Hasan Karademir

Hasan Karademir
@hasankrdmrr
Bu adam; deli mi, akıllı mı, şair mi, mütefekkir mi, politikacı mı, idealist mi, ihtilalci mi, istismarcı mı, tüccar mı, batakçı mı, ne olduğu belli olmayan bu adam, Anadolu halkının ta canevine girerse ne olur?. Ona karşı, tazyik, tehdit, para, menfaat, hapis gibi silahlar sökmemiştir Artık kala kala iki şey kalıyor; ya onu ense kökünden vurup bu dünyadan yok etmek; yahut onun bu dünyada gülünç ve pestpaye bir ceset sürüklemesine göz yumarak, ne kadar şeref, fazilet ve itibarı varsa onları baltalamak... Birinci şekli hiç tecrübe etmemişlerdir. Ya buna cesaret edememişler, yahut beni büsbütün mefkûreleştireceklerini düşünerek bu şekli o kadar faydalı bulmamışlardır. Allah buna müsaade etmemiştir. Derhal, ikinci kolay, sinsi ve alçak şekil... Benim, bir samimiyetsiz, düşük ahlâklı, tüccar, kumarbaz, ayyaş, zampara bir tip olduğuma dair müthiş ve teşkilatlı bir propaganda...
Sayfa 98 - (MALATYA HADİSESİNDEN SONRA), MASKENİZİ YIRTIYORUM!, BİNAENALEYH, b.d.y
Üstad Necip Fazıl Kısakürek
Reklam
İşte 9 yılın kısa hikayesi: Politika ve içtimaî davaya atılışım 1936'da başlar. 1936-43 arasındaki yedi yıl içinde, İslâmî temayülüm, şahsî bir zevk ve müphem bir telkin planında olduğu için; ne devlet, ne de matbuatta fincancı katırlarını ürkütmez. Bu devir esnasında yalnız münekkitler ve bazı muharrirler, anî istihalemi hazmedemezler ve halimi türlü türlü tefsire koyulurlar. "-İslâm komünisti!" "-Hayır, İslâm faşisti.!" "-Yok, yok, neo-müzülman!." "-Sırf züppelik olsun diye İslâmlık taslıyor!." "-Ahmak burjuvaları şaşırtmak merakında bir san'atkâr mizacı!.." "-Sabık şair; kendisine yazık etti.!" "-Samimiyetsiz adam; kimbilir hangi istismarlar peşinde!" Yukarıdaki teşhislerin herbiri, güya meşhur bir edib veya muharrir tarafından konmuştur. Körler fili böyle muayene eder. (Ağaç) mecmuası ile (1936) başlayıp, (Bir Adam Yaratmak) piyesi ile (1938) ruh temelini atan adamın 1943'den 1953'e doğru nerelere varacağını hesap edebilecek kabiliyet kimsede yoktur. Hale bakın ki siz, 1939'da Caddebostan'daki villasında beni yemeğe çağıran Falih Rıfkı Atay, sofrada ve zevcesinin yanında bana şöyle der: "-Yahu, Necib Fazıl, senin tarzında, senin çapında bir adam nasıl müslüman olur?" "-Benim çapımı geç ya; fakat insanın çapı yükseldikçe müslümanlığa bağlanmak ve ondan başka hiçbir şey tanımamak şansı artar." "-Müslümanlık deyince benim burnuma ayak kokusu gelir.!" "-O, müslümanlığın değil, müslümanlığı kötü temsil edenlerin ve belki senin babanın ayak kokusudur. Siz, müslümanlığı şu ortada gördüğünüz sözde müslümanlardan ayıramayacak kadar tecrit kafasından mahrum insanlarsınız.!" Bu konuşma üzerine, ne gariptir ki, nefir sesi Falih Rıfkı Atay'dan gelmedi de, zevcesinden geldi.
