7/10
·392 syf.··
2026 74. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 00:00
Her şeyin mükemmel göründüğü bir dünyada, en büyük sırlar en kusursuz görünen insanların arasında saklanıyor. Yazar okuru son ana kadar şaşırtmayı başaran etkileyici bir gerilim romanı ortaya koymuş. Gerilim ve gizem türünü sevenler için sürükleyici bir okuma sunuyor. Ruth Ware’in akıcı anlatımı sayesinde sayfalar hızla ilerliyor ve hikâye boyunca merak duygusu hiç azalmıyor. Lüks bir ortamda başlayan olaylar, beklenmedik bir ölümle birlikte karmaşık bir gizeme dönüşüyor. Her karakterin sakladığı sırlar, geçmişten gelen hesaplaşmalar ve birbirine karışan ilişkiler, okuru sürekli şüphe içinde bırakıyor. Kime güvenileceğini kestirmek zorlaşıyor ve her yeni bölümde olaylara dair fikirler değişebiliyor. Mükemmel Çift diye bir şey gerçekten var mı? Yoksa bu sadece iyi oynanmış bir rol mü? Lyla’nın hayatı tam anlamıyla çıkmaza girmiştir. Akademik kariyeri sallantıda, sözleşmesinin yenilenmesi belirsiz ve erkek arkadaşı Nico ile ilişkisi giderek çatırdamaktadır. Tam her şey dağılırken karşılarına beklenmedik bir fırsat çıkar: yeni reality şovu Mükemmel Çift. Büyük ödülü kazanmak için seçilen beş çift, göz alıcı bir tatil vaadiyle ıssız ve egzotik bir adaya götürülür. Ancak cennet sandıkları bu ada, kısa süre içinde kâbusa dönüşür. İlk görevden sonra yükselen gerilim, şiddetli bir fırtınayla kontrolden çıkar. Ana karadan kilometrelerce uzakta, telefonlarından mahrum ve ekipten tamamen kopmuş halde kalan yarışmacılar, hayatta kalmak için birbirlerine güvenmek zorundadır. Sırlar birer birer açığa çıkarken ve korku herkesi ele geçirirken Lyla şunu anlar: Bu artık bir yarışma değildir. Burada kaybedilen şey sadece büyük ödül olmayacaktır. Yazardan okuduğum üçüncü eserim ters köşe ve gerilim yönünden okuması zevkli bir yazar. Benim en sevdiğim kitabı sanırım hâlâ Gerçeğin
Mükemmel ÇiftRuth Ware · The Kitap · 202654 okunma
Çok kötü
2/10
·256 syf.··
2026 3. kitabı
Hiç sevmedim, zerre tavsiye etmiyorum. Ottoman mahlasını kullanan bir yazarın(?) ilk ve tek kitabı Çay Kaşığı. Aylar önce, yeni Türk yazarlar keşfetme heyecanıma yenik düşerek aldığım kitabı bir kaç gün evvel bitirdim. Ve ben bu kitabı hiç sevmedim. Neden ona dair bir yorum yazdığıma gelirsek: Bir kitabı neden sevmediğimi belirtmek zihin açıcı ve gerekli bir eylemdir benim için. Kitap Stephan Brooks adında bir felsefe profesörünün bir sabah daha önce görmediği bir yerde uyanmasıyla başlıyor. Staphan kendisine ait olup olmadığını pek hatırlayamadığı bu evde uyandığında evi darmadağınık buluyor, duvarda tırnak izleri, zihninde bir kadın çığlığı var. Stephan evinin neden dağınık olduğunu, kapısının neden kırık olduğunu hatırlamıyor. Hatta o günün pazar olduğunu bile hatırlamıyor ve üniversiteye ders vermeye gidiyor. Gün ilerledikçe işler daha da karışıyor ve iki farklı mafya daha önce borç olarak verdikleri birer milyon doları Stephan'dan geri istiyor; bir hafta içinde bu parayı ödemezse onu öldüreceklerini söylüyorlar. Stephan bir yandan kim olduklarını bilmediği kadınlarla karşılaşıyor, bir yandan annesinin hastalığı ile uğraşıyor. Her şey belirsiz, sanki bir sanrının ürünü; olaylar gerçekle hayal arasında bir yerde gerçekleşiyor. Stephan kafasının içinde biriyle konuşuyor. Babasına dair kötü anıları depreşiyor. Bir çocuğu olduğunu öğreniyor. Eşini bulmaya çalışıyor vs. Tabi Stephan'ın aklını en çok meşgul eden şeyse "çay kaşığı". Olur olmaz yerde "Acaba burada çay kaşığı var mı?" diye düşünüyor; her şeyi, herkesi çay kaşığına benzetiyor. Buraya kadar çok ilginç bir kitap gibi görünüyor ama öyle değil. Anlatıcı her ne kadar Amerikalı olsa da Türk kültürüne dair olgularla konuşuyor, bu sinir bozucu, hem de çok. Romanın baş kişisini bir türlü kabullenemedim bu
