Istırabın verdiği intibah zamanlarında, kendi kendini aldatmak, başkalarını kandırmak kadar basit değildir ve insan kendi içindeki adaletten ürkmeye başlar.
"Bu memlekette niçin emeğin değeri, sabrın meyvesi, hasbî çalışmanın semeresi alınmıyor? Bu memleket kendi kozasını örenlere niçin hiç kıymet vermiyor? Hadi bunlar bir yana, ben bir yana, yahu insan kitap kıymeti bilir. Kitaba önem vermeyen toplum nasıl ayakta kalır, nasıl yaşar?"
Ülkemizde bir uzun zamandan beri tarım ihmal edilmiş; köy ve köylü âdeta gözden çıkarılmıştır. Bu yüzden daha düne kadar dünyada kendi kaynakları ile kendini besleyebilen beş altı devletten biri olan Türkiye dışarıdan buğday ithal edecek duruma düşmüştür.
Özel hayatın mahrem bölgelerine kimsenin girmeye hakkı yoktur. İnsan kendi başından geçeni bile açık-saçık anlatamaz. Burada papaza günah çıkartmıyoruz. Dünyada her şeyin bir hududu var. Onu aşarsa edebiyat edep dairesinden çıkar.