Hasan Karademir

Hasan Karademir
@hasankrdmrr
- İDEAL EĞİTİMCİ VE KİŞİLİK EĞİTİMİ
Birilerini eğitmek isteyen herhangi bir kimsenin, önce kendisinin eğitimli olması gerekir. Ama papağan gibi kitap ezberlemek ve mekanik şekilde yöntemi dayatmak bugün hâlâ uygulanıyor; ve bu, ne çocuk ne de eğitimci için herhangi bir eğitim niteliği taşımıyor. İnsanlar sürekli çocuğun kişiliğinin eğitilmesi gerektiğini söyler. Bu yüce amacı takdir ederken "kişiliği kimin eğittiği" sorusunu sormadan da edemiyorum. Her şeyden önce ve en önemlisi; çoğunlukla kendileri yarı çocuk olan ve yaşamları boyunca öyle kalan sıradan, yetersiz ebeveynler vardır. Tüm bu sıradan ebeveynlerin "kişilikler" olması nasıl beklenir ve onlara birer kişilik aşılamak için yöntemleri düzenleme düşüncesini kim verebilir? O durumda doğal olarak, "psikoloji"ye doymuş, çocuğun yetiştirilmesi ve çocukla başa çıkılması konularında uyumsuz görüşlerle dolu olan pedagoktan, eğitimli bir profesyonelden mükemmel şeyler bekleriz. Kariyer olarak eğitimle uğraşan genç insanların eğitilmiş oldukları varsayılır; ama onların hepsinin aynı zamanda "kişilikler" olduğunu iddia etmeyi hiç kimsenin göze almayacağını söyleyebilirim. Genellikle bu genç eğitimciler de öğretmekle yükümlü oldukları bahtsız çocuklar ve sorumluluklarındaki küçük "kişilikler" gibi, çoğunlukla aynı hatalı eğitimden muzdariptirler. Tüm eğitim problemimiz; çocuğa karşı tek taraflı yaklaşımdan ve eğitimcinin eğitimsizliği üzerindeki aynı derecedeki tek taraflı vurgu eksikliğinden çıkar. Müfredat programını tamamlamış herhangi biri kendini tam olarak eğitilmiş hisseder; diğer bir deyişle "büyümüş" hisseder. Bunu hissetmelidir ve var olma mücadelesinde hayatta kalabilmek için kendi yeterliliklerine karşı sağlam bir inancı olmalıdır. Yoksa herhangi bir şüphe ya da belirsizlik duygusu, kendi otoritesine olan inancını boşa çıkarıp profesyonel bir
Sayfa 195 - Çev. Duygu Olgaç: 2015, VII - KİŞİLİĞİN GELİŞİMİ, Kişiliğin Gelişimi, Pinhan Yayıncılık
Kişilik Psikolojisi
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
- “AYAKLI METOT KİŞİLİKLERİ”
Güvenle iddia edebiliriz ki "Alman Ulusunun Kutsal Roma İmparatorluğu", eğitimci Schiller’in pek farkına varmadı. Diğer yandan, furor teutonicus [Alman vahşiliği], pedagojinin (tam olarak çocukların eğitimi anlamındaki) üstüne atıldı, çocuk psikolojisinin detayına indi, yetişkinin çocuğuksuluğunu ortaya çıkardı ve çocukluğu; yetişkin varlığının olasılıklarını ve yaratıcı anlamını tamamen gölgeleyen, yaşamın ve insan kaderinin olağanüstü bir durumu yaptı. Çağımız, "çocukların yüzyılı" olarak aşırı derecede övülüyor. Anaokullarının sınırsız derecede yayılması, dâhi Schiller’in daha o zamanlar haber verdiği "yetişkin eğitiminin" problemlerine kayıtsızlık anlamına gelir. Hiç kimse çocukluğun önemini inkâr etmez ya da hafife almaz; çünkü evde ya da okulda aptalca yetiştirilme tarzı dolayısıyla ortaya çıkan ciddi ve çoğunlukla yaşam boyu süren yaralanmalar çok belirgindir. Bu yüzden daha mantıklı pedagojik yöntemlere duyulan ihtiyaç çok daha acil bir hal almıştır. Ama eğer bu kötülüğe kökten saldırılacaksa, kişi tüm ciddiyetiyle "bu denli aptal ve gerikafalı eğitim metotlarının kullanılmaya nasıl başladığı ve hâlâ nasıl kullanılıyor olduğu" sorularıyla yüzleşmelidir. Belli ki yegâne sebep; insanlıktan nasibini almamış, "ayaklı metot kişilikleri" biçiminde ortalıkta gezen deneyimsiz eğitimcilerin varlığıdır.
