10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 245. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 08:46
“Hatalar, tökezlemeler, düşmeler, bocalamalar, titremeler, terlemeler, yanlış yola sapmalar, yaralar, kusurlar… Hepsi, büyümenin bedelleri. Hepsi cesaret izleri. Hepsi bir şey anlatıyor. Derin doğum çatlakların “Yeni bir can dünyaya getirecek kadar cesurdun” diyor. Defalarca kırılan kalbin “Defalarca sevecek kadar cesurdun” diyor. Var gücüyle çalışmaya devam eden yorgun bedenin, “Onurlu yaşamak cesaret ister” diyor. Dev bir salonu dolduran yüzlerce insanın karşısına çıkarken titreyen dizlerin, “Kaygına rağmen yolundan dönmemek cesaret ister” diyor.” Zaten cesaret hiçbir şeyden korkmamak değildir ki, cesaret korkmana rağmen hatta tir tir titremene rağmen korkunun üzerine gidip onunla yüzleşmektir. Gerçek cesaret budur. Size bir sır vereyim: Tehlikenin kalbi en güvenli yerdir. Çevremizdeki insanlar her zaman neyi yapamayacağımızı söyler ve söylemeye devam edecekler. Ancak hayatımızı yücelten de mahveden de bizleriz. Çünkü hayatımızın sorumluluğu bizde, bu hayat bizim, öyleyse tercih ve takdir de bizim. Kimseye sizin neyi yapamayacağınızı söylemesine izin vermeyin, çünkü bunu sizden daha iyi kimse bilemez. Sevgili Bahar Eriş’in dediği gibi “Siz en iyisi kendi renkleri, kendi mevsimleri, kendi seçenekleri, kendi doğrularıyla sınırlandırmaya çalışanlara şüpheyle yaklaşın.”
Hayata Dair
Korkmasaydın Ne Yapardın?Bahar Eriş · Alfa Yayınları · 20191,033 okunma
7/10
·204 syf.·
2026 196. kitabı
Yazarımız salgın dönemini, başlangıcından bitişine kadar bol laf sokuşlu bir şekilde anlatıyor. Daha esprili bir kitap olacağını düşünmüştüm, ama aksine oldukça ciddiydi. Yapılan hatalar, saçmalıklar, garip teoriler, yurt içinde ve yurt dışında yaşananlar, tarihten örnekler... Kısacık kitapta o kadar çok şeyden bahsediliyor ki açıkçası insanı biraz yoruyor. Yine de üzerinden onca zaman geçtikten sonra, dönüp o günlere bakmak ve üzerine sağduyulu bir şekilde düşünmek için iyi bir fırsat sunuyor.
Tanrı Vermiş Pırasa Hiç Yenir mi Yarasa!?Metin Uca · İnkılap Kitabevi Yayınları · 2020127 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
İyilik meleği tolstoy.
7/10
·637 syf.··
2026 30. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 16:04
Bu tolstoy un okuduğum ikinci veya üçüncü kitabı emin değilim tam. Ama hatırlamadığım kadarıyla hemen hepsi dostluk, kardeşlik, birbimize iyi davranalım teması etrafında dönüyor. Bu kitaba gelecek olursak baş karakterimiz Nehlüdov'un ve bir zamanlar sevdiği Katyuşa nın dirilişini anlatıyor. Ama hepimiz biliyor ki dirilmek için önce ölmek gerekir. O yüzden başta iyi başlayan 2 karakterin orta kısımlara doğru aşırı bozulması ve kitabın sonunda tekrar iyiliğe ( dirilmek) dönmesini anlatıyor. İyiliği ise temel bir kaç şey üzerinden anlatıyor, Hapishane şartlarından, ceza sisteminden, yargılamadan, gardiyanların işkencesinden ve komple sistemin hatalı olmasından dem vurarak başlıyor. İlerleyen kısımlarda ise dine giriyor, isa nın öğretilerinden yani size kötülük edene iyilik edin " ancak böyle düzelir hayat mesajı veriyor. Cezalandırma ile hapis ile îdam ile kimse düzelmez. Hatta malum hapishane şartlarının aşırı kötülüğünden dolayı, yani tembellik ve sürekli kötü insanlar ile beraber