Başkumandan Fahruddevle'nin bölgenin öteki kent ve kalelerine yolladığı kuvvetler, Mardin, Siirt, Erzen ve Hasankeyfdeki savunmayı kolaylıkla kırmayı başardılar. Bu durum karşısında ümitsizliğe düşen Mervanoğlu, veziri Ebů Salim'i Silvan'da, kendi yerine vekil bırakıp halka ve askerlere, "Ona kesin olarak itaat etmelerini" bildirdikten ve özellikle ülkesinin savunmasını yakınlarına bıraktıktan sonra, şehir ilerigelenleri, emîrler, kabile reisleri ve birçok değerli armağanlarla birlikte bizzat İsfahan'da sultan Melikşah'ın katına çıkıp, "Ülkesine karşı girişilen Selçuklu askerî harekâtını durdurması" hususunda rica ve istirhamda bulunmak üzere, Silvan'dan gizlice ayrıldı. O, İsfahan'da birçok Selçuklu emîrleri hattā vezir Nizamülmülk ile de görüşüp aracı olmaları için getirdiği armağanların bir kısmını onlara vermesine rağmen sultan tarafından kabul edilmedi. Bunun üzerine son bir girişimde bulunarak sultanın karısı Terken Hatun'u da ziyaret edip, "Huzura çıkabilmesi için onun aracı olması" hususunda büyük çaba gösterdi, fakat başarı sağlayamadı. Sonunda sultanın "Yalnız Silvan'ın kendisine bırakılabileceği, ülkesinin öteki bütün kent ve kalelerinin doğrudan doğruya Selçuklu yönetimine geçmesinin gerektiği ve bu takdirde harekâtın derhal durdurulacağı" hususundaki öneri ve kararı, kendisine bildirildi. Bunun üzerine Mervanoğlu, sultanın bu önerisini, kalelerin sağlam, savunmalarının iyi yapılmakta olması ve ayrıca yaklaşmakta olan kış yüzünden harekâtın gevşeyeceği sebepleriyle, düşmeyeceğine inanan veziri Ebû Salim ile mektuplaştıktan sonra, kabule yanaşmadı.
[...]
Hâlâ İsfahan'da bulunan ve ülkesinin yönetimini elinde tutma ümidini kaybetmeyen Mervanoğlu Mansur, Horasan'da isyan eden kardeşi Tekiş'e karşı askerî harekâtını bizzat yöneten sultan Melikşah'ın karargahına