Ey Gönül.. Yol uzun, Hedef rıza.. Kalk heybeni hazırla.. Heybende; Hem ihlâs olsun, Hem de Vefa.. Ses etme.! Bekle.! Ya nasip de, Rabb’ine bırak..✨🌻
Din İslam
"Seni dağladılar, değil mi kalbim, Her yanın, içi su solu kabarcık. Bulunmaz bu halden anlar bir ilim; Akıl yırtık çuval, sökük dağarcık. Sensin gökten gelen oklara hedef; Oyası ateşle işlenen gergef. Çekme üç beş günlük dünyaya esef! Dayan kalbim üç beş nefes kadarcık!" Necip Fazıl Kısakürek
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İnsanın gerçekte ihtiyaç duyduğu şey gerilimsiz bir durum değil, daha çok uğruna çaba göstermeye değer bir hedef, özgürce seçilen bir amaç uğruna mücadele etmektir. V.E.Frankl
Alıntı
Özgür Yüce’den
“Kendi yolunu çizmeyen her ruh, başkalarının haritalarında kaybolmaya mahkumdur.” Özgür Yüce
Kendi Kalemimden
Medine müdafası ve küsen şehirler Gönül dağımın al gülü Açsın nergisi sümbülü Petek kovan baldır dili Sevdiğim küsmüş gücenmiş sabri galip dogan SEVDİĞİM KÜSMÜŞ GÜCENMİŞ Değerli edebiyat defteri es selam aleyküm Allahın selam ve bereketi hepimize olsun kıymetli şairimiz Sabri Galip gönül dağımın al gülü diyerek duasına başlıyor açsın nergiz sümbül diyerek güzel bir niyaza bizide ortak ediyor sene 1916 ile 1919 yıllarıdır birinci dünya savaşının en çetin yılları ingilizler medine mekkede binlerce katliam yaptı ilk önce arılar sonra insanlar katledildi o arıların petekleri yok edildi Mekkenin o yıllarda en temel uğraş alanı hurma bahçeleri ve zeytinliklerdi birinci dünya savaşında insanların kendi eli ile diktiği peygamber hurmaları ingiliz çizmeleri altında ezildi hayvanlar insanlar bitkiler şehit edildi Sinan Canan kitabında sen her nefesinden sorumlusun oysaki insan çoğu zaman okuyor fakat ne yazıkki doğru yorumlayamıyor Sinan Canan kainatta önemsiz hiç bir olay vuku bulmaz desede insanoğlu önemsizleştiriyor bu yüzdende üretemiyor düşünemiyoruz işte Medine Müdafası  1916-1919 yılları arası mekkede şerif hüseyinin mekkede verimli üretim ve bahçelere sahip olabilmek amacı ile ingiliz desteğinde başlattığı bir isyan ve kuşatma harekâtıdır bazen sevdiklerimizi bazen ise kutsal şehirleri küstürüyoruz Medine fatihi fahrettin paşa ihtiyar bir kurt gibi ne kadar çok dirensede yalnızlığa terkedilmiş teslim olmuştur O Medine fatihi ve peygamber askeri Hüzün penceresindendi bakışım, Kışın bağrındaki sakladığı bahara. Uzar uzadıya, Mevsimler hazan. Gün ölür  Gecenin koynunda sabahlar. ramazancelik-HÜZÜN PENCERESİ Es selam aleyküm ve Rahmetullah değerli okurlar ve yazarlar Allahın 99 adı ile hepinize bereket diler dualar ederim sayın Ramazan Çelik abim mevsimler
Din
Tarihsel ve coğrafi bir perspektiften bakıldığında, Kürt nüfusunun yoğun olarak yaşadığı coğrafyanın bugün Türkiye, İran, Irak ve Suriye arasında dört parçaya bölünmüş olması, aslında makalede ele aldığımız Mortimer Durand’ın Durand Hattı ile Peştunları bölmesi, İngiliz sömürge aklının Keşmir’i harita üzerinde açık uçlu bir yara olarak bırakması veya Fransa’nın Hatay oyunları ile tamamen aynı emperyal sınır mühendisliğinin bir ürünüdür. Bu coğrafyanın dört parçaya bölünmesinin arkasındaki tarihsel, siyasi ve stratejik dinamikleri şu şekilde inceleyebiliriz: 1. Tarihsel İlk Bölünme: Kasr-ı Şirin Antlaşması (1639) Küresel güçlerin yirminci yüzyıldaki müdahalelerinden çok daha önce, bu coğrafya iki büyük bölgesel imparatorluğun rekabet alanıydı. Bin altı yüz otuz dokuz yılında Osmanlı İmparatorluğu ile Safevi (İran) Devleti arasında imzalanan Kasr-ı Şirin Antlaşması, bölgeyi ilk kez iki ana egemenlik alanına böldü. Sınır, Zagros Dağları esas alınarak çizildi ve bu da Kürt aşiretlerinin ve yerleşimlerinin iki büyük imparatorluk arasında bölünmesine yol açtı. Ancak bu dönemde sınırlar bugünkü modern ulus devletler gibi geçirimsiz ve katı değildi; aşiretler ve topluluklar belirli bir özerkliğe sahipti. 2. Modern Bölünmenin Doğuşu: Sykes-Picot ve Lozan (1916 - 1923) Asıl pimi çekilmiş bomba, Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılış sürecinde bırakıldı. Sykes-Picot Anlaşması (1916): İngiltere ve Fransa, Orta Doğu’yu kendi aralarında paylaşırken, bölgenin etnik, kültürel ve sosyolojik gerçeklerini tamamen hiçe saydılar. Sevr’den Lozan’a Geçiş: Bin dokuz yüz yirmi yılında imzalanan ancak hiçbir zaman hayata geçmeyen Sevr Antlaşması’nda, sömürgeci güçler (özellikle İngiltere), bölgedeki petrol kaynaklarını (Musul ve Kerkük) kontrol edebilmek ve
Tarih