Aynı dünya karşılıklı güveni ve sadakati, karşılıklı yardımlaşmayı, çıkar aracı güdülmeyen dayanışmayı ve dostluğu ayaklar altına alıp karalar. Bu nedenle, başka birisinin (ama kimin?!) kuşatması altında, postaya verilmiş veya verilmek üzere olan tahliye emrini bekleyen, istenmeyen misafirleriymişiz gibi, dünya gittikçe soğuk, yabancı ve itici oluyor. Kendinizi rakiplerle, birisinin elini tutmanın kelepçelenmekten ayırt edilmediği, dostça bir kucaklaşmanın genellikle hapsedilmeyle karıştırıldığı sonu gelmez üstünlük kurma oyunundaki oyuncularla çevrili hissederiz.
Ne de olsa, "gerçeklik" içten gelen isteklerimize karşı olan dış dirençlere taktığımız addır. Dirençleri ne kadar güçlü olursa, engelleri o kadar "gerçek" hissederiz.