bulunmanın, olası iyi insanları bile kötüye çevireceğini anlatıyor. Ana karakterlerimizin diriliş hikayesi ise, bizim Nehlüdov bu gariban Katyuşa yı iğfal etmesiyle ( kitapta böyle yazıyor) gariban Katyuşa kötü yola düşüyor, ve kader ya bir gün mahkeme de Katyuşa yargılanırken bizim Nehlüdov da jüri üyesi olarak mahkeme de bulunuyor. Bu yüzden o sönen vicdan ilk kıvılcımı çakıyor ve dirilme başlıyor. Kitapta beğenmediğim kısımlara gelecek olursam da tolstoy kendini tekrar ediyor, bir kaç kalıp cümlesi var onları en az 3 4 defa tekrar ettirdiğini görmek gözüme battı. Örneğin bi kıza beyaza kaçan sarı saçlı dedikten sonra başka bir bölümde başka bir kıza da aynı şekilde beyaza kaçacak kadar sarı saçlı diyor. Çok basit hatalar bence. Ve biraz da sıkıcı olabiliyor, fazla göze sokuyor işte
DirilişLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202521,6bin okunma
Hayal Kırıklığına Uğratan Bir Kitap …
2/10
·288 syf.··
2026 24. kitabı
·
38 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 13:38
Irak Türkmenlerinin tarihi ve medeniyeti oldukça önemli ve ilgi çekici bir konu. Bu nedenle kitaba büyük bir merakla başladım. Ancak ne yazık ki beklentilerimi karşılamadı. Öncelikle kitapta dipnotlar gereğinden fazla uzun tutulmuş. Bazı sayfalarda dipnotlar neredeyse metnin kendisinden daha fazla yer kaplıyor. Ayrıca verilen bazı bilgiler konuya anlamlı bir katkı sunmuyor ve gereksiz ayrıntı hissi yaratıyor. Eserde çok fazla tekrar ve bazı maddi hatalar da mevcut. Örneğin Türklerin kemer ve kubbe mimarisinin öncüsü olduğu yönündeki iddia tarihsel açıdan oldukça tartışmalı; bu mimari unsurların kökeni çok daha eski dönemlere, özellikle Roma dünyasına kadar uzanıyor. Yazarın şehir tasvirleri de bana abartılı geldi. Kerkük’ü ve çevreyi yakın zamanda görmüş biri olarak, anlatılan tablo ile gerçeklik arasında ciddi bir mesafe hissettim. Kerkük, Türkiye’deki orta büyüklükte bir ilçeyi andırırken, kitapta adeta Şam veya Beyrut ölçeğinde ve ihtişamında bir şehir gibi sunuluyor. Benzer şekilde, Erbil Kalesi’nin Moğollar tarafından ele geçirilemediği iddiası da yeterince ikna edici görünmedi. Alamut gibi çok daha güçlü ve meşhur kaleleri yerle bir eden Moğolların Erbil’i alamamış olması konusunda daha güçlü kanıtlar beklerdim. Kitaptaki birçok bilgi de sağlam kaynaklardan ziyade rivayetlere dayanıyor. Ortadoğu tarihini çalışırken rivayetlerin çokluğu zaten bilinen bir sorunken, yazarın bunları yeterince eleştirel bir süzgeçten geçirmediği izlenimine kapıldım. Ayrıca Gutilerin ve Partların Türk kökenli olduğu iddiasını ilk kez bu kitapta gördüm. Bunun yanında Türkleri Nuh’un oğullarından birine bağlayıp bunu “inkâr edilemez bir gerçek” olarak sunması da akademik bir çalışmadan beklediğim yaklaşımın oldukça dışında kaldı. Kısacası, konu çok değerli olmasına rağmen kitap
Irak Türkmen Tarihi ve Medeniyeti Üzerine AraştırmalarAbdulhalik Bakır · Berikan Yayınevi · 20232 okunma
Masumiyetin Yükü
10/10
·233 syf.··
Beğendi
·
2026 57. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 02:35
