8/10
·448 syf.··
2026 26. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 08:20
Yazarin dili, akiciligi, seçtiği kelimelerin duygu olarak gecirgenligine bir lafım yok. Kimsenin olamaz gibi. Kitabin konusu, ele alinisi ve sonucu bence tatmin ediciydi. Usturayla aldığı anda ne yapacagini herkes anlamıştır ama bu şekilde olacağını düşünmemiştir. Benim bu kitapta ve Ayfer Tuncta eleştirecegim şey pes pese 3 kitabini okumuş olarak fazla yoğun bir acı dili ve kurgusu yazması. Evet yaptigi isi cok iyi yapiyor ama bu kadar anti düşüncelerle yer verdiği bir ask hikayesi ya da acı hikayesi diyelim karakterlerdeki boşluk duygusunu bizede geçirdi. Son kısımda bir an ağlayacak gibi oldum ama sonra şak diye kesildi. Ve 3 evlat sahibi biri olarak Heidi gorunce ağlayan birine dondum. Sanem ve Umut karakteri farklı yara ve acılarla yogrulmus, hayattan beklentisi kalmamış amaçsız iki karakter. Sanem ailesinin ona kol kanat germesi icin canını verecekken Umut bu sevgiyle boğulup altında kalıyor. Umut hayattan alabilecekleri gözünün önündeyken alamadığı icin acı çekiyorken Sanem hicbir beklenti taşımıyor. Biri severken diğeri buyuk bir boşluk ve kirilmislikla yaşıyor. Biri bircok kayıp yaşadığı halde hicbir şey düşünmemeye değer bulmasada diğeri aklından silemiyor; hem o anlari, hemde getirdiklerini... Zıtlıklar ve acılarla yoğurulmus iki hayat ve olamayan bir ask..
Âşıklar Delidir ya da Yazı TuraAyfer Tunç · Can Yayınları · 20254,029 okunma
Puan vermedi·408 syf.··
2026 44. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 00:51
“İçinden gelerek çalışmanın keyfine varabiliyordu, değerli hedeflere ve güzel arkadaşlıklara sahipti. Hiçbir şey hayallerindeki ideal dünyayı ve içindeki sevgiyi ondan çalamazdı. Nasılsa yol boyunca her zaman dönemeçler olacaktı.” Kitabı bitiren ve özetleyen bir cümleydi benim için. İki bekar kardeşin erkek bir evlat edinmeyi amaçladıkladıkları ama ne olduysa yanlışlıkla bir kız evlat edindikleri sıcak bir hikayeydi. Kitap biraz Heidi ve biraz da Pollyanna tarzında saf duygu, hayal gücü, sevgi ve biraz da gerçeklikle yoğrulmuştu. Okurken insanı dinlendiren, yormayan, temiz bir hikayeydi. Her şeye rağmen, hayata olumlu, iyi tarafından bakmayı öğütleyen samimi, içten ve doğal bir kitaptı.
Yeşilin Kızı AnneL. M. Montgomery · Koridor Yayınları · 202017,9bin okunma
Reklam
Yeşilin Kızı
Puan vermedi·408 syf.··
2026 10. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 03:30
Hikâyemiz, çiftlik işlerinde kendilerine yardımcı olması için bir erkek çocuk evlat edinmeyi bekleyen iki yaşlı kardeşin karşısına beklenmedik şekilde Anne’in çıkmasıyla başlıyor. Ardından hayatın zorluklarıyla çok küçük yaşta karşılaşmış bir kızın, tüm yaşadıklarına rağmen yaşamaya, umut etmeye ve kendi yerini bulmaya çalışmasını okuyoruz. Ben aslında diziyi izlerken Anne’in enerjisini ve sürekli yaşadığı olayları yer yer yorucu bulmuştum ama kitabı okurken karaktere ve yaşadıklarına bakışım değişti. Bu kez onun iç dünyasına daha çok yaklaştığımı hissettim. Anne of Green Gables ilk kez 1908 yılında yayımlanıyor ve hikâye Kanada'nın Prince Edward Adası'nda geçiyor. Kitabın atmosferini bu kadar etkileyici bulmamın sebeplerinden biri de bulunduğu yer oldu. Doğa hikâyenin her anında hissediliyor; mevsimler, yollar, göller ve çevre anlatının duygusunu taşıyor. Bu yüzden kitap boyunca çok sakin ama canlı bir atmosfer vardı. Anne’in hikâyesinde en çok dikkatimi çeken şey, yaşadığı zorlukların onu tamamen sertleştirmemesi oldu. Hayal kurmaya devam etmesi, küçük şeylerden mutlu olabilmesi ve her şeye rağmen yeni bir hayat kurmaya çalışması çok etkileyiciydi. Kitap boyunca yeni başlangıçlar kadar kapanan dönemler ve vedalar da vardı. Bu yüzden okurken zaman zaman umutlu, zaman zaman da hüzünlü hissettim. İlk kitap özelinde son bölüm benim için ayrıca güçlüydü. Çok detay vermek istemiyorum çünkü spoiler vermek istemem ama dizisini daha önce izlediğim için bazı olayların farklı ilerlemesini bekliyordum. Bu nedenle kitabın seçtiği son beni daha hazırlıksız yakaladı ve beklediğimden daha fazla etkiledi. Ben bu kitabı bitirdiğimde aklımda en çok kalan şey olaylar değil, bıraktığı his oldu. Özellikle Little Women sevenlerin bu seride çok seveceği bir taraf olduğunu düşünüyorum. Benim
Yeşilin Kızı AnneL. M. Montgomery · Koridor Yayınları · 202017,9bin okunma
9/10
·394 syf.··
Beğendi
·
2026 41. kitabı
