5/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 07:38
Judith Hermannın ilk bakışta bir anı kitabı gibi görünse de aslında hafıza aile kimlik ve yazarlık üzerine kurulmuş derinlikli bir iç hesaplaşma metnidir. Hermann yaşamını kronolojik bir düzen içinde anlatmak yerine, zihninde kalan anı parçalarını eksik hatırlamaları ve geçmişe dair sorgulamalarını bir araya getirerek okuru kendi iç dünyasına davet eder. Bu yönüyle eser bir yaşam öyküsünden çok geçmişin insan belleğinde nasıl şekillendiğini araştıran edebi bir düşünce metni niteliği taşır. Kitap boyunca yazarın özellikle ailesiyle daha da önemlisi babasıyla kurduğu karmaşık ilişki dikkat çeker. Ancak Hermann bu ilişkiyi anlatırken ne hesaplaşmacı ne de suçlayıcı bir tavır benimser daha çok anlamaya çalışan geçmişe mesafeli ama dürüst bir gözle bakan bir anlatıcı olarak karşımıza çıkar. Bu yaklaşım anlatılanların samimiyetini artırırken okurun da kendi aile ilişkileri ve geçmiş deneyimleri üzerine düşünmesine neden olur. Eserin en etkileyici yanlarından biri hafızanın güvenilirliğini sürekli sorgulamasıdır. Hermann zaman zaman anlattığı bir olayın gerçekten öyle yaşanıp yaşanmadığından emin olmadığını dile getirir ve böylece okura geçmişin aslında sabit bir gerçeklik değil sürekli yeniden kurulan bir anlatı olduğunu hissettirir. Bu durum kitabı yalnızca kişisel bir anlatı olmaktan çıkarıp evrensel bir sorgulamaya dönüştürür. Anlatım dili ise son derece sade, duru ve inceliklidir. Yazar büyük olaylara ya da dramatik kırılmalara yaslanmaz aksine sessizliklerden yarım kalmış cümlelerden ve küçük ayrıntılardan güçlü bir atmosfer yaratır. Okurken çoğu zaman Hermannın anlattıklarından çok anlatmadıklarının etkisi hissedilir. Bu nedenle kitap hızlı akan bir olay örgüsü arayan okurlar için durağan gelebilir ancak metnin asıl gücü de tam olarak bu sakinliğinde saklıdır. Kişisel
Alıntı
Birbirimize Her Şeyi SöyleyebilirdikJudith Hermann · Sia Kitap · 2025594 okunma
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 22:31
Emil Sinclair, dünyanın kurallarını erken fark etmiş bir çocuktu. Ona göre dünya, aydınlık ve karanlık olmak üzere ikiye bölünmüştü. Emil'in bildiği aydınlık dünya iyilik, sevgi ve güzellikten ibaretti. Bu dünyanın içerisinde ailesi, düzenli evleri ve şaşmaz öğretiler vardı. Bu dünyada sadece kabuller yer alırdı; Emil'in içinde dolaşan hayaller, tutkular ve sorgulamalar bu dünyanın dışındaydı. Bu korunaklı dünya dışındaki dünya ise karanlıktı. Orada bilinmezlik, sezgiler ve sorgulamalar bulunur ve aydınlık dünyanın kurallarını hiçe sayardı. Emil on yaşındayken kendini bu iki dünyanın sınırında gördüğü günleri anlatmaya başlıyor. Kitap boyunca Emil'in bu günlerinde yer etmiş ve ona iki dünya arasındaki seçim hakkını gösteren sınıf arkadaşı Max Demian ile olan yıllara yayılacak ilişkisini okuyoruz. Demian, Emil için sadece güçlü bir çocukluk figürü olmakla kalmayıp yetişkin yaşamının da bazen rehberi, bazen sorgucu; bazen dostu, bazense işkencecisi oluyor. Kitabı, hakkında konusu dahil hiçbir fikrim olmadan okumaya başladım. Bazı yazarlar bana bu güvenceyi veriyor. Tam da bu nedenle yazarın izinden ilerleyerek, kitabı beğeneceğime inanıyor, en olmadı beğenmeme ihtimalimi düşünmüyorum. Bu kitabı bana yaklaştıran durum giriş kısmındaki şu cümleydi: ''İçimde dışarı çıkmak isteyen bir şey vardı, ben onu yaşamaya çalışıyordum yalnızca. Neden böylesine güçtü bu?'' Bu cümle içimdeki bir noktayı titreştirdi ve merakımı canlandırdı kabul ediyorum. Ancak bu cümleden bu kadar etkilenmemin esas sebebi benim kendi iç dünyam değil, kitabın yazarıydı. Kitabın yazarına olan güvenimin teminatı işte bu girişteki ilk cümlede karşıma anında çıkıvermişti. Hermann Hesse psikanaliz ile mistisizmin kesişim noktasında duran bir yazar. Onun eserlerini sevme sebeplerimin başında, yazarın dünyayı
