Hasan Karademir

Hasan Karademir
@hasankrdmrr
İnsanlar, bulundukları ortama yeni birisi girdiği zaman genelde ya o kişi hakkında bilgi edinme ya da halihazırda sahip oldukları bilgileri kullanma çabası içine girerler. En merak edilenler; o kişinin genel toplumsal ve iktisadi durumu, kendini nasıl gördüğü, çevresine karşı takındığı tavır, işinde usta olup olmadığı ve güvenilir olup olmadığı gibi konulardır. Bu bilgilerin bir kısmı sırf iş olsun diye toplanmış gibi görünse de genelde bu merakın gayet pratik nedenleri vardır. Söz konusu kişi hakkındaki bu bilgiler; gözlemcilerin kendilerinden ne beklendiği ve kendilerinin karşılarındaki insandan ne bekleyebilecekleri üzerine bir önbilgi sağlayarak "durumun tanımını" yapmalarına olanak verir. Bu şekilde bilgilenmek, söz konusu kişiden istenen tepkilerin en iyi nasıl alınabileceğinin görülebilmesi açısından yararlıdır. Ortamda bulunanların yararlanabilecekleri pek çok bilgi kaynağı ve bu bilgiyi iletecek pek çok taşıyıcı (veya "işaret aracı") bulunabilir. Gözlemcilerin gelen kişiyi tanımamaları durumunda ise; o kişinin görünüş ve tavırlarından, aşağı yukarı benzer kişiler hakkında elde edilmiş deneyimlerden yararlanmaya veya daha da önemlisi, denenmemiş klişeleri o kişiye uygulamaya yardımcı olan ipuçları edinmek mümkün olabilir. __Ayrıca geçmiş deneyimlerden yola çıkarak belli bir toplumsal çerçevede yalnızca belli tür insanların olabileceği varsayımında bulunabilirler. O kişinin kendisiyle ilgili söylediklerinden ya da kim ve ne olduğuna yönelik sunduğu belgelerden faydalanabilirler. Mevcut etkileşimden önceki deneyimlerinden o kişi hakkında doğrudan ya da dolaylı olarak bilgi sahibi olmuşsalar; şimdiki ve gelecekteki davranışlarını öngörmek açısından psikolojik özelliklerinin ne denli sürekli veya yaygın olduğuna dair varsayımlara
Sayfa 15 - Ocak 2014, GİRİŞ, Metis Yayınları
Psikoloji
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ordunun silâhsız, Milletin nefessiz, Halkın ekmeksiz, Evin güvensiz, Mektebin hürmetsiz, Aklın riayetsiz, Kasanın bekçisiz, Kıymetin geçersiz, Partinin inançsız, Kanunun müeyyidesiz, İşçinin dizginsiz, Patronun tasmasız, Namusun değersiz hale getirildiği bir hengâmede “Müslümanım ve Türküm!” diyen ve hedefi bu ulvî gayede toplayan bir gençliğe resmî ve hususî bir katliâm yapılmakta ve yaptırılmaktadır. Bu katliâmı Eski Roma tiranlarının gladyatör dövüşlerini izlemesi gibi âdeta bir tertipci hazzı içinde seyreden bir idare de tepemizin üstünde... Artık bıçak kemiğe dayanmış değil, ciğeri delip geçmiştir. Eğer Anayasanın sadece vicdan ve fikir hürriyeti maddesine en küçük bir itibar mevcutsa o itibarın binek taşına çıkıp haykırıyoruz: – İşte şu muhteşem kalabalık hiçbir madde müdahalesi olmaksızın sadece fikir dalgaları halinde hükümet denilen kapının önüne dikilmiş, sesini yükseltiyor: “İki omzunun üstünde arayıp bulamadığımız başını alıp kaçmaktan gayri çaren kalmamıştır! Müslüman-Türk, kanun yoluyla işe el koymanın ve hükümeti hükümet kılmanın arefesindedir!”
Sayfa 63 - VE HİTABE, 16 Nisan 1978, b.d.y
Çerçeve
Müslüman-Türk! Seni, göğü toprağa ve cevheri elmaslık kömüre bağlayan bu sıfatın nuru içinde, aşkla selâmlarım! Şu anda hava, madde gözüyle burada açık ve her yerde kapalı olabilir. Ama mutlaka bilinmelidir ki, Müslüman-Türk bugün, kendi devlet çerçevesi içinde, üzerinden güneş geçmeyen belki tek ülkeyi belirtiyor! Ağzı kalaslarla örtülü ve taşlarla örülü bir kuyu dibindeyiz Türlü dertleri, felâketleri içinde her diyar, asık suratlı veya güleryüzlü her çeşit güneşten pay alırken, olması gerekenle olan arasındaki korkunç nispetsizlik bakımından gün ışığından topyekûn mahrum, bu cihanda bir biz kaldık! Müthiş bir hilkat tecellisi olarak vatanımızın her noktasında güneşin doğmasiyle tutulması bir oluyor; ve yalnız Türkiye’ye mahsus bu manevî kusuf güneşle aramıza giren, sıyrılmak bilmeyen ve her ân büyüyen kaatil bir dünyanın lekesini ihtar ediyor! O kimdir; güneşle aramıza giren kimdir? Fezada mekân işgal etme hassasını yalnız kendisine inhisar ettirmek dâvasında bir yıldız!..
Sayfa 61 - HİTABE, 15 Nisan 1978, b.d.y
Çerçeve
Üç kâğıtçılığın bu alenî şekli karşısında Halk Partisine rey verenleri vasıflandırmaktan kelimeler âcizdir. Var gelin, Halk Partisinin vasfını hâyal etmeye çalışın!.. Bizde işin en feci tarafı şudur ki, bu umumî kumarhane havası gitgide sadece mânasının, yani keyfiyetin ocağı olması gereken partilere kadar girmiştir. Boş yok, boş yok! Yutturduğu hapların hepsi “karga büken” zehirli... Ve işte bizde parti zanaatı: - Boş yok, boş yok! Her oya bir ödül!.. Bu ödül, memleketi yağmalama mükâfatıdır...
Sayfa 60 - BOŞ YOK!, 14 Nisan 1978, b.d.y
Çerçeve
- DEĞİŞMEYEN ENTELLER...
(...) Başlarına takma arslan kafasını geçirmiş bön ve toy kuzulardı bunlar... Yahut yüzlerine (Sokrates) makiyajı yapmaya özenmiş haylâz taklitçiler... Ne üstün fikrin arslan kafasını dolduran hamle ağırlığına, ne de (Sokrates)in başındaki hikmet yüküne dayanabilirdi omuzları..
Sayfa 58 - BASINIMIZ, 13 Nisan 1978, b.d.y
Çerçeve