Hikayelerdi kendisini ayakta tutan, bir körün el yordamıyla bulup tanıdığı nesneler gibi sezgileriyle bulup çıkardığı hikayeler. Üç gündür şehirde yüzeylere burnunu sürte sürte dolaşırken işaretlerden bir hikaye kurabildiği için ayakta kalabilmişti. Çevresindeki dünyanın ve insanların da hikayeler yüzünden ayakta durabildiğinden hiç kuşkusu yoktu.
Uzun bir günün, hatta akşamın ardından insanın yalnız başına kalıp, kendi koltuğuna oturup kendisi olabilmesi, yıllar süren uzun ve maceralı bir yolculuktan sonra yolcunun kendi evine dönmesine benziyor.
Sonra, (evet en sonunda) iki ayda bir gittiğim berberimde asıl kendim olmadığımı, taklit ettiğim bütün bu kişilerin toplamı olan kendimi taklit ettiğimi hatırladım.