Nurhayat

Bir çocuk kitabından daha fazlası
Puan vermedi·96 syf.··
2024 36. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 23 Ağustos 2024 23:14
Çok güzel bir çocuk kitabı ile tanışalım. Güney Koreli yazar Sun-Mi Hwang’in yazdığı bu yapıt Filiz adındaki bir tavuğun öyküsüdür. Tavuk adını kendisi koymuştur. Peki, neden Filiz? Çünkü "Filiz çiçeklerin annesidir. Soluk alır, rüzgâra ve yağmura dayanır, güneş ışığını emer ve kör edecek beyazlıkta çiçekler açar. Filizler olmasaydı ağaçlar da olmazdı. Bir filiz hayattır." s. 40 İsmiyle müsemma Filiz; özgürlüğü, anneliği, fedakârlığı, ırkçılığı, aile, sevgi, saygı ve güven kavramlarını sorgulatır bize. Filiz; geleneklerle sarılı dünyaya başkaldıran, cesaretiyle şapka çıkartan, hayallerinden vazgeçmeyen ve ne olursa olsun mücadeleye devam eden ilham sahibi bir başkarakterdir çocuk okur için. Bir kümes tavuğudur ve ondan sadece her gün yumurtlaması beklenmektedir. Tel örgülerin ötesinde özgürce dolaşabilen çiftlik hayvanlarını görebilen Filiz’in tek hayali ise kendi yumurtalarının üzerine kuluçkaya yatarak yavrularını büyütmektir. “Bir daha yumurtlamayı reddediyorum!” diyerek düzene başkaldıran Filiz, istediği özgürlüğe kavuşur ve asıl mücadelesi o zaman başlar. Tavuk, ördek, horoz, köpek ve gelincik gibi karakterleriyle Hayvan Çiftliği ve Charlotte’un Ağı’nı anımsatan bu fabl; aynı türden olmanın büyük ve mutlu bir aile olmak anlamına gelmediğini, önemli olanın birbirini anlamak olduğunu ve gerçek sevginin bundan ibaret olduğunu, anneliğin doğurmaktan öte anlamlar taşıdığını hissettirir bize. Ben çocuk ve gençlik kitaplarını her yaştan okura tavsiye ediyorum. Bu modern klasik çocuklarla birlikte okunduktan sonra alt metinler ve iletileriyle ilgili etkinlikler yapılsa ne de güzel olur.
Uçabileceğini Hayal Eden TavukSun-mi Hwang · Genç Timaş · 20203,044 okunma
Reklam
Bu öyküler yeniden okunmayı hak ediyor
Puan vermedi·111 syf.··
Beğendi
·
2024 19. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 31 Temmuz 2024 12:35
İçinde birbirinden güzel on iki öykünün yer aldığı bir kitap okudum. Öykülerdeki anlatım yalın ve etkileyici; seçilen mekânlar ve karakterler gerçekçi. Bu öykülerde kimler mi var: yaşamak telaşındaki insanlar, fark edilmek isteyip de seslerini bir türlü duyuramayan çocuklar, her daim yorgun anneler, gerçeğe karışan rüyalar, kaçtığı kalabalıkları bir süre sonra özleyenler, kendine bile yabancı olanlar, hayvanları candan öte can sayanlar… *Bundan sonraki yorumlar öykülerin konusuyla ilgili ipucu verebilir. Mercan’ın annesizliğine, üç kocakarının elinde kalmasına, büyülü bebeklerin kalbi olacağına taşlığa süprüntü olsun diye tutam tutam yolduğu saçlarına acıdım. 