Hasan Karademir

Hasan Karademir
@hasankrdmrr
Medeniyetlerin gelişmesinde teknik vasıtalarının muayyen bir seviyesinde, ancak onunla ilgili ve muayyen derecede bir kültürden bahsedilebilir. Bununla beraber her çağda muhtelif cemiyetler, aynı tekniği kullanabilmek kabiliyeti bakımından kültür hususiyetleri göstermişlerdir. Mısır'ın mimarîsi Yunan'a benzemez. Çünkü Mısır'daki trahit Yunan'da, veya Yunan'daki mermer Mısır'da yoktur. Asur'un mimarisi, kerpiç tekniği ile ilgilidir. Dilde, örf ve âdette, musikide bu hususiyetler daha çok göze çarpar. Böylece -ister istemez- milletlerin birbirine pek benzemeyen kültürleri olacağı anlaşılır. Millî kültür davasının bu kadar esaslı bir dava olarak meydana çıkması da bundandır.
Sayfa 10 - I - KÜLTÜR VE MEDENİYET, Kültür Birliği, İş Bankası Kültür Yayınları
Kültür
Reklam
(...) Manasının müphemliği yüzünden çok defa sığınak veya hücum vasıtası gibi kullanılan mefhumlardan biri de "milletlerarası"dır (international). Bu kelime ilk bakışta çok açıktır. Birer realite olarak mevcut olan milletlerin arasındaki müessese ve fikir mübadelelerini veya iştiraklerini, umumi bir kelimeyle milletlerarasındaki her türlü münasebetleri ifade eder. Milletlerarası pazar, milletlerarası ilim kongreleri, milletlerarası sanat hareketleri gibi (Medeniyet). Fakat aynı zamanda bu kelime milletleri hesaba katmayan evrensel siyasî hareketleri temsil etmek üzere Fransızca aslıyla "international" diye kullanılmaktadır. Bu kelimeden çıkmak üzere “internationalisme" milliyet aleyhtarlığı manasına gelmeye başladı. Fakat kelimenin bu hususî manasının yukarki ile hiçbir münasebeti yoktur. Buna rağmen iki mana karıştırılacak olursa, söyleyenin cahil veya hüsnüniyetten mahrum olduğuna hükmetmek lazımdır.
Sayfa 6 - I - KÜLTÜR VE MEDENİYET, Mefhum Buhranı, İş Bankası Kültür Yayınları
Kavramlar
(...) Bu mefhumları elinde kullanan aydınlar onları hazırlayan sebepleri derinden derine bilmezlerse, boş kalıplar ve etiketler halinde kullanırlarsa, düşüncelerini memleketin ihtiyaçları ile ayarlayacak kadar etraflı tetkik kudretinden mahrum iseler bu kelimeler, onların hele daha basit insanların elinde millî idrake hitabeden fikirler değil; fakat, müphem kitle ruhunu harekete getiren tehlikeli sloganlar haline gelir. En kuvvetli demokrasinin demogoji haline düşmesi, şuursuz ve disiplinsiz temayüllerin cemiyete hâkim olması için bu tarzda, asıl maksatla ilgisiz sloganların büyük rol oynadığı vakalara, cemiyetler tarihinde çok rastlanır.
Sayfa 4 - I - KÜLTÜR VE MEDENİYET, Mefhum Buhranı, İş Bankası Kültür Yayınları
Mefhum
Mefhum buhranı ne yapar? Yaşanmamış, duyulmamış ve nasıl doğdukları da hakkıyla bilinmeyen kelimelerin yanlış yerlerde kullanılması, insanları birbirine düşürür. Yanlış tefsirler, yanlış hükümler yüzünden bazen içtimaî mantık, hissî mantık halini alır ve cemiyet için zararlı hareketlere kapı açar. Ortaçağda birbirine hiç benzemeyen, yeni kurulan cemiyetler arasında bu tarzda yaşamamış, duyulmamış mücerret kelimelerin aktarılması yüzünden sonsuz mezhep kavgaları olduğu malûmdur. Bununla beraber hiçbir cemiyet, dışarıdan gelen mefhumlar buhrana sebep oluyor diye bu fikirlere kapılarını kapayamaz; böyle bir hareket, cemiyetlerin geriye doğru gitmesi ve ölmesi demektir.
Sayfa 4 - I - KÜLTÜR VE MEDENİYET, Mefhum Buhranı, İş Bankası Kültür Yayınları
Bizde Buhran
- NÜKTE!
Vaktiyle John F. Kennedy bindiği taksi'den inerken şöföre yüklü bir bahşiş verip oyunu Demokrat Parti için kullanmasını istemeyi düşünmüştü; daha sonra ne yaptığını şöyle anlatıyor; "Herife bahşiş niyetine zırnık koklatmadıktan başka ondan Cumhuriyetçiler'i desteklemesini istedim; böylesi daha ucuza geldi."
Sayfa 297 - Nükte! | Ötüken Yay.
Ahmet Turan Alkan
Reklam