Edebiyat
DemianHermann Hesse · Can Yayınları · 20216,5bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bence
4/10
·552 syf.··
2026 84. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 02:02
Daha önce Hermann Hesse'nin hiçbir kitabını okumadım. Bunu da yoğun beğeniler üzerine aldım ve başladığımda çok fazla beklentiye girdiğim bir kitaptı. Ama okudukça kitabın içine asla giremedim. Daha çok roman türü okuduğum için romanda bir olay örgüsünün olmaması, sürekli bir gitgellerin yaşanması, üçüncü şahıs ağzından zaman veya yer mekan belirtmeksizin olayların anlatılışı, daha çok soyut kavramlar üzerinde durulması, bu kadar işlenebilir ve evrensel bir konunun bu kadar soyut anlatılması açıkçası beni çok yordu. Neredeyse kitap okumaktan soğuyacak konuma geldim. Son 200 sayfasında ciddi anlamda kitaba ancak girebildim. Onda da zaten kitabın artık sonuydu ve farklı, öyküler vardı kısa kısa. Benim okuyacağım tarzda bir kitap değildi. Bitirmek için çok fazla çabaladım. Hatta şu ana kadar üzerinde bu kadar durduğum ve beni bu kadar yoran bir kitap olmamıştı. Genel olarak bu tarzları, bu tarz kitapları sevenler için bence güzel ama bana asla hitap etmedi. Bir daha bu yazarın kitabını okur muyum bilmiyorum. Önyargı oluşturmak da istemem ama benim için böyleydi. Çok zor bir okuma süreciydi.
Boncuk OyunuHermann Hesse · YKY · 2020881 okunma
7/10
·152 syf.··
2026 81. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 00:23
Dokuz öyküden oluşuyor. Yazım tarzı; kolay okunabiliyor olsa da duygu olarak çok yoruyor. Şöyle ki karakterlerin durumunu okuyucuya geçirmeden, birşey hissetmenize izin vermeden havada bırakıp sonuç odaklı ilerliyor. Hergün başımıza gelebilecek sıradan yaşanmışlıkların temelindeki duygu durumlarını özgün bir şekilde yakalamaya çalışmış. Melankoli rüzgarı bitmiyordu. İlginç bir deneyimdi.
Yaz Evi, Daha SonraJudith Hermann · Sia · 2022469 okunma
Ben, benim!!
Puan vermedi·148 syf.··
2026 23. kitabı
·
1780 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 14:49
Siddhartha, modern insanın bitmek bilmeyen "Ben kimim?" ve "Hayatın anlamı ne?" sorularına verilmiş naif ama çok güçlü bir cevaptır. Kitap bize hayatın doğrusal bir hat değil, bir nehir gibi kıvrımlı, bazen coşkun bazen durgun bir süreç olduğunu hatırlatır. ​Hermann Hesse, Siddhartha’nın şahsında okuyucuya şu fısıltıyı bırakır: Kendi yolunu çizmek zorundasın. Hatalarınla, günahlarınla, arayışlarınla sen, sensin. Ve aradığın o nihai huzur, uzak bir öğretide değil, nehrin sesinde; yani kendi içindeki akıştadır. ​"Dünyayı olduğu gibi kabul etmek, onu sevmek ve ona ait olmaktan gurur duymak... İşte nehrin bana öğrettiği budur."
SiddharthaHermann Hesse · Can Yayınları · 202447bin okunma
Puan vermedi·148 syf.··
2026 112. kitabı
Başkalarının hazır doğrularını ve öğretilerini reddederek, hakikati sadece kendi yanılgılarında ve yaşanmışlıklarında arayan bir ruhun o dingin, bilgece yolculuğu. Hermann Hesse, nehir akıp giderken insanın kendi özünü bulma sancısını öyle duru bir dille anlatıyor ki, okurken adeta içsel bir arınma yaşıyorsunuz.
SiddharthaHermann Hesse · Can Yayınları · 202447bin okunma