92-93 sezonunda fırtına gibi esen GS’nin takım posterine sahip olmak isteyen on bir yaşındaki bir kızın coşkulu sevinciyle ilkin havalara uçtum. Aynı gün resim olan odaya melek girmez düşüncesiyle posteri yırtan anneanneye deli oldum. Hudutsuzca, minnetle sevdiği köpeği Rambo’nun öldürülmesi üzerine Fırat’ın ahının ince bir duman hâlinde süzülüp göğü bulmasıyla üzüldüm. Çetin Öner’in Gülibik’i düştü ansızın aklıma. Göklerin ve yerin sakladığı ah’a onunkini de ekledim. Yatalak annesine mahallenin anılarda kaldığını, şehrin tarumar olduğunu bir türlü fısıldayamayan Figen’le kızılcık şerbetinin tadına baktım. Kim kimi oyaladı, masallarla kandırdı bilemedim, gözüm açık gördüğüm rüyalarıma sarıldım umutla. Yedi yaşında devşirme olarak alınıp ailesinden koparılan Macar Karsa Bogdani’yle birlikte memleket ve anne hasreti çekip cüzzamdan kurtulmak için Tanrı’yla pazarlık ettim. Mahalledeki oyunu ezan sesiyle yarıda bırakıp eve dönen Hasret’in kirli elleriyle yediği otlu gözlemenin kokusu geldi burnuma. O koku Hasret’in babasının ormanda yanan bedeninden gelen kokuyla karıştı, genzimi yaktı. Kuş kadar Selim’in
Benim Rüyalarım Hep ÇıkarEsra Kahya · İletişim Yayınları · 2023622 okunma
Puan vermedi·94 syf.··
2024 17. kitabı
·
72 günde okudu
·
Okunma: 17 Temmuz 2024 22:06
Nitelikli çocuk kitapları dendiğinde aklımıza gelen ilk yazarlarımızdan Gülten Dayıoğlu’nun gezi kitaplarından birisini tanıtacağım kısaca. Çocuk ve gençlik edebiyatı yapıtlarını önerirken öykü ve romanın dışında kalan türlerin nitelikli örneklerini de paylaşmayı çok önemsiyorum. Çocukların farklı ülkeleri ve milletleri tanımalarına, kültürel bakış açısı kazanmalarına, uzak coğrafyalardaki insanların yaşamlarını keşfetmelerine olanak sağlayan gezi kitaplarının sayısı oldukça az. Üç kuşağın yazarı sevgili Gülten Dayıoğlu bu türde 11 kitap yazarak çocuk edebiyatında gezi kitaplarıyla da ön plana çıkmıştır. Binlerce yıllık geçmişin esintilerini aktarırken ülkemizin tanıtımına ve kültürüne de yer veriyor bu kitap. Çin’de gezdiği şehirleri tanıtırken ülkenin tarihinden, ikliminden, insanların geçim kaynağından, inanışları ve etnik yapısından, bölgenin coğrafi özelliklerinden ve daha pek çok şeyden söz ediyor. Benim dikkatimi çeken notlarım kısaca şöyle: *Birinci Çin hanedanı TİN sülalesinin ilk imparatoru, Quin Shi Huangdi, ölmeden önce kendisine çok görkemli bir mezar yaptırıyor. Mezarın çevresini gerçek boyda kilden yapılma yedi bin beş yüz asker koruyor. 1974 yılında kuyu bulmak amacıyla bahçesini kazan bir köylünün sayesinde terracotta (kil) askerler denilen imparatorun mezar bekçileri bulunuyor. *Uzak Doğu’daki diğer ülkelerde olduğu gibi Çin’in başkenti Pekin’de de gökdelen modası yaygın. Bu ülkeler rekoru ele geçirebilmek için kıyasıya bir rekabet içinde. * Ülkede şehir içinde hız sınırı 50 km ve herkes kurallara özenle uyuyor. *Caddelerde sel gibi akıp giden bisikletliler ordusu var. Yediden yetmişe herkes pedal çeviriyor. *Nüfus hızla arttığından halk, otuz kırk metrekarelik dairelerde yaşıyor. *Çin’de köyden kente, hatta bir kentten diğerine, hele
Efsaneler Ülkesi Çin'e YolculukGülten Dayıoğlu · Altın Kitaplar · 201776 okunma
Puan vermedi·520 syf.··
2024 14. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 13 Temmuz 2024 12:40