Anne with an E dizisini izlerken hissettiğim o duyguyu çok iyi hatırlıyorum; yeşilin her tonuyla içimizi ısıtan o atmosfer, bana hep Heidi huzurunu, doğanın o şifalı ve saf halini hatırlatırdı. Sımsıcak bir aileye dönüşmeyi ve o muhteşem dostlukları izlemek ruhu dinlendirirdi. İşte masamdaki bu kitap, tam da o büyüleyici dünyanın yaratıcısından çıkan bir başka ruh ikizi: Emily Yeni Ay'da. Prens Edward Adası’nın eşsiz doğasına ve sıcak aile bağlarına aşıksanız, Yeni Ay Çiftliği’nin kapısını mutlaka aralayın derim Ancak Emily, Anne’in neşeli dünyasından biraz daha farklı ve derin bir yolculuk. Kitaptaki doğa tasvirleri insanı hemen bir ağacın gölgesine yerleştiriveriyor. Fakat Emily’nin bağ alanı biraz daha mistik; o rüzgarın fısıltısını dinliyor, adeta doğanın kucağında şifalanıyor. Dizideki o aile olma hikayesi ise burada daha dişli bir mücadeleye dönüşüyor. Anne sevgisini dışa vuran bir çocukken, Emily bir o kadar içe dönük ve asil. Karşısındaki katı ve köklü Murray ailesiyle gururları çarpışırken, aralardan sızan gizli şefkati okumak tam bir aile hikayesi lezzeti veriyor. Üstelik tıpkı dizideki gibi, toplumun kalıplarına uymayan çocuklarla kurduğu, birbirlerinin yaralarını saran muazzam bir dostluk grubu var. Anne konuşarak dünyayı fethederken, Emily yazarak kendi krallığını kuruyor. Yaşadığı yasları ve haksızlıkları eski fatura koçanlarına yazarak dışarı vuran inatçı, güçlü bir şair o. Kısacası bugün masamda tam da özlediğim o nostaljik, samimi ve doğayla iç içe aile sıcaklığı var. Ama bu sefer hikaye daha gizemli ve elinden kalemi düşürmeyen bir genç kızın ruhunu taşıyor. Kütüphaneme şimdiden çok yakıştı
Emıly Yeni Ay'daL. M. Montgomery · Cem Yayınevi · 20211,113 okunma
Heidi'ye Dair ...
8/10
·158 syf.··
Beğendi
·
2026 73. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2026 00:00
İsviçre 'nin Alp dağlarında bir köyde yaşayan Heidi ve dedesinin etrafında gelişen okumaktan hoşlandığım bir hikâye. Kurguda değişiklikler olsa da TRT Çocuk 'tan da yıllardır izlerim. Değer eğitimi açısından önemli bir yapıttır. 1800'lü yıllarda kaleme alınmış, çocuk edebiyatı alanında Batı'da ele alinan ilk eserlerdendir. Yıllardır pek çok araştırmaya konu olmuş, eleştirmenlerin hakkında kalem oynatmaktan hoşlandığı bir kitaptır bu. Eleştirmenler işini yapsın tabi. Tekrar tekrar okumaktan hoşlanıyorum ben.
HeidiJohanna Spyri · Tomurcuk Yayınları · 20066bin okunma
10/10
·255 syf.··
Beğendi
·
2026 55. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2026 20:32
Yazardan okuduğum üçüncü kitap, ve yine mest etti. Kitabın türkçesi olmaması ise üzücü. Fresko, fresk demek. Yani duvar resmi. Okuduğumuz aile de tıpkı bir fresk gibi izledikçe/okudukça açıyor kendisini bize. Sürekli bir başka üyenin zihnine girdiğimizden, geniş ailenin her ferdinin, olaylara bakış açısını, kendi doğrusunu ögrenme imkanımız oluyor. Ve zamanla görüyoruz ki, görünen ve olan arasında uçurumlar var. Sadece o da değil, patlamaya ramak kalmış bir gerginliği bir tetikleyici beklemesi gibi bir gergin havada, evi terketmiş ve aile tarafından dışlanmış kızları gelir kasabaya. Çünkü annesi ölmüştür ve cenazesi kaldırılmayı beklemektedir. Evin ahalisi ve ilişkileri üzerinde nasıl bir etki yapacaktır kendisiyle görüşmek yasak olan kızın gelişi? Otoritesini sonuna kadar kullanmış ama kendisi gibi papaz olan damadının ipleri elinden alıdığından beridir dişsız aslan olan baba bir tarafta... Evin reisi konumunda ve gelen kızın ablasıyla evli olan, sebebi nedir bilinmez, gelen kızdan büyük bir nefret duyan damat papaz... Kızdan on yaş büyük, delirmiş ve ölerek kurtulmuş annesini evdeki annelik görevini üstlenmiş sorumluk sahibi, ama uysallığı, itaatkarlığı ve sessizliğine rağmen (veya bilhassa bundan dolayı) adam yerine konulmayan abla... Bir akrabanın ailesinin yok olmasıyla beş yaşında bu eve evlatlık gelen ve şimdi yirmi beş yaşında olan öğretmen dikanlı... Kızın evden ayrılmasıyla birlikte, ona yardım ettiği için evden gönderilen, Heidi'nin dedesi görünümlü, elinden her iş gelen ama şimdi yalnız yaşamaya terkedilmiş adam Anzsu... Bir kaç yan karakter... ama tabi gelen kızın kendisi bir de... Paramparça olmuş, her biri ayrı bir telden çalan ama herşeyi kendi içlerinde yaşadıkları için dışarıya pek yansıtmayan bu insanları okurken, adeta bir fresk inceliyor insan
Das FreskoMagda Szabo · Verlag Volk und Welt · 02 okunma
Reklam
Reklam