***
Sapere Aude!
“Yalnızca bizi ısıran ve bizi sokan kitapları okumalıyız, içimizdeki donmuş denizi kıran balta olmalı onlar.”
Franz Kafka
"Çoğunlukla bir kitaptan kurtulmak ona sahip olmaktan daha zordur."
Kağıt Ev
***
Kitabın arka kapağında ilk bakışta gelişigüzel yazılmış izlenimi veren kişileriyle, eksik anlatılmış gibi görünen ama yenileri eklendikçe bütünlenip derinleşen olaylarıyla, kentleri, sokakları ve evleriyle bizi büyüleyen bir roman, bir ustalık dönemi romanı şeklinde tanıtılmış. Eksik anlatılmış gibi görünmüyor. Pek çok şey gerçekten eksik anlatılmış. Her bölümde bir sürü konu havada kaldı. Dümdüz anlatımıyla ustalık dönemi eseri denecek kadar iyi değildi.
"Var Olan Annenin Yokluğu"nu hatırlatan bir kitap... Var olan ama aynı zamanda yok olan anne-baba ve onların kendi kendine büyüyen iki çocuğunu anlatıyor. Küçük kardeşine hem annelik hem babalık yapan bir abi Jojo. Jojo ve Kayla aile olamamış, işlevini yerine getiremeyen bir ailenin mutsuz çocukları. Kitabın adından ve arka kapak yazısından dolayı bambaşka bir konu bekliyordum. Pek beklediğim gibi değildi. Arka kapakta ırkçılık, aşk, hayat, dostluk ve ergenlik üzerine olağanüstü bir roman olduğu belirtilmiş. Sanırım romanı okumadan üstünkörü sayfalara göz atarak yazdılar bu yazıyı. Hadi diğerlerine ucundan kıyısından biraz değinilmiş diyelim de "dostluk" üzerine olduğu kanaatine nasıl vardılar merak ettim.
Gris-gris kesesini bu romanla öğrendim. Bir süre önce okuduğum "Şamanın Şifa Çantası" kitabında anlatılan şifa çantasının Afrika kültüründeki adı imiş. Bir tür muska ya da tılsımlı ve koruyucu olduğu düşünülen nesnelerin konduğu bir kese.
Çeviride hiç olmayacak, bir lise öğrencisinin bile yapmaması gereken hatalar vardı. Örneğin "dayı" yerine hep "amca" yazılmıştı. Anne ile büyükanne, baba ile büyükbaba da karışmıştı bazı yerlerde. Çeviri işi zordur ama bu kadar basit şeylerde de hata yapılmaz.
Castaneda'yı okumak çok zorluyor. Cümleleri ve o cümlenin arkasında anlatılmak isteneni anlamaya çalışırken kitapla oldukça cebelleşmek gerekiyor. Bitirmek için azimle uğraştım ama artık son 15 sayfayı okumaya tahammül edemedim. Bu kısım zaten daha önce Don Juan'la yaptıkları sohbetlerin ve uygulamaların Castaneda tarafından yapılmış bir özeti. O yüzden kendime daha fazla işkence yapmak istemediğinden son 15 sayfayı bıraktım. Kitapta anlatılan çoğu şeyi şehir hayatımızda uygulamak neredeyse imkansız: Kertenkele ile yapılan kehanet, uçmayı mümkün kılan bitkiler vs. Ama kitap, bilgi insanı olmakla ilgili güzel bir yol haritası içeriyor aynı zamanda. Doğan Cüceloğlu'nu cezbeden kısım da bu olmuş. Castaneda hakkında yazılmış "Nagual ile Karşılaşma" kitabına Cüceloğlu'nun yazdığı önsözü okuduğumda Castaneda'nın bütün serisini okumuş olduğunu, Savaşçı kitabının ortaya çıkmasında Don Juan'ın öğretilerinin ve Castaneda'nın büyük bir etkisi olduğunu öğrendim. Zorlu bir okuma deneyimi olsa da Castaneda'nın diğer kitaplarını da okuyacağım.
Kitaplardan Korkan Çocuk, sürekli bir yerlerde gözüme takılan bir kitaptı. Okudum rahatladım, ama konusu çocuklara değil daha çok anne babalara ders niteliğindeymiş.
Son 50 sayfa... Okuduklarım ağır gelince bir durup soluklanmak istedim. Bir taraftan da ben ne okuyorum böyle diye düşünüyorum. Başlarda çıplak yapılan ayinler gibi aykırı olsa da nispeten daha zararsız eylemler anlatılırken sonlara doğru korku filmi sahnelerine benzer bir hal aldı. Aslında cadılık yüzyıllar öncesinde kalmamış meğer. Geceleri mezarlıklarda dolaşan, öldüğünde gözlerini kargaların yemesini isteyen, orta çağ savaşlarını canlandırmak için birbirine saldıran tuhaf insanlarla aynı dünyada yaşıyoruz. Bir gazetecinin modern cadıların içinde yaşayarak hatta eğitim ve ayinlere katılarak elde ettiği bilgilerle yazılmış kitap. Acaba tamamen doğru mu, yoksa ilgi çekmesi için kurgulanmış ve uydurulmuş bilgiler de içeriyor mu?
***
Kitap yarım kalmış hissi veriyor. Arka kapakta yazarın sonunda ağaç kabuğundan enerji çekecek seviyeye geldiği belirtilmiş ama üyeliğe kabul edilmesiyle kitap bitiyor. Sonraki aşamalar ne oldu; yazar eğitime devam etti mi, ettiyse bu eğitimler nasıldı?
Amerikalılar her şeyi kirletmeyi nasıl beceriyorlar, diye düşündüm. Neden zihinleri hep yıkım ve olumsuzluk üzerine çalışıyor? Şamanizm'in ulvi bir yanı var ve Şamanlar da saygın insanlar olarak görülüyor. Kitapta anlatılan cadılık ve yapılan ayinler Şamanik ayinlerle benzerlik gösteriyor aslında. Ama Şamanizm'in ulviliği, saygınlığı yok.