10/10
·78 syf.··
Beğendi
·
2026 41. kitabı
DOĞA'NIN KARARGAH GÜNLERİ Farklı Olmak Bir Süper Güçtür! Sıradanlığa meydan okuyan, zihni bambaşka ve harika çalışan bir çocukla tanışmaya hazır mısınız? İrem Oruç’un kaleme aldığı "Doğa’nın Karargâh Günleri", bizleri kendini “stratejik kaos uzmanı” ve “frekans avcısı” olarak tanımlayan Doğa’nın eğlenceli ve sıra dışı dünyasına davet ediyor. Karargâhtan okula uzanan, çamurdan köpük ejderhalarına ve güdümlü terliklere çarpan bu macera dolu yolculuk, hem çocukları kahkahalara boğacak hem de büyüklerin çocuk dünyasına bakışını tamamen değiştirecek! Büyükbabasının ona söylediği "Sen dağılmıyorsun evlat, sen topluyorsun." sözü ise kitabın kalbini oluşturuyor; çünkü bu hikaye aslında hepimize farklı olmanın bir kusur değil, muhteşem bir süper güç olduğunu fısıldıyor. Eğer çocuklarınızla ya da öğrencilerinizle birlikte okurken hem çok eğleneceğiniz hem de satır aralarında derin anlamlar bulacağınız sıcacık bir kitap arıyorsanız, bu harika esere kesinlikle kütüphanenizde yer açmalısınız! Tarzı, temposu ve bitmek bilmeyen absürt komik olaylarıyla çocukların okuma alışkanlığı kazanması için tam bir motivasyon kaynağı. Kendi içindeki eşsiz frekansı keşfetmek ve bir çocuğun zihninin ne kadar güçlü olabileceğine şahit olmak isteyen herkese bu sürükleyici macerayı kocaman bir tebessümle tavsiye ediyorum! Maddi manevi her sayfasına değecek bu keşif yolculuğu için hazırsanız, şimdi Doğa'nın frekansına bağlanma zamanı!
Doğa’nın Karargâh Günleriİrem Oruç · İkinci Adam Yayınları · 202629 okunma
9/10
·112 syf.··
2026 61. kitabı
“Uçup Giden Bir Kuş”, az sayfayla çok şey anlatan, üstelik bunu irdelediği meseleleri derinleştirerek ve son derece lezzetli bir dille yapan bir kısa roman. Metin, Tahran’ın fakir mahallelerinden birinin betimlemeleriyle başlıyor ve daha ilk cümleden yaratıcı ve zeki bir anlatıcının zihninde gezeceğinizi gösteriyor zira benzetmeleriyle ve anlatımıyla size oldukça aşina manzaraları çok etkileyici ve orijinal bir şekilde resmediyor. Bu başlangıçla aynı zamanda, aşina olduğunuz bir İran ya da Orta Doğu edebiyatı eseri okuyacağınız izlenimine de kapılıyorsunuz ancak öyle değil; ilerledikçe meseleler dallanıyor ve derinleşiyor, Feriba Vefi adeta çevirdiğiniz her sayfada bir kadının ruhunun dehlizlerinde daha da aşağıya indiriyor sizi ve giderek en ücra, en gizli köşelerine götürüyor. Otuzlu yaşlarında, evli ve iki çocuk annesi anlatıcımızın zihninden geçenleri okuyoruz bu kısa metinde. Öncelikle yoksul bir semtte, dört duvar arasına sıkışıp kalmış, evin ve çocuklarının bakımının tüm yükümlülüklerini omuzlarında taşıyan bir kadın bu. Fakat öyle gerçekçi ve çok boyutlu bir kadın çiziyor ki Vefi, sıradan, hepimize aşina hatta bir yönüyle hepimiz gibi ve fakat gücünü bu gerçekliğinden alan bir karakteri dinliyoruz kitap boyunca. Salt bir eş ya da anne değil; bir kız çocuk, bir kız kardeş ve tabii ki bir kadın hepsinden önce. Geleceğin belirsiz ve karanlık olduğu bir ülkede hayal kurmasına dahi izin verilmediğinden gündelik hayatın yükümlülüklerine zincirlenmiş ve kocasının hayallerinin getirdiklerine boyun eğmek zorunda, toplum tarafından dayatılan rollere ve güzellik algısına mahkum, evlat, anne, eş olarak yüklenmek zorunda kaldıkları nedeniyle kendine ait bir mevcudiyeti, kimliği olmasına izin verilmeyen bir kadının zihnini açıyor okura Vefi. Bahsettiği tespitler çok
