9/10
·336 syf.··
2026 42. kitabı
Merhabalarr Maggie Bird, yıllarını gölgelerin arasında geçirmiş, teşkilatta önemli görevler üstlenmis eski bir ajandır. Ancak 16 yıl önce yaşadığı ve hayatında derin izler bırakan bir olayın ardından tüm bunları geride bırakıp emekliye ayrılmıstır. Artık geçmişin tehlikelerinden uzak, sakin bir sahil kasabası olan Purity'de yaşamaktadır. Günlerini tavuklarıyla ilgilenerek huzurlu ve sıradan bir hayat kurmaya çalışarak geçirmektedir. Fakat Maggie'nin geçmişi, sandığı kadar kolay bırakılacak bir yerde değildir. Kendisi gibi teşkilattan emekli olmuş, birbirinden farklı yeteneklere sahip dostlarıyla kurduğu Martini Kulübü sayesinde hem eski günlerin bağını korumakta hem de hayatına yeni bir anlam katmaktadır. Ta ki bir gün çiftliğine gelen gizemli bir yabancı, yıllar önce birlikte görev yaptığı Diana Ward'ın adını anana kadar... Maggie, Diana ile uzun zamandır görüşmediğini söylese de içine düşen şüphe onu rahat bırakmaz. Birilerinin geçmişte kalan izlerin peşine düstüğünü hissetmeye başlar. Ardından yaşanan olaylar, onun sakin hayatını tamamen altüst eder. Çiftliğinin yakınlarına bırakılan bir ceset, güvenlik kameralarına yansıyan gizemli görüntüler ve ardından üzerine açılan ateş... Maggie artık geçmişinden kaçamayacağını anlar. 16 yıl önce yaşanan o karanlık operasyon, Maggie'nin sadece kariyerini değil, hayatındaki birçok şeyi de değistirmiştir. Büyük bir kayıp ve ağır bir travma ile sonuçlanan bu olayın aslında hiç bitmediği ortaya çıkar. Maggie yeniden eski dünyasının içine çekilirken Bangkok'tan İstanbul'a Londra'dan Malta'ya ve Romaya uzanan tehlikeli bir yolculuğa çıkar. Eski görev yerlerine dönerek hem geçmisiyle hem de yıllardır pesini bırakmayan hayaletlerle yüzleşmek zorunda kalır. Gerilimi, gizemi ve karakterlerin geçmişlerine dokunan derinliğiyle beni
Casuslar SahiliTess Gerritsen · Doğan Kitap · 2024776 okunma
10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 178. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 00:00
"EV YAPIMI BİR PARAŞÜT" "Zihnin gerçek doğasının sonsuz ve sınırsız olduğunu, gökyüzü gibi olduğunu biraz evvel konuşmuştuk. Düşünceler, gökyüzünde beliren bulut kümeleri gibidir. Bulutlar gelip geçerler, ama gökyüzü onların geçişlerinden hiç etkilenmez, bozulmaz, lekelenmez, eksilmez veya çoğalmaz. Daima aynı kalır. İri bulutlar, ufak bulutlar, beyaz bulutlar, gri bulutlar ve kara bulutlar... Kimi zaman pırıl pırıl bir günes görünür, kimi zaman ise bulutlar güneşi örter. Bazen korkunç bir fırtına patlak verir, şimşekler ve gök gürültüleri yüzünden gökyüzü ürkütücü bir hale bürünür. Fakat ne gelmiş olursa olsun ve ne kadar sürerse sürsün, eninde sonunda bitecektir. Bulutlar geçip giderler, fırtına diner ve tüm bu olup bitenler gökyüzünde hiçbir iz bırakamaz. Zihnin gerçek doğası saf, bozulmamıs ve sonsuz halini daima korur." Hayat bazen öyle koşturmacalı geçiyor ki, kendi zihnimizin içinde bile huzur bulamıyoruz. Sürekli kaygı, öfke, tahammülsüzlük... "Değişemiyorum", "zihnimdeki gevezeliği susturamıyorum" dediğimiz anlar çoğalıyor. Zihnimizle kurduğumuz ilişkiyi sorgulatan ve meditasyonun dönüştürücü gücünü kurguyla harmanlayan sürükleyici bir hikâye sunuyor yazar bize kitabında. Bilge büyücü "Mama Nono" rehberliğinde, bizleri yedi günlük içsel bir yolculuğa çıkarıyor. Otomatik cevaplar, otomatik tepkiler, otomatik yaşamlar... Bunun ne kadar farkındayız? Karşımızdaki insanın bizi gerçekten dinlemediğini, aslında kendi zihnindeki konuşmalarla meşgul olduğunu hissettiğimiz anlar oluyor mu? "Nasılsın?" - "İyiyim." Bu kısacık diyalog bile ne kadar ezbere yaşadığımızın bir kanıtı aslında. Ben de son zamanlarda kendi otomatikliğimi fark ettim. Ve biraz isyan ettim açıkçası. "Nasılsın?" sorusuna her seferinde aynı cevabı vermek istemiyorum artık. Deniyorum: "Yeterince
Edebiyat
Ev Yapımı ParaşütBerrak Yurdakul · April Yayıncılık · 20266 okunma
Reklam
Hayat gerçekten de imkansızlıklarla dolu...
