Reşat Nuri Güntekin'in bu ölümsüz eseri, İstanbul'un zarif konaklarından Anadolu'nun mahzun köylerine uzanan, romantizmle harmanlanmış asil bir uyanış hikayesidir. Bir edebiyatçı gözüyle baktığımda, Feride'nin Kamran'a olan o derin kırgınlığını bir memleket idealine dönüştürmesi, eseri sadece bir aşk romanı olmaktan çıkarıp bir ruh terbiyesine dönüştürüyor. Kitabın her sayfasında o eski, naif günlerin zarafetini ve tertemiz bir Türkçenin ruhu dinlendiren nostaljik tınısını derinden hissediyorum. Feride'nin yalnızlığıyla ilmik ilmik ördüğü bu büyüme öyküsü, aslında hepimizin içindeki o eski ve huzurlu zamanlara duyduğu özlemin bir yansımasıdır. Neticede Çalıkuşu, hem hüzünlü bir kaçışın hem de vatan sevgisiyle yoğrulmuş sarsılmaz bir duruşun gönlümüzde bıraktığı en güzel sızıdır.