Becirman Seyyidlerinin atası kabul edilen Seyyid Bilal'in Bağdat'tan Hasankeyf'e hicreti, yalnızca bir yer değiştirme değil; aynı zamanda bir irfan yolculuğudur.
Sayfa 193 - Çıra·Kitabı okudu
Hasankeyf şu an su altında.
“Süleyman Demirel’in yardımcısı olan Turgut Özal var ya” dedi Garzan. Gözleri fal taşı gibi açılmış Xeyri “eeee” dedi. “Kürdistanı adım adım karış karış dolaştı, tarihi yerleri bir bir gezdi. Hasankeyf’te mağaraların her birine baktı. Diyarbakır’da Sur’a, Ergani’ye uğradı. Urfa’da incelemeler yaptı ve bir rapor yazdı.” “Ne yazmış raporunda” dedi Sipan “Kürtleri yok etmek istiyorsanız kültürel tarihi miraslarından başlamalısınız, yoksa öldürerek bitmez ama belleksiz tarihsiz bırakılarak biter bunlar demiş.” “Vay alçak” dedi Xeyri “Bir de Kürt olacak” dedi Sipan. “Kendini inkâr eden Kürt’ten korkmak gerek” dedi Mereto. “Azgınlaşıyor düşmanın yanına varınca, it gibi saldırıyorlar” dedi Berxwedan. Garzan: “Bu yüzden baraj yapımına başladılar, miraslarımızı sulara gömmek için” “Hidro elektrik santrallerini de doğamızı zehirleyerek, farklılığını bitirmek için Kürdistan’a yaptılar.” Sipan: “Kar için yeryüzünü sömürür doğayı katliamdan geçirir bunlar”
Sayfa 36
Reklam
Başkumandan Fahruddevle'nin bölgenin öteki kent ve kalelerine yolladığı kuvvetler, Mardin, Siirt, Erzen ve Hasankeyfdeki savunmayı kolaylıkla kırmayı başardılar. Bu durum karşısında ümitsizliğe düşen Mervanoğlu, veziri Ebů Salim'i Silvan'da, kendi yerine vekil bırakıp halka ve askerlere, "Ona kesin olarak itaat etmelerini" bildirdikten ve özellikle ülkesinin savunmasını yakınlarına bıraktıktan sonra, şehir ilerigelenleri, emîrler, kabile reisleri ve birçok değerli armağanlarla birlikte bizzat İsfahan'da sultan Melikşah'ın katına çıkıp, "Ülkesine karşı girişilen Selçuklu askerî harekâtını durdurması" hususunda rica ve istirhamda bulunmak üzere, Silvan'dan gizlice ayrıldı. O, İsfahan'da birçok Selçuklu emîrleri hattā vezir Nizamülmülk ile de görüşüp aracı olmaları için getirdiği armağanların bir kısmını onlara vermesine rağmen sultan tarafından kabul edilmedi. Bunun üzerine son bir girişimde bulunarak sultanın karısı Terken Hatun'u da ziyaret edip, "Huzura çıkabilmesi için onun aracı olması" hususunda büyük çaba gösterdi, fakat başarı sağlayamadı. Sonunda sultanın "Yalnız Silvan'ın kendisine bırakılabileceği, ülkesinin öteki bütün kent ve kalelerinin doğrudan doğruya Selçuklu yönetimine geçmesinin gerektiği ve bu takdirde harekâtın derhal durdurulacağı" hususundaki öneri ve kararı, kendisine bildirildi. Bunun üzerine Mervanoğlu, sultanın bu önerisini, kalelerin sağlam, savunmalarının iyi yapılmakta olması ve ayrıca yaklaşmakta olan kış yüzünden harekâtın gevşeyeceği sebepleriyle, düşmeyeceğine inanan veziri Ebû Salim ile mektuplaştıktan sonra, kabule yanaşmadı. [...] Hâlâ İsfahan'da bulunan ve ülkesinin yönetimini elinde tutma ümidini kaybetmeyen Mervanoğlu Mansur, Horasan'da isyan eden kardeşi Tekiş'e karşı askerî harekâtını bizzat yöneten sultan Melikşah'ın karargahına
Sayfa 96·Kitabı okudu
Nemrut, Hasankeyf Amed'i göreceğimiz günler düşlerimizi süslerdi.
Sayfa 26 - Vate yayınları·Kitabı okuyor
Edebiyat
Kürtler Antik kaynaklarda Kardu, Kordu, Gordy adlarıyla anılan kavim Cizre yakınındaki Kürd Dağının (Cudi Dağı) kuzeyinde, bugünkü Şırnak ilinin Merkez ve Güçlükonak ilçeleriyle belki Beytüşşebap ve Hakkari yörelerinde yaşamaktaydı. MÖ 1. yüz­ yılda kısa bir süre Ermeni krallarına boyun eğmiş, Romalılarla bir dönem ittifak etmiş, fakat yazılı tarihte bundan başka fazlaca iz bırakmamıştı. MS 10. yüzyıldan önce kendi anayurtları dışında etkinlik gösterdiklerine dair elde ciddi bir veri bulunmaz. İslam kaynaklarında bir kavim adı olarak Kürtlerden söz edilen ilk olay, yanılmıyorsak, Musul'un Hamdani emiri Ab­dullah'ın kenti tehdit eden Kürtlere karşı 913-914'te açtığı seferdir. 'Kürt' adıyla ün kazanan ilk20 önemli siyasi oluşumu 978 dolayında Bad b. Dostık veya Dustak kurdu.21 Hizan ile Şirvan arasındaki dağlarda aşiret reisi olduğu anlaşılan Bad, dostluk, zorbalık ve evlilik yoluyla bölgedeki Kürt aşiretlerini bir araya getirdi. Hamdaniler adına Ahlat ve Malazgirt tara­fına akınlar düzenledi. Hamdanilere karşı Deylemli Büveyhi­lerle bir oldu; sonra Büveyhilere de isyan edip Miyafarkin'e (Silvan) yerleşti; emirliğini ilan edip sikke bastı. Bizans yar­dımıyla 983'te Musul'u, ardından Amid (Diyarbakır), Hasankeyf ve Nusaybin'i ele geçirdi. Böylece bugün Türkiye, Irak ve Suriye Kürdistan'ı olan topraklar tarihte ilk - ve şimdilik son - kez ayrı bir devlet olarak birleştirilmiş oldu. Bad'ın ölü­münden sonra kaynı veya damadı Mervan'ın adıyla Mervani adını alan beylik 1005/1010 ile 1061 arasında hüküm süren Nasrüddevle zamanında altın çağını yaşadı. Tuğrul Bey'in akınlarına boyun eğdi; 1 095'te sona erdi. Dönemin kapsamlı tarihini kaleme alan Cizreli İbnü'l-Esir Mervani beyliğinden 'Kürtler' olarak söz eder.23 Kendi hüküm alanlarına 'Kürdistan' adını verdiklerini Urfalı
Tarih
Gerçek ismi Hısn-ı Keyfa olan Hasankeyf, Mardin San­cağı'na bağlı Midyat Kazası'nın altı köylü bir nahiyesidir.
Sayfa 44·Kitabı okudu
Reklam
Reklam