8/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 14:23
İnsanın davranışlarının altında yatan psikolojik sebepleri gün yüzüne çıkararak bireyin özgürleşmesinin, kişinin kendi zincirlerinden kurtulmasının mümkün olduğunu gösteren güzel bir eser. Toplum içinde cesaret gösteremeyen, çekingen, zaman zaman bunalımlar yaşayan kendini değersiz hisseden, kendi potansiyelinin farkında olmayan silik karakterleri kahramanımız Alan üzerinden okuma fırsatı veriyor. Aslında toplumumuz Alan'larla dolu, onlardan biri sayılırım, belki sen de onlardansındır. Aynı Alan gibi birinin bizim hayatımıza yön vermesini bekliyoruz, tek başımıza karar vermekten, yanlış yapmaktan, yanlış anlaşılmaktan korkuyoruz. Özgüveni düşük, içine kapanık, düşüncesini söyleme cesaretini bulamayanlar, hayatını başkalarının rotasına göre yaşamak zorunda kalanlar için bir farkındalık eseri diyebiliriz. Ben çok severek okudum, hem Alan'ın kendi potansiyelini keşfetme yolculuğuna çıktım hem de kendi hayatımda ben nerde yer alıyorum bunu irdeledim. Ne kadar kendim olarak seçim yapabiliyorum, ne kadar kendi üzerimde başkalarının psikolojik baskısına müsaade ediyorum, ne kadar cesurum, ne kadar özgürüm, seçimlerimi nasıl yapmalıyım vb. sorgulama fırsatı buldum. Dili sade , anlatımı akıcı ve biraz da öğretici, kurgusu sıkılmadan okunacak nitelikte, biraz da gizem de içeriyor bütün bunlar çerezlik bir okuma sunuyor. Aslında Bestseller tarzı bir kitap.Kolayca okunan aynı zamanda siz katkı sağlayan güzel bir okuma süreci sizi bekliyor. Keyifli okumalar dilerim.
Tanrı Daima Tebdil-i Kıyafet GezerLaurent Gounelle · Pegasus Yayınları · 20137,5bin okunma
Ben Esme'yim
7/10
·188 syf.··
2026 44. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 16:27
Maggie O'Farrell'in Hamnet isimli kitabını okuyup çok beğendikten sonra bu kitabını da alıp okumak istedim. Kitabın ismi oldukça ilgi çekici gelmişti bana. Okumaya başladığımda kitabın bölümlere ayrılmamış olduğunu fark ettim bu benim birazcık hoşlanmadığım bir durum. Bu sefer yazarın anlatımı bana oldukça karmaşık geldi ama bunun sebebi karakterlerin arasında geçiş yapılmasından kaynaklanıyor. Bir anda geçmiş zamandayız, sonra şimdiki zamana dönüyoruz ve bazı aralarda çarpık bir zihinden gelen kopuk anıları okuyoruz. Tüm bunları okurken biraz karışık geliyor ama ben son sayfalarda çok şaşırdım, heyecanlandım ve her şey yerli yerine oturdu gibi hissettim. Esme Lenox... Ailesi tarafında yok edilen, unutulan, 61 yıl boyunca akıl hastanesine kapatılan bir kadının hikayesi. Öyle ki hastane kapanma aşamasına geldiğinde Esme'nin tek akrabası olarak oraya yazılan Iris'in bile bu kadından haberi yok. Yıllar sonra ortaya çıkan gizemli bir akraba ve düğümlenmiş aile sırları... Esme Lenox çocukluğundan beri ailesi tarafından uyumsuz bulunan, özgür ruhlu ve farklı biri. Küçükken yaşadığı travmalar gerçekten çok kötü ama bu travmalara ailesinin verdiği tepkiler daha da korkunç bence. Kız kardeşi Kitty ile olan ilişkisi, güvendiği tek insandan aldığı darbeler. Gerçekten aklı başında olan bir insanın bile delirmesine sebep olabilecek düzeyde. Esme Lenox sana kalbimi bırakıyorum. Kim seni suçlayabilir ki? Yaşanmamış koca bir hayatın intikamını mı aldın yoksa zihnindeki tüm o sesleri susturmak mı istedin ? Orayı tamamlamak benim hayal gücüme kalıyor artık. Kitabı genel olarak beğendim sonları okurken tüylerim diken diken oldu. Kitap hakkında sevmediğim şeyler Iris'in çarpık, uygunsuz ilişkileri. Üvey kardeşi ve evli bir adamla olan bu ilişkiler beni rahatsız etti ve hikayenin
