Yıllar önce milli eğitime geçme sürecinde başka bir sosyal medya mecrasında paylaştığım incelemeye yıllar sonra denk gelince burada da kalmasın mı diye düşündüm ve evet işte burda..
Şu ara strese sebep mülakat (aslında sözlü sınav) gibi bir olay var, hadi KPSS ye girdik, hadi belirli bir sıralamanın üzerinde azımsanamayacak bir derece yaptık, yetmedi sırada sözlü sınav var.. Mülakat kitapları alındı içeriği karıştırıldı orada MEB in öğretmen adaylarına önerdiği bir kitap ve film listesi dikkatimi çekti.. İçeriğindeki filmlerin pek çoğunu izlemişim bu benim artıma oldu ama kitaplara gelince pek çoğu ismini bile ilk defa duyduğum aslında çok eski olmalarının verildiği ön yargı sebebiyle aman MEB ne önermiş olabilir ki diye dikkate almadığım kitaplardı.. Geçenlerde market alışverişi için gittiğim bir marketin kırtasiye reyonundan geçerken gözüme çarptı #BeyazZambaklarÜlkesinde haydaaaa dedim kendi kendime marketten kitap alıp çıkılır mı? Evet, alıp çıkılıyormuş.. Ve kitap tüm ön yargılarımın ötesinde keyifli çıktı.. Sadece eğitimci değil bence sorgulayan, okuyan, ebeveyn olan vs okuması gereken bir kitap imiş.. Kitapla ilgili bir aranot:"Atatürk'ün askeri okulların müfredatına koyduğu ve bir dönem Türkiye'de en çok okunan kitaplardan biri olduğu."
İçerisinde o kadar çok alıntılık cümle var ki anlatamam.. "Aydınları korkak olan ülkenin, zalimleri cüretkâr olur." "İnsanlar ülkelerinin geleceğine dair taşıdıkları kişisel sorumluluğun bilincine varmazlarsa, ülkelerin kalkınması ve refaha kavuşması da mümkün olmayacaktır." İlk anda vurucu gücü yüksek olanlardan..
Kitap Finlandiya nin öyküsü.. Ülkenin aydınlarının, her meslekten insanın omuz omuza bir dayanışma sergileyerek ülkelerini geri kalmışlıktan kurtarmak için nasıl büyük bir mücadele verdiklerini göz önüne seriyor..
Kitabın adı: Kazan Töreni
Yazarın adı:Aziz Nesin
Sayfa sayısı:183
Yine düşündüren güldüren hüzünlendiren öykülerle dolu bir kitap okun ve bitti.
Yazarımızın yazdığı öyküler ve kitapları yüzünden mahkeme kapılarında ömrü geçmiştir. Çünkü yazdığı öyküler birilerine dokunuyor haydaaaa bir dava.
İşte bu kitabımızda o kitaplardan biri içindeki öyküler yüzünden davalık olmuş.
İleriyi gören yazar olsun şair olsun gazeteci olsun birilerine dokunduğu zaman hemen dava sonuç bilmem kaç yıl hapis suç ne birilerine dokunmak doğruları yazmak.
Hatta günümüzde çocukların okuyup gelişmesi için Yazarımız tarafından kurulan Nesin Vakfını bile yok etmeye çalışıyorlar.
Kazan TöreniAziz Nesin · Adam Yayınları · 1997613 okunma
Tavsiye Arif BilgiliBelgin KuşoğluMavi
Okurken boğazınız sıkılıyormuş hissiyle kusmak isteyip, sinirden başınızın döndüğü, gece rüyanıza giren, alacağı intikam için yapacaklarını, tüm değerlerinize karşı gelmesine rağmen desteklediğiniz bir kitapla karşınızdayım .
Mavi; aile içi istismarı en acı şekilde yaşamış kardeşlerden bir tanesi. Okurken boğazınızı sıkıyorlarmış hissi hiç gitmiyor. Lanetler okuyorsunuz, karşınıza çıksa siz de o iğrenç insanların boğazına atlarsınız o kesin.
Şimdi bir hapishanede gardiyanlık yapıyor, mektupları okuyor, görüldü damgası basıyor ama geçmişi farklı başarılarla dolu aslında
Ender, mektuplarını okuduğu bir mahkumun kaynı, abisi ve yengesi hapisteyken onların kızına bakan bir amca, bir psikolog…
Pınar, başarılı bir avukat, Mavi ile dolu dizgin bir ilişkideki var, çok seviyor Mavi’yi onun için her şeyi göze alacak kadar…
Ela, tatlı mı tatlı özel bir kız çocuğu, amcası Ender’i kimseyle paylaşmak istemiyor, onu çok ama çok seviyor…
Kitapta, karakterlerin ruh hali, geçmiş travmaların hayatlarına etkisi, normale dönebilme çabaları… her şey çok detaylı anlatılıyor.
