Türkçe’ye Yitik Bir Aşkın Gölgesinde olarak çevirilen Siya Evine’de yazar bizi ülkesinden sürgün edilen Memduh Selim Bey aracılığıyla Osmanlının son dönemlerinden başlayarak 1976’ya kadar götürür.
Memduh Selim Bey, ülkesi ile aşkı yani yüreği ile mantığı arasında kalan bir Kürt aydınıdır. Ya nişanlısının yanında kalıp onunla evlenecek ya da mantığının yolundan giderek ülkesi ve halkı için savaşacak. Memduh Selim Bey, nişanlısına ve nişanlısının ailesine iki aylık bir süre sonunda döneceğini bildirerek savaşa gider ancak savaş acımasızdır, çok uzun bir süre sonra döner. Memduh Selim Bey’in öldüğünü sanan nişanlısı kendinden yaşça büyük biriyle evlenir. Memduh Selim uzun bir süre sonra dönmüştür ama evinden, işinden nişanlısıdan, eşinden- dosttundan ve vatanından olmuştur.
Hem ülkesine hem de aşkına hasret bir yaşam geçiren Memduh Selim Bey’in en büyük dostu kitapları olmuştur. Hatta yatağını kütüphanesini olduğu odaya taşır ve orada da son yolculuğuna çıkar.
Zübük kitabı sayesinde toplumcu gerçekçi edebiyat yazarlarından biri olan Aziz Nesin’in kalemi ile tanıştım. Kitap adını başkarakter olan İbrahim Zübükzade’den alıyor. Bu Zübük öyle bir insandır ki ondan namussuzu, ondan yalancısı, ondan dolandırıcısı dünyada yoktur. Herkesi parmağında oynatır. Parmağında oynattığı insanlar da durumun farkındadır, Zübük’ün tüm olumsuz huylarını bilip arkasından sövüp sayarlar ancak Zübük’ün yanına gelince gerek çıkarları gerek bilgisizlikleri yüzünden Zübük’ün peşinden koşup onu baştacı ederler.
Kitap Zübük ile yaşanmışlıkları olan, Zübük tarafından dolandırılan insanların hikayeleri ve yeni atanan Almanca öğretmeninin arkadaşına yazdığı izlenimler şeklinde anlatılmaktadır.
Ben toplumun acı gerçekliğini, çağın sorunları olduğu gibi yansıttığı için kitabı çok beğendim ve sonunda da şaşırmadım değil. Ayrıca kitabın son bölümü olan “Zübüklük Nedir?” Beni çok düşündürüp kişisel bir ders çıkarmamı sağladı.