? Kitabın diğer önemli iki öyküsünde de savaştan dönüş ve hayata tutunma çabası işlenir. Potudan Nehri, savaştan dönen adamın hayata tutunma çabası ve bir zamanlar aşina olduğu tıp okuyan kadının, okuma, açlıkla mücadele ve ayakta kalma çabasıdır. Kadına yük olmamak için onu terk eden erkeğin tuhaf tavrına rağmen ondan vazgeçmeyen kadının tutumu insanın içini ısıtır. İkiyüzlülükten uzak, samimi ve çekingen insan karakterlerinin hayata bakışı hayranlık uyandırıcıdır. Kitaba adını veren Dönüş adlı öykü de yine savaştan dönen adamın ailesine yabancılaşmasını ve ailenin yaşamına, yaşamındaki değişikliklere eski anlayışla bakmasını işler. Büyüyen çocukların aldıkları sorumluluklar babayı şaşırtır. Aileye yardım eden birkaç erkeğin bu yaklaşımını erkek yanlış değerlendirir. Hayatında yalnız onun olduğunu söylemesine rağmen karısına bir türlü inanmaz ve çareyi evi terk etmekte bulur. Trendeyken daha uzaklaşmadan iki çocuğunun vagonların peşinden koştuğunu gören baba trenden iner ve yaptığı yanlışı anlar. Bu öykü sanki savaşın salt cephelerde verilmediğini, geride kalan insanların, kadınların, çocukların ve yaşlıların da büyük bir özveriyle yaşam savaşı verdiklerini anlatır. Gri, Yuşka ve Üçüncü Oğul da beğendiğim öyküler. Platonovu geç keşfetmiş olsam da diğer öykülerini ve romanlarını da okuyarak bu açığı kapatmaya çalışacağım. Herkese tavsiye ederim.
96 syf.
·
Beğendi
·
5/10 puan
Ahlâkî ve İbretlik Hikâyeler
Tolstoy, altı ibretlik öyküden oluşan bu kitabında insanlığa ders mahiyetinde hikâyeler anlatmış. Kutsal kitaptan yaptığı alıntılarla insanlara doğru yolu göstermeyi amaçlamış. Sevginin gücüne ve tanrı alâmeti bir duygu olduğuna vurgu yapmış. Açgözlülüğün sonu olmadığına, bir gün bu dünyadan göçmek vaki olduğuna göre insanların neden mala mülke tamah ettiğini verdiği örneklerle açıklamış ve yanlışlığına vurgu yapmış. Kin gütmenin insanî bir duygu olmadığını, kinin sonunun olmadığını, barış içinde yaşamak varken kine gark olmanın insanlara hayır getirmeyeceğini hikâye etmiş. Tolstoy bu kitabında ibret verici hikâyeler anlattığı için edebî anlamda bir değer taşıyan öykü kitabı mıdır doğrusu pek emin değilim. Edebiyat ibretlik öyküleri aşalı yüzyıllar oldu. Buna mukabil Tolstoy gibi büyük bir yazarın insanlığa doğruyu, iyiyi, güzeli anlatması ve insanların doğru yoldan ayrılmaması gerektiğini salık vermesi tabiidir ki es geçilemezdi. Bu bağlamda ahlaka vurgu yapan bu öyküler ibret için okunmalı ama günümüz insanının bu ibretlere oldukça uzak kaldığını esefle vurgulamak gerekir.

Okur takip önerileri

Övgü
@ovgutasHasan Hüseyin AKKAŞ ile benzer
od
@dandinHasan Hüseyin AKKAŞ ile benzer
Sezen
@sezen1zmHasan Hüseyin AKKAŞ ile benzer
Daha fazla göster
110 syf.
·
8 günde
·
Beğendi
·
8/10 puan
Yok Yolcu Yeni Bir "İshak"mı!
İçinde on öykü barındıran Yok Yolcu, Kâmil Erdem 'in Şu Yağmur Bir Yağsa ve Bir Kırık Segah'tan sonra yayımladığı üçüncü öykü kitabı. Sait Faik hikâye armağanı kazanmasını sağlayan Yok Yolcu'nun, edebiyatımızda, bilhassa öykü türünde yeni bir soluk olduğunu iddia edebiliriz. On öyküden oluşan kitabın ilk yedi öyküsü, kendine özgü anlatım diliyle öne çıkan öykülerden oluşuyor. Son üç öyküye nüfuz edemediğimi düşünüyorum. Kâmil Erdem öykülerinde çoğunlukla durumun getirdiği anların zihninde uyandırdığı düşünceleri dışavuruyor. Şimdi ile geçmiş arasında kurduğu köprüde bir o yana bir bu yana salınıp, "sisleri aralayarak" şaşırtıcı ölçüde etkileyici metinler kotarıyor. Uzun ve düşündürücü cümleleri, betimlemeleri, açık uçlu sonları, çarpıcı tespitleriyle ilk yedi öyküsü edebiyatımızda sağlam bir yer ediniyor. Sosyalist kimliğe sahip yazarın artık geçmişte anlara dair göndermeleri hoş ve anlamlı. Kâmil Erdem'in Yok Yolcu adlı ödüllü öykü kitabı, yeni bir İshak olur mu bilmiyorum ama bende uyandırdığı düşüncelerle İshak'tan aşağı kalmayacağını iddia edebilirim. Özgün diliyle, etkileyici betimlemeleriyle geç yaşına rağmen yeni bir ustayla tanışma şerefine nail olduğumuzu düşünüyorum. Diğer iki öykü kitabını okumanın artık şart olduğunu düşünüyorum. Öykü okuyucusunun es geçmemesi gereken bir kitap Yok Yolcu, tavsiye ederim.
Yok Yolcu
8.3/10 · 56 okunma
125 syf.
·
Beğendi
·
8/10 puan
O Değerli Konforunuza Bir Müddet Ara
Kadire Bozkurt Buzkandilleri'nde, alışkın olmadığımız ve işlemeye çekindiğimiz konuları ele alarak sert, sahici ve insanın yüzüne tokat gibi inen öyküler yazmış. Ava Ne Olduğunu Bir Türlü Anlayamıyor, Blob, Bunu Bilemezsin, Korku, Utanç gibi öyküler bahsedilen minval üzere yazılmış. Öykü kişilerinin netameli olduğu kuşku götürmez. Edebiyat metinlerinin insanı rahatsız etmesi gerektiğini birçok yazar vurgulamıştır. Kadire Bozkurt'un metinlerinin de bahsedildiği gibi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Okuyucuyu rahat koltuğunun konforundan uzaklaştırıp, edebiyatımızda ele alınması çok da uygun görülmeyen mevzuları açık yüreklilikle ortaya koyarak "ne oluyoruz" sorusu sorduran öyküler bunlar. Kadire Bozkurt'un yazı dili oldukça yalın. Anlatımı oldukça sade. Mevzuyu eğip bükmeden dolaysız anlatıyor ve eminim ki bunun okuyucu üzerindeki tesiri de yoğun oluyor. Kadire Bozkurt kalemi güçlü bir yazar. Yazarın diğer öykü kitaplarını da okumak elzem olmuştur.
Buzkandilleri
8.6/10 · 29 okunma
Reklam
2
22
217 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42