Ütopya mı? Emin misiniz?
Puan vermedi·78 syf.··
2026 600. kitabı
Güneş Ülkesi, yazarın kusursuz bir toplum hayalini anlattığı bir ütopya olarak kabul edilse de ben kitabı okurken birçok noktada bir distopyaya daha yakın hissettim. Elbette beğendiğim yönleri de oldu. Özellikle insanların fiziksel sağlıklarına önem vermesi, sporun günlük yaşamın doğal bir parçası hâline getirilmesi ve beden eğitiminin ihmal edilmemesi oldukça değerliydi. Sağlıklı bireylerden oluşan bir toplum fikri bana göre kitabın en güçlü yanlarından biri. Ancak kitabın ideal olarak sunduğu bazı düzenler beni rahatsız etti. Öncelikle eş ve aile kavramının neredeyse tamamen ortadan kaldırılması dikkat çekiciydi. Herkesin herkesle eş sayıldığı, çocukların belirli anne ve babalara değil topluma ait kabul edildiği bir sistem bana sıcak ve insani gelmedi. İnsanların kurduğu özel bağların, aile olmanın ve bir kişiye ait olma hissinin görmezden gelinmesi, toplum adına bireyin duygularının feda edilmesi gibi hissettirdi. Benzer şekilde özel mülkiyetin tamamen kaldırılması da sorgulanmaya açık bir konu. Çok büyük servet farklarının olmaması olumlu görülebilir; ancak küçücük bir evin, kişisel bir alanın ya da sadece insana ait olan bir şeyin bile bulunmaması bana göre özgürlüğü azaltan bir durum. İnsan bazen sadece kendisine ait bir köşe ister. Kitapta insanların ne zaman ve kimlerle birlikte olacağına kadar uzanan bir denetim anlayışı da bulunuyor. Beraberliklerin bireysel tercih ve duygulardan çok toplumsal kurallarla belirlenmesi, hatta kadınların istek ve arzularının ne olduğu üzerinde yeterince durulmaması beni rahatsız etti. Bazı bölümlerde kadınların birey olmaktan çok toplumun ortak kullanımına sunulmuş kişiler gibi ele alındığı hissine kapıldım. Günümüz değerleri açısından bakıldığında bu yaklaşım oldukça sorunlu görünüyor. Bir başka dikkatimi çeken nokta ise
Güneş ÜlkesiTommaso Campanella · Kapra Yayıncılık · 20214,669 okunma
Puan vermedi·446 syf.··
2026 66. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 23:11
Merhabalar değerli kitapseverler, bugün sizlere Manolya Besant’ın kaleminden çıkan Kronmatronx adlı kitabı tanıtmak istiyorum. Melis annesi, babası ve erkek kardeşi ile yaşamaktadır. Melis eğitim gördüğü lisede çok popüler bir kızdır. Melis’in en büyük hayali başarılı bir pop yıldızı olmaktır. Melis bir gün okulda bilinmeyen biri tarafından okuldaki dolabına bırakılan gizemli notlarla karşı karşıya kalıp bu notların kimin gönderdiğini öğrenmek için uğraştığı sırada, bir süre sonra Melis’in komşusu Melis’e ünlü olması için bir müzik albümü hediye ediyor. Bu albümden sonra Melis hayali olan bir pop yıldızı oluyor. Her şey güzel gittiği sırada Melis uyurgezer oluyor ve en sonunda kendisini bir psikiyatri kliniğinde buluyor. Sonra neler mi oldu? Sonrası kitapta. Fantastik ve genç kurgu severler için güzel bir kitaptı. Benim için fantastik olayların yer aldığı bölümler farklı bir deneyim oldu. Ayrıca kitabın sayfalarında yer alan QR kodu ile müzikler ile karşılaşmamız çok ilgimi çekti. Yazarımızın kalemine sağlık, okuyucusu bol olsun.
