İvan milinski

o kadar doğru ki...
Kendilerine "kadın gibi" oldukları söylenen erkeklerin bunu en büyük hakaret olarak kabul ettiklerini hepimiz biliriz; oysa bir kıza "Erkek gibisin" dediğimiz zamanlar hiçbir hakaret söz konusu olmayabilir.
Sayfa 116 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
İnsan ve Duygular
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
çok güzeelll
En zeki insanlar, her zaman deliliğin kıyısında gezerler.
Sayfa 92 - Sel Yayıncılık·Kitabı okudu
Edebiyat
Oysa ki düşünmek, her zaman acı veren ağır bir iştir."
1000Kitap
Galata Kantosu-Mübeccel
Ben Milinski. İvan Milinski. Galata’da çiçek pasajında çiçekçi dükkanım var. İşler beni doyuracak kadar iyi. Ben de iyiyim. Ama güzel değilim. Gulyabânî gibiyim. Koruk yemişçesine ağzım lekeli, vücudum şekilsiz, yüzüm dağınık. Ve şair dostlarım var. Ece var, sürekli yanıma uğrayan, beni iyi tutan. Ama o iyi değil. Şair ve romantik. İyi olmak ona yakışmıyor zaten. Memnuniyetsizlik onun hakkı. Ama canını sıkan başka bir şey var: Mübeccel. Mübeccel Galata’nın ahusu. Bir güzel avrat otu. Ece de ona aşık. Ama Mübeccel ona aşık mı? Bilmiyorum, bilmiyoruz. Bilmeli miyiz, nasıl bileceğiz? Bunun için yanıma geliyor. Mübeccel bazı günler benim gibi çiçekçi babasına yardım etmek için pasaja geliyor. Ece de geliyor pasaja. Ama Ece için bu durum zor. Ece’nin çiçeklerle arası iyi değil. Ha bire hapşırıyor. Gözleri yaşarıyor ve kaşınıyor. Ama yine de geliyor. Oturuyor dükkanımın önündeki tabureye. Başlıyor biteviye hapşırmaya. Mübeccel de sever beni. Öyle değil. Arkadaş olarak, abi olarak. Sever muhabbetimi, kötü aksanımı. Bana acıyor da olabilir, şekilsizliğimden. Ya da Ece’yi görmeye geliyor olabilir. Geçen geldi bize onikisinde deli olan kardeşlerini anlattı. Ece tekrar âşık oldu ağzından dökülen kelimelerle. Benim beynelmilel çiçek fuarına çiçek götürmem lazım, dedim Ece’ye. Yarın benim yerime aç dükkânı, uzak kalma Mübeccel’den ve hapşırmalardan. Kabul etti. Üç gün fuara gittim. Çiçek sattım, para kazandım. Üç günün sonunda pasaja gittim. Özlemişim dükkânı. Pasajda bir ağırlık var. Herkes sessiz ve işinde. Dükkânın içi bira şişeleri dolu. Ece yok. Sordum, soruşturdum. Ne var ne yok? Mübeccel yokmuş. Mübeccel dün Galata’dan Üsküdar’a geçecekmiş. Karaköy’den kayığa binmiş. Arsız kayıkçı Mübeccel’e saldırmış. Mübeccel dayanamamış, Kız Kulesi’nde kendini sulara atmış. Bira