7/10
·209 syf.··
2026 30. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 14:45
The Last Lecture (Son Konuşma), bilgisayar bilimi profesörü Randy Pausch tarafından 2008 yılında yayımlanmış bir kitap. Kitabın ortaya çıkış hikayesi hüzünlü. Pausch, pankreas kanseri olduğunu ve yalnızca birkaç aylık ömrü kaldığını öğrendikten sonra, o dönemde henüz çok küçük olan üç çocuğuna bir hatıra bırakabilmek amacıyla bu kitabı kaleme alıyor. Kendi çocukluğundan başlayarak hayatını ve yaşadığı deneyimleri anlatıyor. Benim aklımda en çok kalan yaklaşımı ise zamana para gibi değer vermesi ve sık sık sordurduğu şu soru oldu: “Bu zamanını gerçekten buna harcamak ister miydin?” Kitabı bir kitap kulübü için okumuştum. Açıkçası o vesile olmasa muhtemelen elime almazdım. Son aylarında yazdığı ve çocuklarına bir miras bırakma amacı taşıdığı için eser hakkında olumsuz konuşmak içimden de gelmiyor. Bu kitabın temelini oluşturan konuşmasını Youtube’da izlemek de mümkün. @_sayfayolcusu_
The Last LectureRandy Pausch · Hardcover · 2014397 okunma
8/10
·105 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
Genel olarak kitabı beğendim ancak bu yayınevini hiç beğenmedim. Kapak resmi güzel olsa da içerisinde birçok yazım hatası var. En basit -da/-de ekinin bitişik yazılması gereken yerlerde ayrı yazılmış; "hergün" yazacaklarına "Ergün" yazmışlar...
Bir Delinin Hatıra DefteriNikolay Gogol · Anonim Yayıncılık · 201817,2bin okunma
Reklam
7/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 00:00
Bir Delinin Hatıra Defteri, dinlediğim ilk sesli kitaptı ve bu yüzden benim için ayrı bir yeri oldu. Kitap oldukça akıcıydı; kısa olmasına rağmen beni sıkmadan sonuna kadar sürükledi. En çok hoşuma giden kısımlardan biri, kahramanın burunlarımızın aslında Ay’da yaşadığına dair ortaya attığı absürt teoriydi. Deliliğin giderek derinleşmesini böyle sıra dışı düşünceler üzerinden görmek hem şaşırtıcı hem de yer yer komikti. Bu bölümler beni gerçekten güldürdü. Kitabın en etkileyici yanı ise dünyayı bir delinin gözünden göstermesiydi. Başlarda sıradan gibi görünen düşüncelerin zamanla gerçeklikten kopuşunu izlemek, karakterin zihninin içine girebilmek oldukça ilginçti. Gogol, deliliği sadece bir hastalık olarak değil, aynı zamanda toplumun insan üzerindeki baskılarının ve yalnızlığın bir yansıması olarak da ele almış. Kısa ama düşündürücü bir eserdi. Hem yer yer güldüren hem de insanı rahatsız eden taraflarıyla aklımda kalmayı başardı.
Duygu ve Düşünce
Bir Delinin Hatıra DefteriNikolay Gogol · Tutku Yayınevi · 201717,2bin okunma
"Babam bahçıvandı, şimdi bir bahçe."
Puan vermedi·208 syf.··
2026 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 01:52
Kitap, roman olarak geçiyor. Ama bir romandan ziyade yazarın babasının vefatından sonra babasıyla ilgili neredeyse her şeyi anlattığı bir hatıra defteri gibi. Hastalık evrelerini, doktor görüşmelerini, ilaçları yani babasını ölüme götüren o evleri detaylıca ve insanı hüzünlendiren bir dille ele alıyor. Ve bu süreci geçmiş anıları da harmanlayarak, babasıyla olan ilişkisini hatta babasının kendi babasıyla olan ilişkisini ve süreç içerisinde ne duruma geldiğini de aktarıyor bize. Yazar yaşadığı önemli bir kaybın, dününü bugününü ve yarınını ele alıyor. Oldukça hüzünlü bir konuyu sade ve akıcı bir dille anlatıyor.
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,3bin okunma
9/10
·430 syf.··
2026 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 20:12
Khaled Hosseini’nin Uçurtma Avcısından sonra en çok merak ettiğim kitabı buydu. Hakkında sayısız övgü ve yorum görmüş, bu yüzden beklentimi oldukça yükselterek başlamıştım. Daha ilk sayfalardan itibaren ise Hosseini’nin okurunu duygusal olarak neyin beklediğini ustalıkla hissettirdiğini fark ettim. Henüz ilk 20 sayfada bile bu hikayenin kolay okunup geçilecek bir hikaye olmadığını, aksine insanın içine ağır ağır yerleşecek bir yük taşıdığını hissettiriyor. Bin Muhteşem Güneş, yalnızca Meryem ve Leyla’nın hikayesi değil; aynı zamanda savaşların, ideolojilerin ve erkek egemen düzenin gölgesinde yaşam mücadelesi veren milyonlarca Afgan kadınının sesi. Hosseini, Afganistan’ı bir fon olarak kullanmakla yetinmiyor; onu acıları, umutları ve yaralarıyla yaşayan bir karaktere dönüştürüyor. Bu yüzden kitap boyunca sadece olayları takip etmiyor, o dünyanın içinde nefes alıp veriyormuş gibi hissediyorsunuz. Romanın en etkileyici yanı, okuru karakterlerle kurduğu güçlü bağ sayesinde empatiye zorlaması. Özellikle Meryem’in yaşamı boyunca maruz kaldığı dışlanmışlık, sevgisizlik ve fedakarlıklar insanın yüreğinde derin bir iz bırakıyor. Onun sessizce taşıdığı yükleri okurken zaman zaman öfkelendim, zaman zaman çaresiz hissettim. Bazı karakterler okunur ve unutulur; Meryem ise kitabın son sayfasından sonra bile insanın zihninde yaşamaya devam eden karakterlerden biri. Khaled Hosseini’nin en güçlü taraflarından biri, dramı yalnızca gözyaşı döktürmek için kullanmaması. Acının içinden sevgiyi, umudu ve insan ruhunun dayanıklılığını gösterebilmesi, eserlerini bu kadar etkileyici kılıyor. Uçurtma Avcısı nasıl beni derinden sarsmışsa, Bin Muhteşem Güneş de aynı etkiyi bıraktı. Bazı kitaplar hikayelerini anlatır; bazıları ise okurun kalbinde bir iz bırakır. Bin Muhteşem Güneş, benim için
Roman
Bin Muhteşem GüneşKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2026119,4bin okunma
Puan vermedi·159 syf.··
2026 95. kitabı
Acımak, idealist bir ilkokul öğretmeni olan Zehra'nın, babası Mürşit Efendi'nin ölüm döşeğinde olduğu haberini alması ve onun vefatının ardından bıraktığı hatıra defterini okumasıyla başlayan büyük içsel yüzleşmeyi anlatır. Reşat Nuri Güntekin, görev bilinci yüksek ancak geçmişteki kırgınlıkları yüzünden kalbi katılaşmış, merhamet duygusundan yoksun Zehra'nın gözünden, bürokrasinin ve toplumsal yozlaşmanın temiz bir insanı nasıl adım adım yıkıma sürüklediğini gösterir. Eser; ön yargıların, doğru bilinen yanlışların ve insanı insan yapan en temel duygu olan acıma ve bağışlama hissinin önemini sarsıcı bir dille gözler önüne serer.
AcımakReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 202151,5bin okunma
Reklam
Reklam