+21 ibaresi o kadar haklı ki, kitapta çok sert sahneler var, insan gerçekten etkileniyor .
Ve sonu öyle bir haberle bitiyor ki haydaaaa demekten kendinizi alamıyorsunuz.
Bir iş için gidilip hiç dönülmeyen yer olan devlet dairelerini odadan odaya koşulmasıyla çok iyi anlatılmış.
Hemen çözülebilecek olayların o kadar çok fazla karışık durumlarla karşılaşması beni delirtti. Bir kısa numara ve şapka ya daha ne olabilir? Şapka olayında yazılan bir söz "Şapkasını yitirmeyenler, şapkasını yitirenlerin halinden anlamazlar," çok yerinde bir söz olmuş gerçekten.
Hangi sayfaya geldiğimi hiç anlamadan okudum. Okurken sayfalar su gibi aktı geçti. Yaşarın yaşamındaki her olay bir dizi gibi kafamda canlanıyordu.
Bölüm başlıkları olması uzun süre okumama neden oldu.
Her başlıkta olay nasıl olacak diyerekten çok meraklanıyordum ve sonu kötü biterken mahkumların "Haydaaaa!..." diyişi resmen beni özetliyordu. Bende onlar gibi her bölümde aynı tepkiyi veriyordum.
Yaşarın yaşadıkları hep mi ters gider arkadaş? Adının değil soyadının hakkını vererek yaşamaya çalışmış yaşar.
Bütün talihsizler onu bulmuş.
Sonu çok güzel bitti ama anşe ye ne oldu acaba ve sonrasında yaşar ailesini nasıl yaşattı? Hep merak olarak kalacak. Yaşar Ne Yaşar Ne YaşamazAziz Nesin
Köy hikayelerini sever misiniz? Ben bayılırım. Özellikle de Fakir Baykurt’un köyün güzelliği ve masumiyeti yanında köylünün sorunlarını ve ezilmişliğini de anlattığı o sıcacık köy romanlarını büyük keyifle okurum. Tam da bu lezzete bir köy romanı Yamalı Yürekler.
Bugün sizleri Sivas’ın Yamalı köyüne götürmek istiyorum. Bu köy, yoksullukla boğuşan ve yamalı kıyafetleri yanında yamalı yürekleri ile de nam salmış bir köy . Bu köyde yaşayanların yürekleri
acıyla dolu. Hani köy insanı masum ve tertemizdir ama illa her köyün gözünü para hırsı bürümüş kötüleri de vardır ya. Kötülükten beslenen açgözlü Yağmur Bey ve onun kadar zalim Ferman Bey, köylülerin namusuna göz diken, onları kandıran ve köylülerin zerre sevmedikleri ama çekindikleri karakterlerimiz. Yağmur Bey Ocakçı Mustafa’nın gazı ile köylülerin ellerinden topraklarını alıp daha çok zengin olmaya çalıştıkça batan evlat olsa sevilmeyecek bir adam. Adam kötü de peki kızının günahı ne? Ah güzel Zemheri.Adını bilip mi koymuşlar bu yavrucağın. Zemheri, kış mevsiminin en soğuk dönemi olan "kara kış" anlamında kullanılır. Aralık ortasından başlayıp ocak sonlarına kadar süren bu dönem, özellikle Anadolu'da sert kış şartlarıyla bilinir. Bu kelime, hem fiziksel olarak soğuk bir dönemi ifade eder hem de bazen mecazi anlamda, duygusal olarak zorlu ve sert bir dönemi anlatmak için kullanılır. İşte Zemheri’nin adı gibi zorluklarla geçecek olan hikayesi babası olacak deyuzun kumar borçlarına karşı onu hiç sevmediği Ferman Bey’in oğlu ile evlendirmeye kalkmasıyla başlıyor. Güzel Zemheri bu evliliğe boyun eğmeyip evden kaçıyor. Niyeti Kızılırmak’ın hırçın sularına atlayıp canına kıymak. Aslında yapıyor da bunu ama Ali ile Ömer kurtarıyorlar Zemheri’yi. Bir bilinmeze doğru savrulurken Hurdacı Ahmet ve karısı Rabia sahip çıkıyorlar