Gel, gel, gel - ey büyük öğlelerimin ortağı...
Puan vermedi
Sosyolojik bir tespitin sonucu "Böyle Buyurdu Zerdüşt", insana bir reçete sunmaz; aksine onun elindeki tüm hazır reçeteleri (din, ideoloji, toplumsal normlar) alıp (çünkü onlar tüketilmiştir!) onu kendi hayatının sorumluluğunu tek başına üstlenmeye zorlar. Sürüden ayrılmanın, acıyı kucaklamanın ve hayatı sansürsüzce sevmenin kitabıdır...
Böyle Buyurdu ZerdüştFriedrich Nietzsche · Akvaryum Yayınevi · 201347,7bin okunma
Hiç bekleme, hemen oku .
Puan vermedi·481 syf.··
2026 5. kitabı
Elimden bırakamadığım (abartı değil, yemek yaparken bile bir elimde kepçe diğerinde kitap vardı ) Kitap okuma sürecimde çok keyif aldığım , bitmesin istediğim ve kitap bittiğinde etkisinde aylarca dolaştığım kitaptır . Akıcı, düşündürücü ve insanın duygudan duyguya geçiren bir kitaba hazır olun . Kitabı okurken beni araştırmalara sürükledi. Struma gemisi ile ilgili her ayrıntıyı öğrenme arzusunda buldum kendimi. Çok ustaca kurgulanmış bir kitap. Bu yaz 2. Kez okumayı düşünüyorum
1000Kitap
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020164,2bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10 Numara 5 Yıldız #1
Puan vermedi·496 syf.··
2026 33. kitabı
10 numara 5 yıldız kitaplardann #1 Tozlu Pembe 2 Gercekten harikaydı 1. Kitapla kıyaslandığında 1 daha ustun aslında ama bu kitapmtam bir yaz kitabı :)) Bir sey daha ekleyecegim cok ciddiyim kitapta basrol ciftten daha cok begendigim bir cift vardı: Melike ve Yavuzzz, gercekten bu kadar sert gorunen bir komiserin icinden nasıl utangac ve minnos bir karakter cıkıyor hala şaşkınım. Ya da sadece Melikeye ozeldir :))) Yavuz Komiser favorilerime buyuk bir hızla giris yaptıı, ayrıca o sivas muhabbetlerini bir sivaslí olarak cok sevdim (Dedi daha once hic Sivasa gitmemis Sivaslı ) Ayperi ve Omer cifti tam yemelik, Canım Alazımdan hemen sonra okuyunca agzım acık kaldı (Her incelemeye Alaz koymadan yapamıyorum ;D Seviyorum ama ne yapabilirim :(( ) Neyse bu kadardı hazır da yaza girmisken seriye baslayın derim
Tozlu Pembe 2Loresima · Ephesus Yayınları · 2026244 okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2026 25. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 11:11
Kitabı Hitlerin Nazi Almanyası’nda kadınlara biçtiği rolü anlamak ve Hitlerin kadınlara bakış açısı hakkında fikir edinmek için okudum. Kavgam kitabında sık sık övdüğü biridir Arthur. Gerçekten çok yararı oldu okumamın. Hitler neredeyse direkt olarak katılıyor Arthurun görüşlerine. Hem hayat hem ilişkiler hem siyaset hepsinde kadının yerini bu adamın düşüncelerinden yola çıkarak belirliyor temel olarak. Tabiki kendi görüşleride var. Durumun anlaşılması için Hitler's Table Talk kitabından bir alıntı bırakacağım. Aşka ve Kadınlara Dair (Aşkın Metafiziği) kitabını okuyan arkadaşlar ne kadar paralellik gösteren düşünceler olduğunu hemen anlayacaktır. 26 Ocak 1942 Akşamı “Siyasetle uğraşan kadınlardan nefret ederim. Hele ki bu uğraşları askerî mevzulara kadar uzarsa iyice katlanılamaz bir hâl alır. Partinin hiçbir yerel bölümünde kadınların en ufak bir makam sahibi olmaya hakkı yoktur. Bu sebeple sık sık kadını yalnızca çocuk doğuran bir makine ya da eğlence olarak gören kadın düşmanı bir parti olduğumuz söylenir. Bu kesinlikle doğru değil. Gençlerin eğitimi ve hayır işleri alanında kadınlara büyük bir önem atfederim. 1924'te siyasete ilgi duyan kadınlarda ani bir artış gördük. Frau von Treuenfels ve Frau Mathilde von Kemnitz, Reichstag'a katılmak istediler. Onlara parlamentoda tartışılan konuların %90'ının, onların dikkate değer bir görüş bildiremeyeceği, erkeklere mahsus mevzular olduğunu söyledim. Bu bakış açısına isyan ettiler ama şunları söyleyerek çenelerini kapattım: "Benim kadınları tanıdığım kadar erkekleri tanıdığınızı iddia edemezsiniz." Bağıran bir adam hoş bir görüntü vermez ama bağıran bir kişi kadınsa ortaya çıkan sonuç akıllara ziyan olur. Ciğerlerini ne kadar çalıştırırsa sesi o kadar tizleşir. İşte orada saçını başını yolmaya hazır, tüm pençelerini çıkarmış... Uzun lafın kısası, kadınların