Uçup Giden Bir KuşFeriba Vefi · Sel Yayıncılık · 2026222 okunma
Reklam
Puan vermedi·288 syf.··
2026 17. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 22:08
#i̇lberortaylı #birömürnasılyaşanır “Bir Ömür Nasıl Yaşanır?”, ülkemizin medarıiftiharı olmuş bir tarihçinin gözünden, insanın hayattaki anlam arayışına, bu arayışın tadını nasıl çıkaracağına ve süreç boyunca karşılaşacağı zorluklarla nasıl baş etmesi gerektiğine dair çok özel bir kılavuz... (arka kapaktan alıntı) İlber hocanın televizyona katıldığı programları, söyleşilerini büyük keyifle izliyordum. Kitabını okuma fırsatı ilk kez buluyorum. Televizyonda karşımdaymış gibi, o sevimli gülümsemesiyle sohbetini tatlı tatlı anlatıyormuş hissi ile okudum hep. Verdiği tavsiyeler, dolu dolu yaşamanın tüyoları, entelektüel kişiliği ile hepimizin gönlünde taht kurmuş ve her ne kadar tarihçi olarak anılsa da bence pek çok alanda hepimize örnek olmuş dendiği gibi ülkemizin medarıiftiharı bir isim. Rahmetle ve sevgiyle yadediyorum. Büyük bir hazineydi. Böyle hazinelerden kalan eserler de bize ışık olur umarım. Verdiği tavsiyeler çok kıymetli, yürekten tavsiye edeceğim söyleşi tarzında bir eser. Altını çizdiğim, feyz aldığım onlarca cümle var. Kitabın içerisinde ayrıca görülmesi gereken 20 eser, İlber hocanın tavsiye ettiği 25 kitap, İlber Hoca’dan 35 klasik müzik albümü, 26 yabancı film önerisi, İlber hocadan tavsiyeler, görülmesi gereken müzeler bölümlerinin oluşu da kitabı bir rehber haline getirmiş. Keyifli okumalar, kitaplı günler dilerim.
Bir Ömür Nasıl Yaşanır?İlber Ortaylı · Kronik Kitap · 202065,2bin okunma
Muhafazakâr Değil Müslümanız!
10/10
·144 syf.·
2026 238. kitabı
Bazı kitapları okurken insan hangi sözü alıntılayacağını şaşırıyor.Baştan sona, noktasından virgülüne kadar her sözü çok değerli.Kitaplardan çok fazla alıntı yapmayı sevmiyorum aslında kitabın özünü yansıtan ve benim açımdan etkili birkaç cümle kâfi geliyor.Ama bu kitapta onu sağlayamadım.Her söz çok haklı. Hak...Hakkın tesir gücü var derdi büyükler.Hakkı yansıtan her sözün,her kişinin,yazarın,şairin de tesir gücü çok kuvvetliymiş,onu gördüm tekrar.Aynı hissi Cahit Zarifoğlu'nun Bir Değirmendir Bu Dünya kitabında da hissetmiştim.Galiba iki yazarın da zarif ve İslam'ı merkeze alan kişilikleri okuyucuya yansıyor.Günümüzün bayağılığından boğulan,sıkılan ve çözüm önerileri arayan herkese,gerçek İslam'ın ve sahih Müslümanlığın tertemiz pınarından su içiriyor kitabımız.O sudan bir içen de tekrar kanamıyor."Hangi dil?"diye soruyor yazar.İslam'ın kucaklayıcı sevgi dili.Sahih Müslümanların gönül dili,hâl dili.Çözüm sadece bu.Yoksa kördüğüm bi yol.Çözümsüzlük.Maharet bu yola uyabilmekte galiba,hayata yansıtıp o uğurda çalışmakta. Tekrar okuyacağım, ve mutlaka tavsiye edeceğim,kitaplığımda en üst raflarda yerini alacaklar arasında.Edinip istifadeli bir şekilde okumak hepimize çok şey kazandıracaktır.Tavsiye olunur.
