Gene tanımı gereği parrhesiastes, kâhin gibi muammalı bir dil kullanmaz. Söyleyeceklerini olabildiğince açık, dolambaçsız, kisvesiz, retorik süs kullanmadan söyler ki sözlerine doğrudan doğruya buyurucu bir değer yüklenebilsin. Parrhesiastes yorumlanacak bir şey bırakmaz ortada. Tabii ki yapılacak bir iş bırakır: Muhatabına hakikati kabul etme cesaretini göstermenin, hakikati tanımanın ve ondan bir davranış ilkesi çıkarmanın zorlu ödevini yükler. Muhatabına bu ahlaki ödevi bırakır ama kâhinden farklı olarak, onu yorumlama görevinin zorluklarıyla baş başa bırakmaz.
Sayfa 17 - 1 Şubat 1984 Dersi - Birinci Saat, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2018