Göklerin ve yerin bilinmeyen, görünmeyen yanları, Allah’ındır. Bütün işler, O’na döndürülecektir. Yalnız O’na ibadet et, O’na tevekkül et. Rabbin, yaptıklarınızdan ve yapacaklarınızdan habersiz değildir.
Eğer Rabbin dileseydi, insanları tek bir din topluluğu yapardı. Rabbinin merhamet ettiği dışında, onlar görüş ayrılığına düşüp duracaklardır. Onları, bunun için yarattı. Rabbinin şu sözü tamamen gerçekleşecek: “Muhakkak cehennemi tamamen cinler ve insanlarla dolduracağım.
"Benim muvaffakatiyyetim ancak Allah'ın yardımıyladır"
( Hûd Sûresi, Ayet: 88)
Allah Subhanehû bu âyette kula verdiği tevfik-i, Zât'ının esma, sıfat ve fiilleriyle bağlantısı olan İsm-i Azam "ALLAH" lafza-i celâline nisbet etti"
"Kim Allah'a karşı yalan uydurandan daha zâlimdir? İşte bunlar, Rableri'ne arz edilecekler ve şahitler de 'Rableri'ne karşı yalan söyleyenler işte bunlardır.' diyeceklerdir. Biliniz ki, Allah'ın lâneti zâlimler üzerinedir. Onlar (halkı) Allah yolundan alıkoyan ve onu eğri ve çelişkili göstermek isteyen kimselerdir. Hem de onlar âhireti inkâr edenlerin ta kendileridir."
Hûd 11/18-19
İlmiyle âmil olmayan âlimle, amel etmeyen cahil, Allah'ın kapısından kovulmakta birbirlerine müsâvidirler. İlmiyle âmil olmayan ârifle, amel etmeyen gåfil de Allah'ın kapısından reddolunmakta birbirlerine müsâvîdirler. Çünkü kitap ve sünnetle amel etmeye yaramadıktan sonra mücerred ilim ve marifet Allah'ın huzuruna kabul edilmek ve felah bulmak için kafî sebeb değildir.