Osmanlının 1590’lardaki görünümüne 9 karlı gün boyunca şahitlik ettiğimiz; resim, minyatür, nakkaşlık, tarih, mimari konularıyla bütünleştirilmiş, hikâye içinde hikâyelerle masalsı bir atmosfer yaratan tarihî roman. Konusuna kısacık değinecek olursam: Şeküre, savaşa giden ve dört yıldır haber alamadığı eşini iki oğluyla birlikte beklemektedir. Yeniden evlenmek için kayınbiraderi Hasan ve kendisini küçüklüğünden beri seven Kara arasında tercih yapmak durumunda kalır. Öte yandan Şeküre’nin babası Enişte, Padişah için bir kitap yaptırmaktadır. Herkesten gizlediği bu kitabın minyatürlerini Leylek, Zeytin, Kelebek ve Zarif Efendi isimli dört nakkaşa hazırlatmaktadır. Padişahın emriyle usta nakkaşların Frenk (Batı) etkisiyle yaptıkları resimler Erzurumlu bir vaizin ve aşırı dindar taraftarlarının kulağına gider. Dört nakkaştan birinin ve sonrasında Enişte’nin öldürülmesiyle başlayan olaylarda Türkiye’de güçlü ve özgün bir resim ve sanat ortamının neden oluşamadığı, taklitçiliğin bizi nasıl özümüzden uzaklaştırdığı sorunlarıyla yüzleşmekteyiz. Orhan Pamuk’un kişisel hayatından izler taşıyan, 6 yıllık bir araştırma ve geniş kapsamlı okumaların sonucunda görüş açısı tekniğiyle yazılan bu roman kültürel değişim yüzünden unutulmuş nakkaşlara, Batı ile Doğu arasında yönümüzü bir türlü bulamayışımıza, “biz” olamayışımıza kederli bir ağıttır aslında.
Benim Adım KırmızıOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202320bin okunma
Hayal ve Hakikati Ayırmayı Öğrendik mi?
10/10
·50 syf.··
Beğendi
·
2023 4. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2023 20:03
Ahmet Mithat Efendi; roman, hikâye, anı, hukuk, felsefe, tarih gibi birçok farklı alanda eser veren Tanzimat Dönemi' nin en popüler yazarıdır. Fatma Aliye ise yaşadığı dönemde kadın hakları için mücadele eden, kadının bireyleşme çabasını ele alan, Türk edebiyatının ilk kadın romancısıdır. Fransızca ve Arapçayı iyi derecede öğrenmesinde tarih alanında araştırmalar yapmasında babası ünlü hukukçu Ahmet Cevdet Paşa'nın rolü vardır elbette. 50 sayfalık hacmi küçük fakat etkisi büyük bu kitabı Ahmet Mithat ile Fatma Aliye birlikte yazmıştır. Edebiyatımızda çift yazarlı ilk kitaptır. Osmanlı'nın son dönemini düşünecek olursak bir kitabın kapağında bir kadın ile bir erkeğin imzasının yan yana olması yeterince ilgi çekicidir. Kadınların toplumsal hayatın içinde olmasını, para kazanıp kendi ayakları üstünde durmasını benimseyen iki yazarın bir araya gelip kitabın karakterlerini farklı açılardan ele almaları takdire şayandır. 3 bölümden oluşuyor kitabımız. Vedat isimli ilk bölümde genç bir kızın yakışıklı bir delikanlıya aşık olup hayatta tek arzusunun evlilik olmasını, hayal ve hakikatin ayrımını yapamadığı için kendisine nasıl zarar verdiğini Fatma Aliye'nin bakış açısıyla okuyoruz. Ahmet Mithat'ın kaleminden okuduğumuz Vefa isimli ikinci bölümü çok beğendiğim için kitaba 10 puan verdim. Bir erkeğin gözünden toplumun evliliğe bakış açısını, sevginin bir ömür karın doyurmadığını, eğitimin neden herkes için vazgeçilmez olduğunu kavrıyoruz. Galatasaray Lisesinden mezun olup üniversiteye devam etmek isteyen Vefa, babasının kendisini bir an önce uzaktan tanıdığı biriyle evlendirme isteğini şu sözlerle sorgular: " İnsan koca bir ömür boyunca sevgili eşiyle baş başa, diz dize yaşayabilir mi? O hayat dilimini şereflendirmek, tatlandırmak için yeteneğini mümkün
Edebiyat
Hayal ve HakikatAhmet Mithat Efendi · Dergah Yayınları · 2014458 okunma
Reklam