Esme Lennox Nasıl Yok OlduMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20243,070 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Karanlık, Anlamın İlk Halidir
8/10
·88 syf.·
2026 181. kitabı
Geçen gece deniz kenarında oturuyordum. Hava sakindi. Ayın ışığı denizin üzerine düşüyor, dalgaların hareketiyle birlikte parçalanıp yeniden birleşiyordu. Uzun süre gözümü o ışıklardan alamadım. Bir süre sonra nedensizce aklıma yıllar önce fotoğraflarını gördüğüm Nasır el-Mülk Camii geldi. O meşhur renkli pencereler, güneş ışığını yüzlerce parçaya ayıran vitraylar birden zihnimde canlandı. Deniz üzerindeki ay ışığıyla o pencereler arasında görünmez bir bağ kurmuştum sanki. Ardından Kör Baykuş düştü aklıma. Çünkü Sadık Hidayet’in romanında da gerçeklik tek bir yüzle karşımıza çıkmıyordu. Her şey kırılmış bir camın parçaları gibi dağılıyor, her parça başka bir görüntü gösteriyordu. O gece denizin kıyısında otururken kendimi bir anda Şiraz’daki o caminin içinde hayal etmeye başladım. Zihnimde pencerelerin önüne geçtim, renklerin arasına oturdum ve Kör Baykuş üzerine konuşmak için Ravi, Münzevi ve Hiç’i çağırdım. Kör Baykuş, adı bilinmeyen bir anlatıcının iç dünyası etrafında kurulur. Olay örgüsünden çok, zihinsel çözülme anlatılır. Anlatıcı dış dünyayı yaşarken aynı anda kendi iç dünyasının içinde kaybolur. Gerçek ile hayal arasındaki sınır giderek silinir. Romanın temel gerilimi burada oluşur, dışarıda ne olduğu değil, içeride neyin gerçek kabul edildiği. Bu romanın merkezinde ne var? diye sorduğumda Ravi kısa bir cevap verdi “İnsanın kendine kapanması.” Münzevi bunu genişletti “Bu kapanma bir seçim değil, varoluşun kendisi. Anlatıcı dış dünyadan değil, kendi zihninden kopamıyor.” Hiç ise daha keskin bir yerden yaklaştı “O zaman hikaye diye bir şey yok mu?” Kör Baykuş’un en önemli özelliği burada ortaya çıkar. Geleneksel anlamda net bir olay zinciri sunmaz. Bunun yerine parçalı bir bilinç akışı kurar. Okur, olayları değil, olayların zihinde bıraktığı kırılmayı
Kör BaykuşSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 202636,7bin okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2026 5. kitabı
Bazı kitaplar bittiğinde kapağını kapatırsın, bazılarıysa kalbinin bir köşesinde yaşamaya devam eder. Sadako ve Kağıttan Bin Turna Kuşu benim için ikinci türden bir kitap oldu. Sadako'nun yaşadıkları sadece bir çocuğun hikâyesi değil; savaşın masum insanların hayatında açtığı yaraların da hikâyesi. Masum çocukların öldürüldüğü bir dünya.. (Rojava,Filistin,Doğu Türkistan, Sırbistan...) Sayfaları çevirdikçe onun umutlarına, korkularına ve hayallerine ortak oldum. Özellikle her bir turnayı katlarken iyileşeceğine olan inancı beni çok etkiledi. Bazen küçücük bir umudun bile insanı ayakta tutabildiğini hatırlattı. Kitabı okurken birçok kez boğazım düğümlendi. Sadako'nun yaşadığı acılar karşısında üzülürken, onun cesaretine ve yaşama tutunma isteğine de hayran kaldım. Hikâye kısa olmasına rağmen verdiği duygu çok büyük. Son sayfaya geldiğimde gözlerim doldu ve uzun süre kitabın etkisinden çıkamadım. Bu kitap bana barışın ne kadar değerli olduğunu, umudun ise en zor zamanlarda bile insanın elinden tutabileceğini öğretti. Sadako'nun hikâyesi yıllar geçse de unutulmayacak kadar güçlü ve dokunaklı. Herkesin en az bir kez okuması gereken, yüreğe dokunan bir eser.