Çay KaşığıOttoman · Hayal Yayınları · 201226 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
8/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2026 41. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 20:09
Bol ödüllü olması ve okuyanların cogunluğundan duyduğum güzel yorumlar nedeniyle başladığım bir kitap oldu ‘Muhabbet’. Adı da hoşuma gitti aslına bakarsanız. Kitap, Sybil’ın yazdığı ve kendisine yazılan mektuplardan oluşuyordu. Seksen yıllık bir ömre sığdırılan tüm duyguları, mutlulukları, acıları, ayrılık ve pişmanlıkları okuduk mektuplar sayesinde. Evlatlık olmayı umursamıyor gibi görünen, ama içten içe bu konuda hissettiği acıyı bastıran, buna eklenen evlat acısıyla daha da yaralanan Sybil’in öyküsü oldukça sakin bir tempoda anlatılıyordu kitapta. Başlangıçta kişiler biraz karışık gelse de, kitap ilerledikçe kişi ve olayları daha kolay anlamaya başladım. Bunda yazarın sade dili ve akıcı anlatımının da etkili olduğunu düşünüyorum. Bu sayede, sıkılmadan okuduğum bu kitabın konusunun, arka kapak yazısında çok güzel özetlendigini de belirterek; mektuplardan oluşan akıcı ve duygusal kitaplardan hoşlanan herkese kitabı tavsiye ediyor, konusunu(arka kapak yazısı) aşağıya bırakıyor ve umarım sizler de keyifle okursunuz diyorum. Kitaplarla kalın. (arkakapakyazısı) “Sybil her sabah yazı masasının başına geçiyor ve mektuplar yazıyor. Erkek kardeşine, en yakın arkadaşına, bahçecilik kulübünün üyelerine, En sevdiği derse katılmasına izin vermeyen üniversite dekanına, Favori yazarlarına, editörlere, ajanslara… Bir de O’na… Yazdıklarını bir türlü gönderemediğine... Dünyaya tutunmanın yolunu mektuplarda bulan Sybil Van Antwerp. Onu seven herkesi otuz yıldır kendinden uzakta tutuyor. Ancak inziva sona ermek üzere. Geçmişten gelen mektuplar, onu hayatının en acı dolu dönemiyle yüzleştirecek. Sybil artık o mektubu göndermek zorunda. Yoluna devam edebilmek için önce kendini affetmeli, Sonra tüm dünyaya gerçekleri anlatmalı.”
MuhabbetVirginia Evans · April Yayıncılık · 2026119 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2026 37. kitabı
Ölüm... Herkesi korkutan, kimsenin konuşmak istemediği o kaçınılmaz konu. Özellikle de bir yakınınızı kaybettiyseniz, bu korku günlük yaşamınızın sessiz bir uğultusu haline gelir. Bahçıvan ve Ölüm, yazarın babasının hastalık sürecini, ölümünü ve ardından yaşadığı yas dönemini anlattığı son derece kişisel bir roman. Ancak bu kitap yalnızca bir ölüm hikâyesi değil; bir oğlun babasını kaybederken hafızasına, çocukluğuna ve geçmişine tutunma çabası. Romanın merkezinde bahçe metaforu bulunuyor. Babası bir bahçıvan. Ömrü boyunca toprağı işliyor, ağaçlar dikiyor, çiçekler yetiştiriyor. Hastalık bedenini yavaş yavaş tüketirken geriye emek verdiği bahçe ve bıraktığı hatıralar kalıyor. Bu yüzden kitabın en çarpıcı cümlesi aynı zamanda bütün romanın özeti: "Babam bahçıvandı. Şimdi bir bahçe." Gospodinov ölümü büyük felsefi tartışmalarla değil; bir sofraya duyulan özlemle, baharda açacak çiçekleri merak etmekle, bir kuşun sesini son kez duymak istemekle anlatıyor. Bu sade yaklaşım kitabın etkisini daha da artırıyor. Roman boyunca insanın aklında şu soru dolaşıyor: "Bizi çocuk olarak hatırlayan son kişi öldüğünde bizden ne kalır?" Ölümü değil, faniliği; kaybedeni değil, geride kalanı anlatan hüzünlü ve derin bir eser. 7/10
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,5bin okunma
ELFHAME DÜNYASI
Puan vermedi·412 syf.··
2026 74. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 16:03