Puan vermedi·368 syf.··
2026 5. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 16:38
Hayatta yaşadığım her günün aslında bana verilen en büyük nimet olduğunu bir kez daha hatırlatan bir kitap oldu. Sonuçta bizler bu dünyaya bir misafir olarak kısa bir süreliğine geldik ama ne yazık ki hayat koşturmacası içerisinde gerçek hayatı kaçırıyormuşuz gibi geldi bana. Hangi birimiz sabah güneşin doğuşunun yarattığı o muhteşem manzarayı biliyor? Ya da ne zaman durup da yerdeki çiçeklerin güzelliğini görmek için zaman ayırdık? Evet hayat kolay değil, bazen zorluyor fakat biz bu zorluklar arasında bile çatlaklar arasından sızıp kalbimize ulaşan o umut ışığını görebiliyorsak, yaşama sevincini ve minnetini bütün vücudumuzda duyabiliyorsak işte o zaman yaşamanın hakkını verebilmişizdir. Kısacası bu kitabın bende uyandırdığı bütün duygu ve düşünceler bu şekildeydi
Hayat İmkânsızMatt Haig · Domingo Yayınevi · 20245,9bin okunma
10/10
·792 syf.··
Beğendi
·
2026 51. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 16:11
Uzun bir okuma oldu ama kesinlikle değer. Kitabı çok beğendim. 1900 yılından 2006'ya kadarki süreçte Gürcü bir ailenin hikâyesi. Hem Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğinin (SSCB) tarihini hem de bir aileye yansımasını anlatmış yazar. Bu türe meraklı okurlara tavsiye ederim. İpucu Her kahraman için yorumum var aslında ama en önemli gördüklerimi yazacağım. Kostya ne olursa olsun ailenin direği, disiplinli bir asker, oğul, baba, eş, dede, yeğen. Ailesini korumak için elinden geleni yaptı bence. Hataları vardı ama önceliği hep ailesi ve işiydi. Stasia, Kostya'nın annesi güçlü, ailesine bir arada tutmaya çalışan bir kadın. Christien, Kostya'nın teyzesi çok güzel olmasının bedelini ağır ödedi. Elene, Kostya'nın kızı, şımarık ve asi olduğu için hep yanlış erkekleri seçti. Farklı adamlardan iki kızı oldu. Darla ve Niza. Kitabı anlatan kişi Niza, olayları onun gözünden okuyoruz. Darla da annesi gibi yanlış bir eş seçerek hayatını mahvetti. Niza da oradan oraya savruldu. Kitty, Kostya'nın kız kardeşi, abisinin nişanlısı Mariam ile bir cinayete karıştı, ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Abisi onu bu şekilde koruyabildi. Olan Mariam'a oldu, idam edildi. Brilka ailenin en genç üyesi, Darla'nın kızı, Niza onun için bütün hikâyeyi yazıyor.
