"Vaktinde Roma dünyayı kılmıştı muntazam,
İki güneşi vardı, iki ayrı yolu aydınlatan,
Biri dünyayı kat edendi, biri Tanrı'nın olan.
Amma velakin söndürdü biri diğerini,
Şimdi kılıç, çobanın asasıyla birleşti,
Bu ikisi bir arada, kaçınılmaz, şerde nihayet edecekti,
Zira öylesine iç içe geçtiler ki, birinin diğerinden yok çekincesi;
Şüphe ediyorsan sözlerimden, hatırla çiçek ile meyveyi,
tohum neyse biter o bitki."
"Neden ikisi de sonsuz. olmasın? Neden düşünce sonsuz, bölünemez ve yüce bir şeymiş gibi düşünülürken madde ya da beden sonlu, bölünebilir ve bölündüğü için de hakir görülecek bir yey gibi düşünülsün? Ah şu bedenden nefret eden kadim felsefe! Düşünce ve uzam, beden ve ruh, birey ve toplum... Belki de tüm bu bölünmeleri biz sadece düşüncemizde yaratıyoruzdur. Tıpkı düşünce gibi maddi bir şeyin de gerçeklikte sonsuza dek
bölünebileceğini söylemek imkansız görünüyor. Oysa biz soyutlayarak ya da hayalgücümüzle maddi şeylerin sonsuza dek bölünebileceklerini düşünürüz hep, Gerçekte böyle bir bölünme yok.
Diogenes in jestini hatırla: Kalk ve yürü. Kaplumbağa ardından bakacaktır"
Kimi insan vardır, kendiliğinden insan olmayı bilir. Kimine öğretirsen öğrenir. Kiminin de mayası bozuktur, ne yapsan olmaz, odun gelir, odun gider, oksijen ziyanı.