Tarih
Aşka ve Kadınlara Dair (Aşkın Metafiziği)Arthur Schopenhauer · Say Yayınları · 202016,8bin okunma
Ruken, Hayalet ve Diğerleri
9/10
·134 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 15:20
Aslında çok inceleme yazan biri değilimdir. Ancak elime aldığım kitap eski bir dostumun, birlikte gazetecilik yaptığım bir meslektaşımın, bir yazar arkadaşımın olunca iş değişiyor haliyle. Hazır okuyup bitirmişken sizlere Vecdi Erbay'ın Sol Elin Hatırası kitabından biraz bahsedeyim dedim. 7 öyküden oluşan ve bir solukta okunacak bir kitap. İlk karşımıza çıkan öykü Ruken. Ruken öyküsü bizi bir zamanların Diyarbakır'ına götürüyor. Girenin çoğu zaman çıkamadığı çıksa bile ruhunu kaybettiği şu meşhur gözaltılardan geçmiş biridir Ruken. İçine kapanmış, ruhu alınmış, susmuş ama öfkesi dinmemiş biri... Gözaltından çıktıktan sonra oğlu dağa çıkmış bir kadına yarenlik etmeye başlamış. Elbette tüm öyküyü burada anlatacak değilim. Ama, Ruken'in öyküsü uzun ve gerçekten de insanın içine işliyor. Yarenlik ettiği yaşlı kadının öyküsü ise onunkinden daha da acı. Kadının bir oğlu dağda bir oğlu askerde. Böyle bir ana düşünün... Ve bir gün kocası ona ölüm haberini getirir. Kadın ise tek bir soru sorar: "Kijan e?" Yani hangisi. Asker olan mı yoksa heval olan mı? Hayatını kaybeden heval olandır. Bu sahne Ruken'in kader anıdır. Ruken yönünü dağa çevirir. Ve Ruken öyküsü burada biter. Diğer öyküler başlar. Ancak Ruken'in öyküsü bitti sanılsa da aslında bitmez. Yazar, Ruken'i kitabın son öyküsünde tekrar okuyucunun karşısına çıkarır. Bu kez bir masalcının anlatısıdır Ruken ve bir gazete küpüründeki resim... Aslında kitapla ilgili çok şey söylemek, yazmak mümkün. Ancak ben bölük pörçük de olsalar bunları demekle yetineyim. Son olarak şunu belirtmekte de fayda var: Kitap gerçekten de okuyucuyu içine alıyor, sarsıyor, yargılatıyor.. Şimdiden okuyan herkese iyi okumalar. Sol Elin Hatırası Vecdi Erbay
Sol Elin HatırasıVecdi Erbay · Dipnot Yayınları · 20263 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2026 26. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 13:41
Sennett’in Karakter Aşınması, yeni kapitalizmde sahip olduğumuz işin kişiliğimiz üzerindeki etkilerini analiz eden bir eserdir . Sennett’e göre karakter, duygusal deneyimlerimizin uzun vadeli boyutudur. Psikolojik bir bütünlük için gerekli olan sadakat, karşılıklı bağlılık ve hazzı erteleyebilme becerisi, karakterimizin çekirdeğini oluşturur ona gore. Sistemin sadece çalışma biçimlerimizi değil, bir insan olarak karakterimizi nasıl kimyasal bir asit gibi erittiğini anlatıyor. Eserde yeni kapitalizmin en belirgin özelliği esneklik vurgusudur,eskiden bürokrasi ve rutin kötülenirdi; şimdi ise esneklik baş tacı. Sennett abi diyor ki; bu esneklik seni özgürleştirmiyor, sadece iktidarın maskesini değiştiriyor. İsim değişir cisim aynı kalır meselesi gibimsi .Artık tepende bir patron yok belki ama önünde duran bilgisayar ekrani veya performans hedefleriyle her an denetleniyorsun. işçilerden ise sürekli değişime hazır olmaları ve risk almaları bekleniyor. Bu muhteşem ötesi düzenin sloganı ise "uzun vade yok" tur. Sürekli değişen projeler, kısa süreli sözleşmeler ve esneklik anlayislari kisinin hayatında kalıcı bir hikaye oluşturmasını engelliyor . Kitapta anlatılan Enrico ve Rico meselesi de tam olarak buna işaret ediyor . İki karakterimiz arasındaki farklarin ilki calışma biçimi ve statüdür Enrico, yirmi yıl boyunca aynı iş merkezinde yerleri silen ve tuvalet temizleyen bir hademe iken işi basit, rutin ve hiyerarşinin en altında sayılabilir . Rico ise babasının hayallerini gerçekleştirmiş, üniversite bitirmiş ve yüksek gelirli (en üst %5'lik dilime girmiş helal olsun dayiogli) bir teknoloji danışmanı olmuştur. İkincisi ise zaman algısı ve kariyerdir . Enrico için zaman doğrusal akarken Rico'nun dünyası ise sürekli taşinmalar ve farklı projeler arasında gidip gelmiş. Enrico
Karakter AşınmasıRichard Sennett · Ayrıntı Yayınları · 20221,045 okunma