Yaptığım hiçbir şeyin hakkını veremeyerek emin olmayan adımlarla aynı yolları yürümeye devam ediyorum. Ya yolun sonunda iyi ki vazgeçmedim diyip yolumu seveceğim ya da yürürken kayboldum sandığım bir anda esas yolumu bulacağım.
Ama bir kez daha gerçeğin güldürüsünün hayal gücünün en vahşi icatlarından bile daha absürt olduğunu öğrenecektim. Gerçeklik, olağan dışıyla gülünç bir şekilde yüzleşmek ve sıra dışıyla evrensel olarak insanı kıyaslamak için tereddüt etmez.
Öncelikle kitabı beğendim ya da beğenmedim demek istiyorum fakat bunu yapamıyorum çünkü kitabı okuduğum her sayfada kitap hakkındaki görüşüm değişti. Bir sayfada yazarın sunduğu bakış açısı çok hoşuma giderken bir diğer sayfada sadece farklı bir yorum getirmek istediği, kendini bile ikna edemediği izlenimini uyandırdı. Bu sebeple kitabın sevdiğim yönleri ve sevmediğim yönleri şeklinde bir ayrım yapacağım.
Kitaba dair en çok sevdiğim şey sözlük bölümü oldu. Kelimeleri kökenlerine inerek irdelemesini ve aslında pek çoğunu öz anlamından ne kadar uzaklaştırdığımızı göstermesini çok faydalı buldum. Bunun dışında kaderi anlatma şeklini de güncel örnekleri sebebiyle çok beğendim. Sevmediğim yönlerine gelecek olursam başta da belirttiğim gibi bazı yorumlarını çok zorlama buldum. Bazı kısımlarda da görüşünü tam olarak anlatmaktan çekinmiş gibi, anlatacaklarını yarıda kesmiş gibi bir izlenim uyandırdı bende.
Tavsiye eder miyim kısmına gelecek olursak; bunun bir dinimi öğreniyorum kitabı olduğunu düşünmüyorum dolayısıyla bir ilk okuma kitabı olmasını tavsiye etmem ama daha önce dini okumalar yapmış biri için yeni bakış açıları edinmesini sağlayacak bir kitap olabileceğini düşünüyorum ve böyle birine tavsiye ederim.