Aristoteles Politikası'nda (1.4) köleleri de içeren mülkleri insanın yaşamını sağlayan araçlar olarak tanımlar. Metinde ev ekonomisinin devamını sağlayan aletlerin Daidalos'un
yaptığı otomatlar/robotlar ya da Hephaistos'un kendi başına yürüyebilen sehpaları gibi kendi kendilerine hareket edebilselerdi o zaman köleye ihtiyaç duyulmayacağı yazmaktadır.
Ve hemen, kazandıkları ateşe karşılık,
Bir bela yarattı insanoğluna Ünlü topal Hephaistos Zeus'un buyruğuyla kızoğlankız bir varlık yarattı.
Ve Zeus bir nimete karşılık böylesine güzel bir belayı yaratınca,
Götürdü onu tanrıların ve insanların önüne
Ölümsüz tanrılar ve ölümlü insanlar şaşakaldılar görünce bu aldatıcı güzelliği,
İnsanları baştan çıkaracak olan
Bu derin, bu sonsuz büyü kaynağını.
Çünkü bu kaynaktan çıkmıştır aslında.
Tanrılarla, tanrıçalarla boy ölçüşmeye kalkmanın insana nelere mal olacağını, Arakhne'nin öyküsü apaçık göstermektedir. Olympos'ta nasıl demircilikte tek usta Hephaistos'sa, dokumacılıkta da Athena birinciydi. Tanrıça bir gün Arakhne adlı bir köylü kızın dokumacılıkta eşsiz bir güce sahip olduğunu duydu. Hemen Lydia'ya indi Olympos'tan, Arakhne'nin oturdugu kulübeye giderek onu bir yarışmaya çağırdı. Bu çağrıyı kabul etti Arakhne. ikisi de tezgahlanrını kurup mekiklerini çalıştırmaya başladılar. Altın, gümüş, gökkuşağı renkli kumaşlar dokundu. Yarışma sona erince Athena, Arakhne'nin dokuduğu kumaşın kendi dokumasmdan geri kalır yanı olmadığını gördü. Öfkeyle bir mekik geçirdi eline, kızcağızı dövdü. Buna çok üzülen Arakhne gidip kendisini astı. Aradan zaman geçince yaptığına pişman oldu Athena, büyülü bir su hazırlayarak kızın üstüne döktü. O anda bir örümcek oluverdi Arakhne, dokumacılıkta ustalığını sürdürdü.
"Önünüzü açmak istemiştim."
"Ama Nico umurunda dahi değildi. Onun Titanların yanında olması seni mutlu etti."
"Yok canım." Hera sanki olanlar umurunda değilmiş gibi bir el işareti yaptı. "Hades'in oğlu kendi ağzıyla söyledi. Kimse onu buralarda istemiyor. O buraya ait değil."
"Hephaistos haklıydı," dedim öfkeyle. "Tek umurunda olan o mükemmel ailen, gerçek insanlar değil," dedim.
"Annabeth, hayatım eminim ki sen size yardım ettiğimi anlamışsındır. Tüm bu çabalarıma karşı bir adak fena olmazdı hani."
"Percy haklı," dedi tanrıçaya sırtını dönüp, "Buraya ait olmayan asıl sensin, Kraliçe Hera. O yüzden, Belki bir dahaki sefere... ama hiç sanmam."