şu peri masallarını falan . hani o kanatlı, arkasından simler saçarak dolaşan tatlış periler var ya? işte Holly Black o perileri almış ve içlerine tam birer canavar yerleştirmiş. Elfhame dediğimiz yer, tamamen kibir, acımasızlık ve güç savaşı üzerine kurulu. buradaki periler (Hava Halkı), insanları o kadar aşağılık görüyor ki, sırf eğlenmek için zihinlerini bulandırıp ölene kadar dans ettirebiliyorlar. yalan söyleyememe meselesi: bu varlıkların biyolojik olarak yalan söyleme yetenekleri yok. bak burası çok önemli. insan ilk duyduğunda "ne güzel, herkes dürüst" diyor. adamlar yalan söylemeden seni öyle bir manipüle ediyor, kelimeleri öyle bir evirip çeviriyor kii, günün sonunda kendi rızanla uçurumdan atlamış buluyorsun kendini. tam bir psikolojik savaş yöntemi. Jude’un neden bir tehlike olduğu: işte Jude tam bu noktada devreye giriyor. Jude bir insan. yani perilerin gözünde zayıf, ezik, kırılgan ve ölümlü bir çöp. ama Jude’un onlarda olmayan bir gücü var: yalan söyleyebilmek. periler dünyasında bu o kadar büyük ve öngörülemez bir hile ki, Jude bu yeteneği sayesinde o koskoca saray entrikalarının arasında hayatta kalıyor,herkesi parmağında oynatıyor. OLAY ÖRGÜSÜ 1. Zalim Prens : ezilen kızın intikamı her şey Jude henüz çok küçükken başlıyor. öz annesiyle babası, gözlerinin önünde acımasızca katlediliyor. katil kim ? annesinin eski peri eşi olan general Madoc. Madoc nefret edilecek bir adam ama garip bir şekilde Jude ve ikiz kardeşi Taryn’i alıp Elfhame’e getiriyor, onlara kendi soyadını veriyor ve bir peri gibi büyüteceğine söz veriyor. saray okuluna başladıklarında Jude için cehennem hayatı başlıyor. kralın en küçük, en şımarık, sürekli sarhoş gezen oğlu Prens Cardan ve arkadaş grubu Jude’a kafayı takıyor. kızı nehre atmaya çalışıyorlar, zehirli peri meyveleri yedirip
İnceleme
Zalim PrensHolly Black · Dex Kitap · 20182,333 okunma
Kürk Mantolu Madonna İncelemesi
Puan vermedi
Kürk Mantolu Madonna, edebiyatımızın en hüzünlü aşk romanlarından biridir. Kahramanların psikolojilerini de çarpıcı bir dille anlatan roman, 1943 yılında yayımlanmıştır. Kitap, Raif Efendinin hastalandığı için günlüklerini aynı iş yerinde çalıştığı gence vermesiyle başlar. Günlükleri okuyan genç, hayata küsmüş bu hasta adamın aslında ne kadar hüzünlü bir aşk yaşadığını öğrenir. Raif Efendinin babası,oğlunu sabun yapım tekniklerini öğrenmesi için Almanya'ya gönderir. Ama Raif Efendi;Almanya'daki günlerini fabrikada teknik öğrenerek değil,müzelerde ve sanat galerilerinde geçirir. Bu gezilerin birinde otoportresini gördüğü Maria Puder'e ilk görüşte aşık olur. (Kitabın ismi de buradan geliyor. Madonna ismi, eskiden dokunulmaz olan ve Hristiyanlıkta kutsal kabul edilen Meryem Ana için kullanılırdı. Raif Efendi için de Maria, dokunulamayan sadece sessizce ibadet edilmesi gereken bir figür haline gelmişti.) Günlerce sadece Maria Puder'in tablosunu izlemek için müzeye giden Raif Efendi, yine tabloya bakmak için müzeye gittiği bir gün Maria ile karşılaşır ve aralarında tutkulu bir aşk başlar. Aylar sonra Türkiye'den gelen bir telgrafla babasının öldüğünü öğrenen Raif Efendi, apar topar memlekete dönmek zorunda kalır. Türkiye'de işlerini düzene koyduktan sonra Maria'yı yanına alacağına söz verir. Bir süre mektuplaşsalar da Maria'dan gelen mektupların kesilmesi üzerine Maria'nın kendisini unuttuğunu düşünen Raif Efendi,kendini melankolik bir hayatın kucağına bırakır. Evlenir, çocukları olur. Yıllar sonra öğrendiği gerçek ile yıkılır çünkü kaybettiği yılları telafi etmenin artık imkanı kalmamıştır. Roman; sevdiklerimizi kaderin eline bırakmamamız gerektiğini,fırsatımız varken onlara sıkı sıkı sarılmamızı ve kaybolan yılların geri gelmeyeceğini en iyi anlatan kitaptır
Duygu ve Düşünce
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025376,3bin okunma