Hangi DilAli Haydar Haksal · Mgv Yayınları · 05 okunma
5/10
·365 syf.··
2026 51. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2026 20:06
Merhaba arkadaşlar. Ve geldik yazara veda ettiğimiz eserimize. İlk söyleyeceğim söz ise kesinlikle ‘Yahu, bu nasıl bir başlangıç!’ olacak. Neden? Öyle bir giriş yaptık ki neye nasıl başladığımızı unuttum. Kitabın ortasından konuşmak deyimiyle uzun zaman sonra bir kitapta karşılaştım çünkü. Her zaman mükemmelliği arayan bizlerin tam olarak buna sahip olduğu bir ütopyada nasıl mutsuz kalabileceğini anlatıyor bu eser. Yalnız değil, sıradan biri olduğunu söyleyerek yazarın başladığı bu eser, ‘Mutlak’ denilen tanımın zaferinin ardından tek bir devlet yapısında otoritenin ve mükemmelliğin birleşimiyle sistemi yönetiyor ise neden insanlar yine de memnun olmuyorlar ve her şeye itiraz ediyorlar. Sanırım burada felsefik olarak aslında mutluluk ve huzuru getireceğine inandığımız pek çok hayal gerçekleşse bile doyumsuz olan insanoğlunun bununla da yetinmeyeceği; sorun varken çözüm, çözüm varken sorun aradığını konu ediniyor desek yeridir. Hızlı bir not. Bu kitaba dayanmak (katlanmak desek, kızacaklar) oldukça zor. Bunu mutlaka ekleyelim. Dayanabilen herkese şimdiden başarılar, başaran herkese de kocaman tebrikler diyelim. Ancak şu devlet özelinde yazılanların tek bir kelimesinde yanlış yok. Yönetimi, bu yönetime yönelik karşı çıkışlar ve gelişen isyanlar. Yönetimin hedef ve amacı ile buna yönelik eleştiri tam anlamıyla mükemmel diyebiliriz. Çünkü ben de devleti yönetenlerin yani iktidar ve muhalefetin adeta bir danışıklı dövüş içerisinde olduğunu ve birlikte yönettiklerini düşünenlerdenim. Eskiden bu gazetelerle mümkündü günümüzde ise medya kuruluşlarıyla birbirlerine atıp tutarak ama perde arkasında birlikte olarak bunu yaptıklarına inanıyorum. Hızlı not içine özel bir not. Devleti yönetenlere bir grup insan en kısa haliyle ‘Aptal’ gözüyle bakmakta. Eğer kendinizi yönetenlerin
Yüceler YücesiMaurice Blanchot · Kabalcı Yayınevi · 201089 okunma
9/10
·152 syf.·
Beğendi
·
2026 44. kitabı
İnsanın kalbine dokunan bazı kitaplar vardır. Okurken yalnızca satırları değil, hayatın en ince çatlaklarına sızan bir sesi duyarsınız. Bu eser de öyleydi benim için. İlk cümlelerinden itibaren, bir babanın içtenliğiyle, kırılganlığıyla karşılaştım. Büyük Soytarı, bir babanın kızına yazdığı mektuplardan oluşan sarsıcı bir anlatı. Düşünün ki Halil Usta’nın kaleminden dökülen tam 394 mektup… Yazarın titiz seçimiyle bizlere ulaşan 35 mektubun her satırında bir ömrün yükü, bir kalbin çırpınışı, bir insanın hem kendi yalnızlığıyla hem de sevgisiyle hesaplaşması var. Mektuplar, sıradan bir yazışmanın ötesinde; bir babanın kızına duyduğu özlemi, sevgiyi, sitemi, kırgınlığı ve umudu taşıyan canlı tanıklıklar. Beni en çok etkileyen, metindeki çelişkiler oldu: kahkahalarla örülmüş acılar, umutla beslenen yoksunluklar. Bu karşıtlıklar, anlatıyı sıradan bir hikâyeden çıkarıp edebi bir derinliğe taşıyor. Kısacası bu kitap, bir mektuplar toplamından çok daha fazlasıydı. Bir insanın iç dünyasının en çıplak, en sahici yansımasıydı. Babadan kıza uzanan bu ses, aslında hepimize dokunan bir çağrıdır: sevginin, bağışlamanın ve hatırlamanın daveti. Yine, İrfan Yalçın’ın bu kitabını yalnızca sevmekle kalmadım; bir babanın karşılıksız sevgisi beni derinden etkiledi. Büyük Soytarı, ruha işleyen diliyle gönülden tavsiye ettiğim bir eser...
Büyük Soytarıİrfan Yalçın · H2o Kitapevi · 202077 okunma
Reklam
Reklam