Masumiyetin Yükü benim için sadece bir kitap olmadı, okurken içine çekildiğim, düşüncelerimi kurcalayan ve bittikten sonra bile zihnimde yaşamaya devam eden bir yolculuk oldu. Bir leyleğin gözünden anlatılan bu hikayede, aslında yukarıdan bakıyoruz hayata… ama ilginç olan şu ki, yukarıdan bakınca hiçbir şey küçülmüyor, tam tersine duygular daha da büyüyor. Aşk daha kırılgan, pişmanlık daha ağır, sessizlik ise daha derin bir anlam kazanıyor. Sema, Aram ve Nurullah arasında geçen hikaye ilk bakışta bir aşk üçgeni gibi görünse de, ben okurken bunun çok daha fazlası olduğunu hissettim. Bu bir aşk hikayesi değil sadece, seçimlerin, suskunlukların ve geçmişte verilen kararların insan hayatında nasıl derin izler bıraktığının hikayesi.. En çok etkilendiğim nokta ise leyleklerin bu hikayeye tanıklığı oldu. Göç eden leylekler sadece gökyüzünde süzülen kuşlar değil, insanların taşıyamadığı yükleri, acıları ve yarım kalan duyguları sessizce yanlarında götüren birer metafor gibiydi. Her gidiş bir arınma gibi, her dönüş ise yeniden yüzleşme… Okurken kendime sürekli şu soruyu sordum. Gerçekten masum kalmak mümkün mü, yoksa her seçim biraz yük mü bırakır insana? Ve kitap ilerledikçe şunu fark ettim, bazen en büyük yük, yapılan hatalar değil, söylenmeyen sözler ve sessiz kalınan duygular oluyor. Masumiyetin Yükü benim için akıp giden bir hikaye değil, iz bırakan bir deneyim oldu. Bitirdikten sonra bile etkisi geçmeyen, düşündüren ve içimde yankılanmaya devam eden bir kitap… Bu kitabı okurken sadece bir hikayeye değil, insanın kendi iç dünyasına da yolculuk ediyorsunuz. O yüzden gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki, gerçekten çok beğendim. Özellikle duygusal derinliği olan, farklı anlatım tekniklerini seven ve okurken sorgulamayı seven herkesin mutlaka okuması gereken bir eser.Herkesin
1000Kitap
Masumiyetin YüküAhmet Haşim Güler · MKB Halk Kütüphanesi Yayınevi · 202613 okunma
Raskolnikov = Kemal mi ?
Puan vermedi
Bazı kitaplar okunmaz, insanın içine yerleşir. Suç ve Ceza benim için de biraz böyle oldu. Raskolnikov'u okurken bir karakteri değil, modern insanın bölünmüş zihnini gördüm. Belki de bu yüzden zaman zaman kendimde de ona benzeyen taraflar buldum. Raskolnikov'un asıl suçu baltayla işlediği cinayet değildir. Asıl suç, kendisini diğer insanlardan ayrı ve üstün görmeye başlamasıdır. O, aklıyla hayatı çözebileceğini sanır; fakat insan sadece akıldan ibaret değildir. Vicdan, hafıza, korku, yalnızlık ve merhamet de vardır. Dostoyevski'nin büyük başarısı burada ortaya çıkar: Cinayetin hikâyesini değil, vicdanın hikâyesini anlatır. Kitap boyunca Raskolnikov'un zihninde dolaşırken şunu fark ettim: İnsan bazen yaptığı hatalar yüzünden değil, kendisinden kaçtığı için acı çeker. Ne kadar uzağa giderse gitsin, insan sonunda kendi vicdanının kapısını çalmak zorunda kalır. Belki bu yüzden Raskolnikov bana yabancı gelmedi. Dünyaya karşı öfkesi, insanlardan uzaklaşması, sürekli düşünmesi, her şeyi sorgulaması ve bazen kendi zihninin mahkûmu olması... Bunlar çağımız insanının da yükleri. Onunla aramdaki fark, suçun büyüklüğünde değil; insanın kendi karanlığıyla yüzleşme biçiminde. Dostoyevski bize şunu hatırlatıyor: İnsan bazen cezasını mahkemede değil, geceleri başını yastığa koyduğunda çeker. Çünkü vicdanın verdiği hüküm, hiçbir yargıcın vereceği cezadan daha ağır olabilir. Kitabı bitirdiğimde aklımda şu düşünce kaldı: "İnsan yaptığı kötülüklerle değil, onları haklı çıkarmaya çalıştığı anda kendini kaybetmeye başlar."
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,5bin okunma