Hasan Karademir

Hasan Karademir
@hasankrdmrr
632 okur puanı
Ağustos 2022 tarihinde katıldı
(...) (Paskal)a sorarsanız; bir lâfın gelişinden, bir hâdisenin gelişinden, onun zahirî münasebetlerine göre yalancı mânalar çıkararak hüküm yürütenler, bir evde, tenazura uygun olsun diye sahte pencere açanlara benzer. Beyin kanserine tutulacak kadar derin düşünen (Paskal), bu harikulâde tarifiyle demagocya zanaatçısını anlatmış oluyor.
Sayfa 19 - DEMAGOCYA ZANAATI, 10 Mart 1944·Kitabı okudu
Çerçeve
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Demagocya zanaatı, (karne) hırsızlığından daha şenî bir fikir suistimalidir. (Karne) hırsızı, hiç değilse hakikî ekmeğin sahte vesikasını satar; demagocya zanaatçısı ise, sahte fikrin, sahte vesikasını…
Sayfa 19 - DEMAGOCYA ZANAATI, 10 Mart 1944·Kitabı okudu
Çerçeve
ŞAHSİYET VE ŞAHSİYETSİZLİK
Şahsiyet, şahsiyet!.. Şahsiyet bir kubbe midir; şahsiyetsizlik bir örümcek olur, gelir, onu köreltmeye çalışır. Şahsiyet bir tarla mıdır; şahsiyetsizliğe hemen tarla faresi olmak düşer. Haydi şahsiyet bir çam ağacı olsun; tırtıllar, ya tırtıllar?.. Yok, yok, şahsiyet, en nadir ağaçtan, en mahrem emeklerle yontulmuş kocaman bir tahttır; şahsiyetsizlik küçülür, küçülür, nokta kadar bir kurt olur ve mevsimler boyu süren kısık (heyamola)larla, en nadir ağacın en nadir emeklerle yontulu nakışlarını yer. Rüzgâr çizgili atların sineği, gelin endamlı teknelerin midyesi, altın ışıklı saçların kepeği ve daha nelerin neleri vardır! Eğer şahsiyet, kalem, söz, fikir ve dava şeklinde heykelleşecek olursa, gelin siz, şahsiyetsizliğin, onu battal etmek için, insan kılığında, hangi sefalet ve şenaat unsurlarına kadar bürüneceğini hayal edin! Fakat şahsiyetsizliğin, şahsiyetin mutlak mânası üzerinde tahribi, Şeytanın Allahı devirmeye çalışması kadar netice alabilir; onlar istediğini yapsın, hesap ve ceza günü bizimdir!
Sayfa 17 - ŞAHSİYET — Bize çatanlara ithaf —, 11 Şubat 1944·Kitabı okudu
Çerçeve
Beni, benim hesabıma tenkit eden adam, bence azizlerin azizi olmak gerekir. Seni, senin hesabına, seni göklere çıkarmak gayesiyle yerin dibine batıran adam, sence azizlerin azizi olmak gerekir. Beni ve seni, benim ve senin için değil de, bana ve sana hiçbir hayat hakkı bırakmaz bir düşmanlık zaviyesinden hırpalayan adam ise, bence ve sence menfurların menfuru olmak gerek… İşte dostla düşmanın incecik farkı!.. Vurmak, kırmak, yıkmak fiilinde ikisi de müşterek olduğu halde, çıkış ve varış noktaları arasındaki zıtlık bakımından biri tam dost, öbürü tam düşman… Bir inkılâbı, o inkılâp adına tenkit eden adam, aynı inkılâbın en saf ve en sadık hizmetçisi bilinmek gerekir. Bir inkılâbın zaaflarını o inkılâp adına, o inkılâbın kuvvet ve kudret bulması adına sayıp döken adam, aynı inkılâp kadrosunun en ulvî ve en kahraman örneği tanınmak gerekir. Bir cemiyetin ahlâk sükutunu, o cemiyetin kökündeki saffet ve fazileti iade etmek adına yangın kulelerinden bağıran adam, aynı cemiyetin en aziz ferdi sayılmak gerekir.
Sayfa 16 - MİLLET SARAYINDA ZİYAFET ÇEKİNİZ!.., 4 Şubat 1944·Kitabı okudu
Çerçeve
Son devrenin zift ruhlu ve gübre beyinli yobazı, milliyetçilik gibi mukaddes bir perdenin arkasında iş görüyor. Dünyada bir şeyin, en korkacağı ve yaka silkeceği madde onun tam ve kâmil zıddı değil, limonla limon tuzu, üzüm sirkesiyle kimyevî sirke, gerçek müslümanla yobaz gibi, sahte benzeri olduğuna göre, mukaddes milliyetçilik perdesinin bu sahte istismarcılarından da (el’aman!!) çekecek tek insan, öz ve hakikî Türk milliyetçisidir. Kuzuyu boğazlamadan ona kendi taklidini yaptıran, kendi tavırlarını takındıran kurdun, yani Mihverin aşağılık hilesine uşaklık edici bu zift yürekliler, Türkiyeye, öz sınırları içinde bir şey olamadan sınır dışı bir iştah telkin etmekle en büyük vatan suçunu işlerken; Türkiyenin iç hali üzerinden muztarip ve samimî tenkit çığlıkları koparanları da, vatanını ve milletini küçük düşürmek iftirasına uğratmaktadır. Halbuki onlar «yıllar ve asırlardır gözlediğimiz hakikî Türk milliyetçilerine selâm!!!» nidasıyle karşılanacak insanlardır.
Sayfa 15 - MİLLİYETÇİLİK NEDİR?, 10 Aralık 1943·Kitabı okudu
Çerçeve