Sadako ve Kağıttan Bin Turna KuşuEleanor Coerr · Beyaz Balina Yayınları · 202113,4bin okunma
9/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 60. kitabı
Merhaba kitapsever dostlarım… Kitabın Adı- Aylardan Kasım Günlerden Perşembe Kitabın Yazarı- Ayşe Kulin Kitabın Sayfa Sayısı- 176 Bugün sizlere öyle güzel bir kitap önerisi ile geldim ki… Tabi ki Semra tavsiyesi ile okuydum Ayşe Kulin kalemini sevdiğim ve tarihi kurgularda başarılı bulduğum yazarlardan biri. Bu kitabında Atatürk’ün çocukluğundan, gençliğine, başarılarına, aile hayatına, aşk hayatına, yaptığı yenilik ve liderliklerin yanında pek çok özelliğine de değinilmiş. Kitapta Atatürk’ün derin iç hesaplaşmasına tanıklık ediyoruz. Okurken çok etkilendiğim bir kitap oldu. Kitapta çocuk Mustafa’yı, aşık Mustafa’yı, lider Mustafa’yı ve her şeyin arasında yapayalnız kalmış bir adamın hikayesini okuyoruz. Okumayan, okumak isteyen herkese tavsiye ederim. Şimdiden keyifli okumalar diliyorum Kitaptan Alıntılar ”Beni ölümden kurtaran yazgım, bana, ‘Yapayalnız kal.’ diye buyurmuş olmalı ki ben ömrümü hep kesif bir ormanın içinde tek başına bir ağaç gibi sürdürdüm.” ”Kalabalıkların alkışları arasında yükselen her lider, aslında kendi yalnızlığının zirvesine tırmanır.” ”Bir ülkenin kaderini değiştirebilirsin Mustafa, ama kendi kaderinin yalnızlığını asla…” . . . . . . @benaysekulin
Aylardan Kasım Günlerden PerşembeAyşe Kulin · Everest Yayınları · 20254,495 okunma
9/10
·335 syf.··
2026 8. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 21:50
Bazı kitaplar okunur ve biter, bazıları ise insanın zihninde uzun süre yaşamaya devam eder. Statü Endişesi benim için ikinci gruba giren eserlerden biri oldu. Alain de Botton, modern insanın en görünmez kaygılarından birini ele alıyor: Başkalarının gözündeki değerimizi kaybetme korkusu. Kitabı okurken, başarıya, saygınlığa ve mutluluğa dair birçok düşüncemi yeniden sorguladım. Çünkü çoğu zaman bizi mutsuz eden şey sahip olmadıklarımızdan çok, kendimizi başkalarıyla kıyaslamamız oluyor. Statü Endişesi, bana göre yalnızca bir sosyoloji ya da psikoloji kitabı değil; insanın kendi iç dünyasına yaptığı bir yolculuk. Okurken bazen rahatsız ediyor, bazen düşündürüyor, bazen de yıllardır fark etmeden taşıdığımız yükleri gösteriyor. Belki de bu yüzden etkileyici. Çünkü iyi kitaplar her zaman cevap vermez; bazen doğru soruları sormayı öğretir. Yazar, felsefeyi günlük hayatla ustaca birleştirerek statü arayışının insan ruhundaki etkilerini sade ve etkileyici bir dille anlatıyor. Kitap boyunca şu soruyla sık sık karşılaştım: "Gerçekten kendi hayatımı mı yaşıyorum, yoksa başkalarının beklentilerini mi?" Statü Endişesi, sadece toplum üzerine değil, insanın kendisi üzerine de düşünmesini sağlayan değerli bir eser. Okuduktan sonra geriye yalnızca bilgiler değil, insanın kendine sorması gereken önemli sorular kalıyor. Benim için altı çizilecek satırlarla dolu, üzerine uzun uzun düşünülmesi gereken bir kitaptı.
Statü EndişesiAlain de Botton · Sel Yayıncılık · 20211,213 okunma