Hatche

Seni bulmuş olmak beni korkunç sevindiriyor. İçimden kervamlar geçiyor. Marşandizler geçiyor. Bir demet kır çiçeği geçiyor. Bir martı kanat açıyor. Süzgün bir sandal geçiyor içimden. Saçları kurdeleli bir kız çocuğu geçiyor. "Ben seni çok aradım..." demek geçiyor içimden. ...
Sayfa 11 - İş Bankası
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ahmet Taner Kışlalı röportajından
- Bizde ve dışarıda, en sevdiğiniz yazar ve ozanlar kimler? - Nazım Hikmet yalnız Türkiye'nin değil, dünyanın en büyük şairlerinden biri. ... Ondan sonra gerçekten çok sevdiğim yazar, kendine özgü olan Sait Faik'tir. Ben hala, romanlarıma başlamadan önce Sait Faik okurum. Orhan Kemal'in birkaç eserini çok severim. Bereketli Topraklar Üzerinde, Murtaza, Baba Evi, Avare Yıllar falan... Fakir Baykurt'un Kaplumbağalar'ını, Tırpan'ını severim. - Eskilerden? - Dede Korkut ve Evliya Çelebi. - Dışarıdan? - Batılı yazarlardan en sevdiğim William Faulkner'dır. Klasik yazarlardan da en çok Stendhal'i ve ondan sonra Çehow'u severim. Benim yazarlık hayatımda iki ustam vardır: Charlie Chaplin ve Çehow.
Sayfa 222
Edebiyat
Biraz Da Dünyanın Gerçek Yüzü Diyelim
9/10
·104 syf.·
2026 3. kitabı
''Şehrin müstahkem eski semtinden transit geçmekte olan İsviçreli tüccarlar zincirlerin öbür tarafından bu sahneye tanık olunca şehirden kaçıyorlar, beraberlerinde de dansçıların hikayesini götürüyorlar her yerde anlatmak üzere. Hikayeye hep böyle başlayacaklar: ''Umudunu kaybeden bir halkın hikayesi bu!'' Evet bu kitap umudunu kaybeden bir halkın gerçek hikayesi. Anlatılan ana konu da gerçek, içine ince ince işlenen kısımlar da gerçek. Kitabın temel konusu 'dans çılgınlığı ya da dans vebası', esas olarak 14. ve 17. yüzyıllar arasında Avrupa'da meydana gelen sosyal bir olaydır. Sebepsiz yere dans eden insan grupları için kullanılmıştır. Erkekler, kadınlar ve çocuklar, yorgunluktan bayılana kadar, zaman zaman ağızlarından köpürerek köy veya kasaba sokaklarında dans ettiler. İlk büyük ölçekli olaylardan biri 24 Haziran 1374'te Almanya'nın Aachen kentinde gerçekleşti; İnsanlar halka açık yollarda çılgınca dans ediyor, çığlıklar atarak hayaller ve halüsinasyonlar görüyor ve ayakta duramayacak kadar yorgun olduklarında bile dönüp durmaya devam ediyorlardı. Dans çılgınlığı daha sonra hızla Avrupa'ya yayıldı. 1518'de Strazburg'da özellikle dikkate değer bir salgın meydana geldi. Birkaç yüzyıl boyunca binlerce insanı etkileyen dans çılgınlığı münferit bir olay değildi ve çağdaş raporlarda iyi bir şekilde belgelendi. Yine de yeterince anlaşılmamıştı ve çözümler tahmine dayalıydı. Dans çılgınlığının nedeni konusunda günümüz bilim insanları arasında bir fikir birliği yoktur. Bu salgınla ilgili kurulan teorilerden birine göre; nemli çavdar saplarında oluşan bir küfün ekmeğe karışması sonucu uyuşturucu etkisi yaratması. Diğer bir teori ise, hurafeye dayandırılan inançlardan kaynaklı stres ve kaygının kitlesel bir depresyona yol açması. Stres kaynaklı bir psikoz ve histeri olduğu
Dansa DavetJean Teule · Sel Yayıncılık · 202011,1bin okunma
Puan vermedi·608 syf.··
Beğendi
·
2025 50. kitabı
​KEHRİBAR GEÇİDİ ​Asırlar geçer ama "insanın karakteri" pek değişmez. "Karakter"den kastım, içindeki "zulüm" ve "kötülük" aşkı. Tabii bir o kadar da "iyilik" ve "fazilet" aşkı da denebilir. Kabil-Habil olayından beridir "insan" içindeki o "vahşi" ruhu anlamış ve hiç yüksünmeden de her daim bunu kullanamış ve maalesef çoğu zaman da bundan haz almış, haz aldığında daha fazla bu "vahşi"liği kullanarak göstermiştir. ​Bu paragrafın amacı kitabın içinde ki iki farklı zamanın, iki farklı egemen gücün aynı "vahşi" liği aynı gerekçeler ve aynı haz ile yapıyor olmasını anlatmak ve anlamak için. Kadim zamanın zalimi hangi zulmü hangi duygu ile yapıyorsa, yeni zamanın "zalimi" de aynı zulmü yine aynı duygu ve kelimelerle yeni zamanın mazlumuna yapıyor. Ve işin garibi de eski zamanın mazlumunun yeni zamanın zalimi oluvermesi. ​Nazan Hanım bir kelime üstadı, bir kelime üstadı kadar da farklı zamanları, farklı kahramanları, farklı hikayeleri bir anlam içerisinde çok güzel "mezc" edebilmektedir. Roma'nın Hristiyanlara yaptığı zulmün zirve çağını ve bu zulmün dilini, gerekçelerini , onu yapanların buna olan inançlarını ve adanmışlıklarını kahramanların önüne serip, aynı kahramanların, aynı mazlumların gözünde 300 sene sonra yeni dönemin zalimlerinin de benzer motivasyonlarla nasıl zulmettiğini önümüze seriyor. Ashab-ı Kehf olayını oradaki 7 uyurların inandıkları dinin, inancın yolunda nasıl bir mazlumiyet yaşadıklarını, aynı mazlumiyetteki duygularını önümüze serip, çektikleri çilelerin mükafat asrında uyandıklarında, uyandıkları altın çağın içinde bu inancın ve dinin insan eliyle nasıl bir zulüm ve baskı objesi haline geldiğini gösteriyor. ​ Kimiz biz? Neye inandık ve ne olduk? Ne olacağız? 3 asır evvel "Nasıralı İsa" dediğimiz kişi için yakılırken, 3 asır sonra niye biz insan
Kehribar GeçidiNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20213,565 okunma