Her şey bitmiş, en sonunda ben yenik düşmüştüm. Ama yaşamak için önce ekmek parası kazanmak gerekiyordu. Çalışmaya başladıktan sonra ilerisini düşünecektim ...
"Satrançta kazanmak istiyorsan, bir şeyi anlaman lazım," dedi,
Nora'nın tek derdi buymuş gibi. "Anlaman gerekense șu: Oyun bitene kadar hiçbir şey bitmiş değildir. Elinde tek bir piyon kalmış olsa bitmez. Bir tarafta tek bir piyon ve şah varken, karşı tarafın bütün taşları duruyor olsa da, oyun devam eder. Sen bir piyon olsan da -ki belki hepimiz öyleyiz- piyonun en sihirli taş olduğunu asla unut-mamalısın. Ufacık ve sıradan bir şey gibi görünebilir ama öyle de-ğildir. Çünkü hiçbir piyon piyondan ibaret değildir. Bütün piyonlar kozadan çıkmayı bekleyen birer vezirdir. Senin tek yapman gereken, ilerlemeye devam etmenin bir yolunu bulmaktır. Her seferinde tek bir kare. Bu şekilde karşıya geçip bütün güçlere sahip olabilirsin."
“Yoksa duyduklarınız, zaten çoktan olup bitmiş bir zamandan kalma. Her şey önceden yazılıp çizilmiş, siz okuduktan sonra bir üflemeyle rüzgâra karışıp gitmişken hangimizin elinden geçmişi değiştirmek gelir ki?”
İhtiyatlı olmak ha! Ah, ihtiyatsız olabilmeyi ne kadar çok ister bilir misiniz? Tüm yaşamını bu yola koymuştur; yaşayacak pek az vakti vardı, bu sefer de olmazsa, muhtemelen her şey bitmiş olacaktır. Onu engelleyen korku, ölebileceği düşüncesi değildi. Hayır, bu düşünce aklının ucundan bile geçmiyordu.