Hz. Peygamberin (s.a.s.) … "Emanete riayet etmeyenin imanı yoktur; ahde vefa göstermeyenin ise dini yoktur." (İbn Hanbel, III, 134) "Bana kendi adınıza altı şeyin güvencesini verin, ben de size cennetin güvencesini vereyim: Konuştuğunuzda doğru söyleyin, söz verdiğinizde sözünüzü tutun, size (bir şey) emanet edildiğinde ona riayet edin, iffetinizi koruyun, gözlerinizi (bakılması yasak olandan) sakının ve ellerinizi (haramdan) çekin." (İbn Hanbel, V, 323) Peygamberimizin (s.a.s.) bildirdiğine göre verdiği sözde durmak müminin, sözünde durmamak ise münafığın alametidir. Baştan sona bütün hayatı bu konuya dair örneklerle dolu olan Efendimizin (s.a.s.) hepimizin aklına kazınan davranışı ise Hudeybiye Antlaşmasından hemen sonra Müslüman olduğu için işkence gördüğü gerekçesiyle Müslümanlara sığınan Ebu Cendel'i, az önce müşriklerle imzaladığı bir anlaşma gereğince onlara iade etmesidir. Peygamberimizin (s.a.s.) görünürde Müslümanın aleyhine olarak bir müşrike verdiği sözü dahi bozmaması, bu konuda hepimize yetip de artacak bir örnekliktir. (Olayın detayları için siyer kaynaklarına başvurmanız özellikle tavsiye edilir)
Sayfa 122
Cennete birlikte girecek eş nasip olsun hepimize...
Cennette kadın - erkek tüm beklentilerini fazlasıyla eşlerinde bulacaklar, birbirlerini aşırı derecede sevecekler ve gerçekten çok mutlu olacaklar. Cennette her şey sürekli ve kesintisiz olduğundan eşlerin sevgi ve mutlulukları da sürekli ve kesintisiz olacak.
Sayfa 50·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Not✓
Şeyh, fiillerimizin altında yatan hikmeti kavramamız için hepimize Ferîdüddin Attâr’ın Mantıku’t-Tayr adlı eserini okumamızı tavsiye etti.
Sayfa 127 - • BİR KEZ DAHA BORULAR •
Tasavvuf
Kıl olmak yerine kul ol ki şeytan başını taşlara vursun.
Almanya’ya konferans vermek için gitmiştim. Saat erken olduğu için önce bana ayrılan otel odasına yerleşmek istedim. Saat 10.00 civarıydı ve görevli arkadaş 15.00’ten önce odaya giremeyeceğimi söyledi. Orada öyleymiş... ya da o otelde... Beş saat vardı daha ve biraz dinlensem iyi olacaktı; fakat, kıl olmak yerine tevekkül duamı ederek kul oldum... Konferans alanına geçmiştim... Orada çok değerli bir hoca ile karşılaştım. Kendisi bir dönem milletvekilliği de yapmış, kırk yıllık vaizmiş.Biraz sohbet edince kitaplarımı okuduğunu öğrendim. Öğrencileri kitabımızı (Allah De Ötesini Bırak) kendisine getirerek, “Hocam, bu kitabı biz okuyoruz ama siz de bir bakın; önerirseniz başkalarına da tavsiye edelim” demişler. .. Kendisi kitabımızı okumuş ve çok beğendiği için diğerlerini de okumuş... Allah razı olsun hocadan. Hoca Efendi, o gün Berat Kandili için misafir olarak davet edildi. Akşam hem vakti eda etmek hem de kendisini dinlemek için camideyken konuşmasını şöyle sonlandırıyordu: “İlk emir İkra (oku) idi. Bizler çok okuyalım, ruhumuzu geliştirelim. Kur’an okuyalım, hadis okuyalım, güzel kaynaklardan eserler okuyalım.” Ve konuşmasını şöyle noktalıyordu: “Özellikle Uğur Koşar’ın kitaplarını mutlaka okuyalım!” Bunu duyunca şaşırmıştım. Bir vaiz, camideki cemaate bizim kitaplarımızı öneriyordu. Aklıma birden otel gel­di... Şayet otele girdiğimde beni odaya alsalardı ve ben dinlenseydim, Hoca ile tanışma fırsatımız olmayacaktı. O gün yüzlerce insan kitabımızı cami çıkışında aldı ve bir günde bitirip yaşlı amcalar bile ertesi gün teşekkür için geldiler yanıma. Hepsinin ağzında Allah razı olsun, duası vardı. İşte istediğim buydu, hiç tanımadığım bir mümin kardeşimin duasını almak... Evet, otele giremediğim için “kıl” olmak yerine “kul” olduğum için Allah bana mükâfatımı