Kronmatron XManolya Besant · Perseus Yayınları · 202252 okunma
Reklam
Puan vermedi·592 syf.··
2026 12. kitabı
Hikmet Hükümenoğlu’nun okuduğum ilk kitabı. Keşke daha önce tanışsaydım. Hem dil hem anlatım hem de olay örgüsü yönünden çok çok akıcı bir kitaptı. Özetlemek gerekirse: Körburun, İstanbul'da Büyükada'dan sonra gelen en son ada olarak geçen hayali bir ada. Günde iki defa vapur seferi olan ıssız, insanların pek bilmediği, içinde Rumların da yaşadığı bir yer. Kitap geçmişi ve bugünü anlatarak ilerliyor. Karakter sayısı oldukça fazla. Her biri ayrı hikaye. Seher,Murat(kitabın sonunda ona üzüleceğim asla aklıma gelmezdi), Meral Hanım, Hayri, Neriman abla... Olaylar sadece adada geçmiyor bu arada. Zamanın siyasi olaylarına yer vermesi, Rumlarla yaşanan sorunlar, bu olayların karakterleri doğrudan ya da dolaylı olarak etkilemesi kitabı çok zenginleştirmiş. Sadece birkaç soru işareti kaldı kafamda. Örneğin Reyhan’a ne oldu, Hayri Dilara’ya ne söyledi de intihar etti, Seher’le Altan nasıl yüzleşti, Seher nereye gitti gibi… Her neyse. Fırsat buldukça yazarın diğer kitaplarını da okuyacağım. İyi okumalar.
KörburunHikmet Hükümenoğlu · Can Yayınları · 20242,724 okunma
İnceleme yazısı Can'ım Tenimden Ayrıldı- Ebru Asya
10/10
·250 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
Ares Kitap tarafından ikinci baskısı yayımlanan “Can’ım Tenimden Ayrıldı,” adlı eser, iki yüz sayfadan oluşmaktadır. Yazar ve şair, Ali Haydar Koyun’un altıncı kitabıdır. Kitapta kırk beş anlatı vardır. Metinler genel yapı itibariyle birkaç sayfadan oluşmuştur. Her bölümün başlangıç sayfasında okuru anlatıya hazırlayan lirik geçişler bulunur. Bu geçişler anlatının duygusal eşiğini belirlerken aynı zamanda epigraf işlevi görür. Kitabın içeriğine dair bölümde yazar, eseri kaleme alma gerekçesini açıklamaktadır. Geride yazılı bir eser bırakmamış olsa da can dostum dediği Yücel Doğanşahin’in yazılmaya değer bir hayat sürdüğünü vurgular. Bu kitabı yirmi altı yıllık hatıraların vefa nişanesi olarak okura sunar. Bir kayıp üzerinden duygu paylaşımının yapıldığı metinlerde yazar, süslü anlatımlardan kaçınmıştır. Okurla sohbet ediyormuş gibi kurduğu içten dil sayesinde kitabı herkesin kolayca anlayabileceği ve içselleştirebileceği bir zemine taşımıştır. Ancak bu sadelik anlatımın şiirsel yönünü gölgede bırakmamıştır. Bazı cümleler şiirsel mısralar inceliğinde sayfalara süzülmüştür. Yalınlık içinde derinlik barındıran bu üslup, esere duygusal bir zarafet kazandırmıştır. Yürüme engelli Yücel Doğanşahin’in hayatına adanan Can’ım Tenimden Ayrıldı adlı eser biyografik ve tanıklık temelli bir kitaptır. İçerikte; anılar, mektuplar, günlükler, dost duygular adı altında yapılan yorumlar ve taziye mesajları yer almaktadır. Acı, burukluk, boşluk, çaresizlik, dostluk, düşler, fedakârlık, karanlık, ölüm, özlem, sancı, sevgi, sonbahar, vicdan, yara, yas gibi temalar işlenerek, yer yer Ali Tura, Ahmet Arif, Benjamin Franklin, Cemal Süreya, Charles Bukowski, Konfüçyus, Mevlâna, Osho, Paul Carson, Publilius Cyrus, Şükrü Erbaş, Tuncel Kurtiz, Yusuf Hayaloğlu gibi yazar- şair ve düşünürlerden
Can'ım Tenimden AyrıldıAli Haydar Koyun · Ares Kitap · 20222 okunma
10/10
·198 syf.··
Beğendi
·
2024 64. kitabı