Sayfa 95 - (MALATYA HADİSESİNDEN SONRA), MASKENİZİ YIRTIYORUM!, BİNAENALEYH, b.d.y
Mücerret Fikir
KISACASI, BEN KÜFRÜ FAKA BASTIRMIŞ OLAN ADAMIM! Onlar bende faka bastılar; ve beni kendilerinin en büyüğü olmak yerine, müslümanların en küçüğü, fakat kendilerinin en korkunç düşmanı görünce apışıp kaldılar. Ve öteden beri gelen orta malı, pestzinde, malum klişeleri geveler, aşksız ve ruhsuz kaba softa tipinden farkımı düşününce, başlarına bütün dünyaların yıkılacağını sandılar. Zira bende vehmettikleri kabiliyet, istidat, bilgi, irfan, san'at ve ifade değerine nisbetle, bu asırlık dâvanın ancak benim elimde tehlike belirttiğini ve belirteceğini anladılar. Onlar, deminki vasıfları ile, öteden beri gelen, orta malı, pestzinde, malum klişeleri geveler, aşksız ve ruhsuz kaba softa tiplerinden korkmazlar; bu insancıkları kolayca bazı vahitlere irca edebilirler. Onlar için tehlike benim, biziz!.. Zira biziz ki, onların sahte dünyalarını, bizzat o sahte dünya içinde yetişmiş, çile doldurmuş, nihayet havasızlıktan patlamış en halis tipler olarak ifşa ve iptal edebiliriz. Biziz ki, bu mukaddes dâvayı, tamamı ile kanun yolundan, kırçıl sakallar, kazma dişler, dar alınlar, vahşî bakışlar ve kapkara cehaletler elinden alıp, onu, nuranî yüzler, inci dişler, geniş alınlar, derin ve tatlı bakışlar ile ebedî güneşler ikliminde yepyeni bir gençliğe teslim edebilir, yepyeni bir vecd ve aşk nesline devredebiliriz. Ya sonra ne olur; ne olur bu adamların halleri dünyaları, inkılâpları, sahte reçeteleri, yalancı ilimleri, kalpazan san'atları, zinaları, içkileri, kumarları, dalavereleri, hırsızlıkları, ticaretleri, istismarları, herşeyleri, herşeyleri???..
Sayfa 93 - (MALATYA HADİSESİNDEN SONRA), MASKENİZİ YIRTIYORUM!, BENİM HÂLİM, b.d.y
Üstad Necip Fazıl Kısakürek
Yeni bir Türk milli marşı istendiği zaman Çankayalardan mankayalara kadar dolaşıp "-Bu işi Necip Fazıl dan başka kimse yapamaz!" Diye mekik dokuyan Falih Rıfkı Atay'dan tevil bekliyorum. Bugün beni tanımadığını; ve benim, benim gibilerle -müslümanlarla- beraber bir kampa kapatılmam gerektiğini yazan; fikirsiz, esersiz, irfansız ve şahsiyetsiz esnaf Sedat Simavi, bir zamanlar (7 Gün) mecmuasında adıma destanlar tertiplemişti.
Sayfa 93 - (MALATYA HADİSESİNDEN SONRA), MASKENİZİ YIRTIYORUM!, BENİM HÂLİM, b.d.y
Üstad Necip Fazıl Kısakürek
Evet, bizzat ben gazeteciyim; ve Allah'a şükür Tanzimattan beri gelen, menfi tarafından galip ve hakim örnekler arasında, bu milletin ruhuna bağlı ve rüyasına ilişik, sahici, belki de ilk dünya görüşünün mimarı ve davacısıyım. Müslümanım; müslümanlık çapında hiçbir kıymet ve haysiyet ölçüsü tanımıyorum; bin yıllık şecereye sahip bir Anadolu ailesinden geliyorum... Ve bir zamanlar küfrün, hiçbir şahsa göstermediği medih edebiyatının ithaf edildiği faniyi şahsımda gezdiriyorum. BEN, KÜFÜR YOBAZLARININ TABİRİ İLE, MALUM VE MAHUT BİR SOFTA OLARAK İŞE BAŞLADIM. SAF ŞİİR, SAN'AT, EDEBİYAT VE TEFEKKÜR YOLUNDAN GELDİM. BUGÜN SOLCU VE AŞIRI İNKILAPÇI BİR YAYINEVİNİN VE (VARLIK) MECMUASI SAHİBİNİN KALEMİ İLE "BİR MISRAI BİR MİLLETE ŞEREF VERECEK İNSAN..." DİYE GÖSTERİLDİM.
Sayfa 92 - (MALATYA HADİSESİNDEN SONRA), MASKENİZİ YIRTIYORUM!, BENİM HÂLİM, b.d.y
Üstad Necip Fazıl Kısakürek
Reklam