Sayfa 194 - Çev. Duygu Olgaç: 2015, VII - KİŞİLİĞİN GELİŞİMİ, Kişiliğin Gelişimi, Pinhan Yayıncılık
Kişilik Psikolojisi
Bugünlerde "kişilik eğitimi", makine çağının standart, toplu üretilmiş, "normal" bir insan talebine sırtını dayayan bir eğitim ülküsü haline geldi. Dünya tarihinin devasa derecede özgürleştirici eylemlerinin; her zaman ikinci sırada olan ve sadece demagoji yoluyla harekete kışkırtılan durağan kitleler tarafından değil, "öncü kişilikler" tarafından yapıldığı konusundaki tarihî gerçeğe hürmet edilir. İtalyan ulusunun hurra nidaları diktatörün kişiliği sayesinde yankılanır, diğer uluslar ise güçlü liderlerinin olmamasına ağıt yakarlar. Bu nedenle kişilik hasreti, bugün birçok insanın zihnini meşgul eden gerçek bir problem haline geldi.
Sayfa 193 - Çev. Duygu Olgaç: 2015, VII - KİŞİLİĞİN GELİŞİMİ, Kişiliğin Gelişimi, Pinhan Yayıncılık
Kişilik Psikolojisi
"Güçlerin icrasında tek taraflılık bireyi yanlışa ama ırkı doğruya sevk eder," der Schiller. Üst işlevin ayrıcalıklı durumu toplum için değerliyken, birey için zararlıdır. Bu zararlı etki öyle bir dereceye gelmiştir ki günümüz kültüründe kitlesel örgütler, aslında bireyin tamamıyla yok olması için çaba gösterir; çünkü örgütlerin varoluşu, bireylerin ayrıcalıklı işlevlerinin mekanik uygulanmasına bağlıdır. İşleyen şey insan değil, onun farklılaşmış bir işlevidir. Kolektif kültürümüzde insan artık insan gibi görünmez: İnsanı sadece bir işlev temsil eder; dahası, kişi kendisini bu işlevle tamamıyla özdeşleştirir ve diğer alt işlevlerin bağlantısınıo inkâr eder. Böylece modern insan sadece bir işleve indirilir; çünkü kolektif değeri temsil eden bu işlevdir ve muhtemel bir geçimi tek başına sağlama alıre Ama Schiller'in açıkça gördüğü gibi, işlev başka bir yoldan da farklılaşabilirdi: "İnsanın birçok kapasitesini geliştirmenin, bunları birbiriyle karşı karşıya getirmekten başka yolu yoktu. Güçlerin bu zıtlığı büyük bir kültür aracıdır ama sadece bir araçtır; zira araç devam ettiği sürece sadece kültüre giden yolda oluruz."
Sayfa 88 - Pinhan Yayınları, SCHİLLER’İN TİP PROBLEMİYLE İLGİLİ FİKİRLERİ, İnsanın Estetik Eğitimi Konulu Mektuplar, Mayıs 2019
Psikoloji
Schiller, modern bireyin bu gerilemesinden kültürü, yani işlevlerin farklılaşmasını sorumlu tutar. Sonra sanatta ve bilimde sezgisel ve spekülatif zihinlerin nasıl birbirine yabancılaştığını, her birinin diğerini kendi uygulama alanından kıskançlıkla nasıl dışladığını belirtir: "Faaliyetimizi tek bir alanla sınırlayarak, diğer kapasitelerimizi devamlı baskılayan bir efendiye kendimizi teslim ettik; bir yerde bol imgelem, idrakin güç kazanılan meyvelerini yağmalarken, başka yerde soyutlamanın ruhu; yüreği ısıtabilen ve hayali tutuşturan ateşi söndürür." Topluluk; işlevi insanın ölçüsü yaparsa, vatandaşlarından birinin sadece hafızasına, diğerinin tasnifçi idrakine ve öbürünün sadece mekanik becerisine saygı gösterirse, karaktere kayıtsız kalıp sadece bilgiyi vurgularsa, düzenin ruhu ve yasaya itaat tutumuyla birlikte var olduğu müddetçe idrakin en derin karanlığını bağışlarsa —aynı zamanda söz konusu bireylerde izin verdiği kapsamlılık kaybıyla orantılı yoğunlukta bu özel yatkınlıkların icra edilmesini isterse— bütün dikkati onur ve kâr getiren birinin üzerinde toplamak için zihnin geri kalan yatkınlıklarını ihmal etmesine şaşırır mıyız?
Sayfa 86 - Pinhan Yayınları, SCHİLLER’İN TİP PROBLEMİYLE İLGİLİ FİKİRLERİ, İnsanın Estetik Eğitimi Konulu Mektuplar, Mayıs 2019
Psikoloji