Berrak ve Beyaz bir ışığın sessizligi içinde hareket ediyorum. Etrafımdaki her şey beklemekte… bir dağın tepesinde yalnız başıma olduğumu, çevremdeki araziyi yeşilleriyle ve sarılarıyla gözden geçirdiğimi - güneşin tepemde olduğunu ve gölgemi sert bir top halinde bacaklarımın etrafına düşürdüğünü hayal ediyorum. Güneş akşamüstü semasında gözden kaybolurken gölgem de üstündeki örtüleri fırlatıp atıyor ve uzayıp inceleyerek, çok uzaklara, arkamdaki ufka doğru uzanıyor..
Fakat hiç ağlamıyordu.
Ağlamak, uğradığımız felaketlere karşı vücudumuzda kalan kuvvet kalıntılarının bir feryadıdır. Ağlayamadığımız zamanlar bizde o iktidarın da mahvolduğu vakitlerdir ki onun yerine yerine geçen etkili bir sessizlik en şiddetli elem gözyaşından gönül yakıcıdır.
“Kalbinde çözülmeden kalan her şey için sabırlı ol. Cevapları şimdi arama. Şu anda cevaplar sana verilmez, çünkü sen henüz onlarla yaşayamazsın. Bu, her şeyi o an yaşama meselesidir. Şu anda soruyu yaşaman gerekiyor. Belki daha ileride, farkına bile varmadan, günün birinde kendini cevabı yaşarken bulacaksın..."