(Spoiler) Okuduğum en eğlenceli kitaplardan biriydi. Yazar kitaba başlar başlamaz güçlü bir mizah duygusuyla olur olmaz yerlerde insanı kahkahaya boğuyor. Çoğu sayfada sesli güldüğümü hatırlıyorum. Çok sıradan olan olayları gözler önüne serip bunu alaycı bir şekilde eleştiriyor. Felsefik sorulardan öte çok basit, hayata yönelik soruları soruyor. Mesela gölde yazın yüzen ördeklerin kışın donan gölde kaybolmaları onu çok meraklandırıyor ve önüne çıkan taksicilere bunu soruyor. Onlar ise bu soruyu çok saçma bulup ona sinirleniyorlar. Bu ve bunun gibi bir çok şey beni çok güldürdü. 3 günde bitirdiğim bu kitabı okurken içime mutluluk duygusu doldu çoğu zaman. Yazarını görsem öpebilirim yani. Bu kadar sıradan şeyleri yazıp ama bu kadar ilginç ve eğlenceli kılmak kolay değil bence. Çavdar Tarlasında Çocukar olan kitabın ismiyle alakası yok pek yazılanların. Çavdar tarlası topu topuna iki kere ya geçiyor ya geçmiyor. Şarkıda geçiyor sadece ve yazara ‘’Ne olmak isterdin? ‘’ dediklerinde şarkıyı hatırlayıp o an Çavdar tarlasında kaçışan çocukları yakalamak istediğini söylüyor. Yazar bir bakıma sıradan şeyleri anlatırken felsefik de yaklaşıyor diyebilirim çünkü zaten felsefik şeyler sıradan şeylerden çıkmıyor mu ? Çoğu insanın dürüst olmadığını, onlardan nefret ettiğini ama aynı zamanda onları özlediğini söylüyor. Takıntısı olan bir yazar bence. Keyfine seks yapmayı değil, severek , konuşarak, tanıyarak seks yapmak istiyor. Ve bu yüzden önüne gelen fırsatları kaçırıp bakir kalıyor. Örneğin hayali yine sıradan bir mazotçuda çalışıp ormanda olan bir eve sahip olmak. Ama güneş gören bir ev. Kısacası çok eğlenerek okuduğum bir kitaptı. Kesinlikle tavsiye ederim. (Uzun zaman önce Kitap Günlüklerim diye tuttuğum bir defterden.)
Çavdar Tarlasında ÇocuklarJ. D. Salinger · Yapı Kredi Yayınları · 202171,2bin okunma
Puan vermedi·301 syf.··
2026 31. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 19:14
Beyza Alkoç // Bul Beni II Herkeslere iyi akşamlaaaarrrr. Bu akşam bir seriyle daha vedalaşıyoruz. Konu devamı olduğu için biraz yüzeysel anlatacağım çünkü Spoiler olmasın İlk kitapta çözülen düğümlerden sonra yaşadığı hayali kırıklıkları yüzünden Derin Mavi herkesi ve her şeyi arkasında bırakıp İspanya’ya kaçıyor. Bir rutin tutturmuş tüm acıları, yaşananları yok sayarak geçiriyor günlerini. Bu zamana kadar hep Derin’miş Derin Mavi. Tüm acıları gören Derin’i bırakıp Mavi olmaya çalışıyor, Maviyle barışmaya çalışıyor. Sonra bir haber alıyor aylaaar sonra. Daha doğrusu bir mesaj geliyor ona aylardır beklediği adamdan. Aziz Ata’dan. Annesi doğum yapıyormuş çağırıyor Derin’i. Derin Mavi ne yapacağını bilmezken kendini eşyalarını toplamış, Türkiye’ye giden uçakta buluyor. Onu karşılayan eski arkadaşları Dünya Can ve Berfu karşılıyor onu. Derin Mavi bebeği görmek için hastaneye gittiğinde polis engeliyle karşılaşıyor. Aziz atanın müdahalesiyle kardeşini görüyor, hayatında yeni bir amaç ediniyor. O bebek Derin’nin tüm dünyası, hayatının merkezi oluyor. Bayağı olay, bol bol altı çizilecek cümle ama çok az aşk vardı sonundaki ters köşeyi beklemiyordum evet ama yine de biraz çabuk bitmiş gibi geldi bana. Sonu yetmedi yaniiii. Sizi yormayacak, tamamlanmış bir seri okumak istiyorsanız aradığınızı buldunuz
Bul Beni 2Beyza Alkoç · İndigo Kitap · 202671 okunma
Reklam
Reklam