Sekizinci HayatNino Haratischwili · Aylak Adam Yayınları · 2018240 okunma
Puan vermedi··
1 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 10:11
5 hikayenin içinde biri beynimden vurdu maalesef. Halbuki niye vuruluyorsun Zweig denildi mi intihar demek zaten. Göbek adı gibi bir şey. İntihar üzerine kafa yorduğum bir şey değil. Eskiden o kadar cesaretli biri değilim derdim şimdi o kadar "..." değilim. Doldurulabilir. Bilemiyorum. Benim hayata bakışım, herhalde Allah'a şükür kaldıramayacağımı yüklemediği içindir, gelen geldiği an, ee şimdi n'apıyoruz? Buradan nereye kırıyoruz? Şimdi hangi kameradayız? Gerçekten böyle. Yoksa kalpten gitmiştim çoktan. Bu hayatta fiziksel imtihanlardan sonra duygusal imtihanlar gelir. Ve bu konuda YL DR değil Prof'um ben. Çünkü . Çünkü uzun hikaye. Bu novella, zengin diyeceğim, bir otelde garson olarak çalışan François adındaki bir gencin yaşantısından onun iç buhranını veriyor. François, otele konaklamaya gelen ve kendisinden sosyal statü olarak çok yüksekte olan aristokrat bir kadına yani bir kontese aşık oluyor ve şahsi kanaatim saçmalıyor. Neden. Aşık olmak kavuşmak demek değil ki. Neden ya. Her sevdiğimizi almak zorunda değiliz. Hem de alamayız ki. Ha uğruna ölecek kadar aşıksan alabilirsin de. O ayrı bir mesele ama almak zorunda değiliz. Kontes bana bakmaz vah beni beni doğru bir yaklşaım değil. HERKES HERKESE BAKAR. Hayatta her şeyin bir yolu vardır. Ben asla gerçekten birbirini seven iki insanın kavuşamayacağına inanmıyorum. Kavuşma yoksa bir taraf eksiktir. BİTTİ. Buradaki durum o bile değil. Kontesi sevmek demek uğruna ölmek demek olabilir mi? Sev ya doya doya sev. Kaburgaların çatlasın öyle sev. Ama ölünce sevemezsin. En sevdiğin şeyi sevmekten neden vazgeçersin? Madem bu kadar güçlü bir duygu sevgi, neden ölmek kadar "an" bir his için vazgeçeyim ????? Şimdi bunu Zweig yazmış ben de allıyorum pulluyorum gibi olmayacaksa; var maalesef böyle şeyler. Bir insanın varlığını
Alıntı
AylakStefan Zweig · İndigo Yayınları · 20191,491 okunma
Puan vermedi·304 syf.··
2026 82. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 16:14
Gece Yarısı Treni - Matt Haig Wilbur ve Maggie balayı için Viyana'yı seçmiş yeni evli çifttir. Kitapta onlara bir bölüm bakarken elli iki yıl sonrasına gidiyoruz .Wilbur aradan gecen zamanda ölür ve kendini gece yarısı kalkan bir trende zaman yolculuğunda bulur. Gece Yarısı Treni, Matt Haig'in insanın hayat yolculuğuna, pişmanlıklarına ve yeniden başlamanın mümkün olup olmadığına dair sıcacık bir hikâyesi. Wilbur'un çocukluğundan başlayıp yaşlılığına uzanan serüvenini okurken sanki bir insanın tüm hayatına tanıklık ediyoruz. Özellikle Wilbur'un hayata tutunma çabası, kendi yolunu bulması ve sonunda Maggie ile kurduğu sevgi dolu evlilik çok etkileyiciydi. Maggie, Wilbur'un hayatında sadece bir eş değil, aynı zamanda onun en büyük destekçisi ve huzur bulduğu liman oluyor. İkili arasındaki sevgi gösterişli değil; aksine küçük anlarla, sadakatle ve birlikte büyüyen bir bağla okuyucunun kalbine dokunuyor. Kitabın en sevdiğim yanlarından biri de Wilbur'un açtığı küçük kitapçı dükkânının zamanla bir kitapçı zincirine dönüşmesi oldu. Çünkü bu başarı sadece ticari bir kazanç değil, kitaplara ve insanlara duyulan sevginin bir sonucu. Wilbur'un kitaplarla kurduğu bağ, aslında kendi hayatını da yeniden inşa etmesinin bir simgesi gibi. Matt Haig, bu romanda bize hayatın mükemmel olmak zorunda olmadığını, bazen kırık parçaların bile güzel bir hikâye oluşturabileceğini hatırlatıyor. Gece Yarısı Treni, hüzünle umudu, kayıplarla yeni başlangıçları bir araya getiren; insanın içine işleyen, sıcacık ve düşündürücü bir roman. Son sayfayı kapattığınızda Wilbur'un yolculuğundan bir parçayı mutlaka kendi hayatınızda buluyorsunuz.
Gece Yarısı TreniMatt Haig · Domingo Yayınevi · 2026339 okunma
Reklam
Reklam