"Sonra, muvazene kainatın en büyük kanunu imiş; pek güzel. Fakat bu nasıl muvazenedir? Nasıl muvazenedir ki birinde namütenahi bir sıklet ve kuvvet, diğerinde yine namütenahi bir zaaf ve sükut... Muvazene, tevazun demekse, bizi bağlayan zincirleri çözsünler... Zindanları açsınlar... O zaman, ah, o zaman kainatın bu kanun-i bülendine biz de boyun eğeriz. "