➤Artık hepimiz tüketiciyiz. Tüketmek bizim hakkımız ve görevimiz. 11 eylül saldırısının ertesi günü George Bush'un, travmadan kurtulup normale dönmeleri için Amerikalılara seslenirken bulabildiği en iyi tavsiye ''alışverişe devam edin'' olmuştur. ➤Şu anda midemizi topluca alışverişle ve dizilerle dolduruyoruz. İnsanlarımız izleme işini televizyon seyrederek ve internette gezinerek yaptığından, statü paranoyası güçleniyor. Reklamlar daha fazlasını istemeniz için yem olarak kullanıyor, açgözlülük hepimize altın tepside sunuluyor. ➤''Ekonomik büyüme'' az sayıda insan için servet artışı, sayılmayacak kadar çok olan diğerleri için sosyal statüde ve kendine saygıda hızlı bir düşüş anlamına gelir. ➤Zengin ve güçlü olanlara hayranlık duyup onlara neredeyse taparken, fakir ve muhtaç durumdakileri hor görme veya en azından görmezden gelme eğilimi ahlak anlayışımızı çökerten en büyük ve en yaygın nedendir. ➤Atalarımız tarafından alınan ve uygulanan karalardan mıdır bilinmez, 21. yüzyılın başında dünyamız, beraberlik ve dostça işbirliği şöyle dursun, barış içinde yaşamaya bile elverişli ➤Para hırsı ahlaksızlıktır, tefecilik suçtur ve para sevgisi tiksindiricidir. Bir kez daha amaçları araçların üzerine taşıyacağız ve iyi olanı faydalı olana tercih edeceğiz. ➤Dünyanın hemen her yerinde eşitsizlik hızlı bir şekilde büyüyor; zenginler, özellikle de çok zengin olanlar varlıklarına varlık katarken, fakirler, özellikle de çok fakir olanlar daha da fakirleşiyor. ➤Şuursuzca satın almak ve yerlerine daha albenili olanları koyabilmek için artık yeterince hoşumuza gitmeyen eşyalarımızdan kurtulmak bize en çok heyecan veren duygular haline geldi. Tüketmekten alınan zevkin tam olması hayatın doluluğu anlamına geliyor. Alışveriş yapıyorum, öyleyse varım. Alışveriş yapmak ya da yapmamak.. diye
Ayrıntı Yayınları
Araştırma-İnceleme-Siyaset-Politika
İnsanların, bitkilerin, hayvanların, cansız varlıkların ve bir de eğer varsa göremediklerimizin de içinde bulunduğu bu Dünya gezegeninin kendi ekseni etrafındaki dönüş hızı ekvatorda saatte 1.670 km olarak hesaplanmış. Evet, yanlış okumadınız, saatte 1.670 km! Bu, ses hızından da yüksek bir hız manasına gelmektedir. Bir örnek vermek gerekirse, bugünün şartlarında neredeyse en hızlı merminin hızına denk bir hızdan bahsediyoruz! O kocaman hacmi ve kütlesiyle beraber. Muazzam bir hız! Peki, herhangi bir şey hissediyor muyuz? Hayır, hiçbir şey hissetmiyoruz. Dünya, Güneş’in etrafında da dönüyordu değil mi? Bu bilgi hepimize ilkokulda zaten öğretilmişti. Peki, Dünya’nın Güneş etrafındaki dönüş hızını hatırlıyor muyuz? Hemen hatırlatayım, saatte 108.000 km! Ne. Nasıl yani? Bu kesinlikle abartılmış olmalı, bunu kesin yanlış ölçmüşler vb. şeyler aklınıza geliyorsa eğer, hadi buyurun kendiniz ölçün. Elbette ki bu hız bilimsel verilerle kanıtlanmış durumda, biz de bu kanıtlara dayanıyoruz, bu verilere inanıp güveniyoruz. Gerçekten de inanması çok zor. Çünkü bu hız, bahsettiğimiz mermi örneğinden gidersek; o mermi hızının 50-60 katı kadar!. İşte bu hızla Güneş’in etrafında dönüyoruz. Düşünün ki eğer yeryüzünde böylesine yüksek hızla yol alan bir araca sahip olsaydık, bu araçla Dünya’nın çevresini 20-25 dakikada dolaşabilecektik. Herhangi bir şey hissediyor muyuz peki? Hayır, hissetmiyoruz Şimdi daha da sıkı durun. Güneş’in ve kendisine bağlı olan gezegenlerin, yani Güneş sisteminin, Samanyolu galaksisinin merkezi etrafındaki dönüş hızını hatırlayalım: Saatte yaklaşık 720.000 km! Akıl almaz hızlara ulaşmış olduğumuzu düşünüyorsunuz değil mi? Evet, fakat henüz bitmedi, çünkü sırada Samanyolu’nun hareketi var: İçerisinde yaklaşık olarak 200 milyar yıldızı barındıran ve her
Sayfa 12 - Yüzleşme Yayınları·Kitabı yarım bıraktı
Deneme, İnceleme, Edebiyat
Reklam
Reklam