Bir zamanlar yaşlı ve yoksul bir çift olan Philemon ile Baucis, küçük bir kulübede yaşarmış. Bir gün tanrılar Zeus ve Hermes, insan kılığına girerek köyü dolaşmışlar. Kapısını çaldıkları herkes onları geri çevirmiş. Sadece yaşlı çift, sahip oldukları azıcık yiyeceği bile misafirleriyle paylaşmış.
Yemek sırasında testideki şarabın hiç eksilmediğini fark eden çift, misafirlerinin sıradan insanlar olmadığını anlamış. Tanrılar kimliklerini açıklamış ve köy halkının bencilliği nedeniyle bölgenin sular altında kalacağını söylemişler. Yaşlı çifti ise yanlarına alıp bir tepeye çıkarmışlar. Arkalarına baktıklarında bütün köyün sular altında kaldığını, kendi kulübelerinin ise görkemli bir tapınağa dönüştüğünü görmüşler.
Tanrılar onlara bir dilek hakkı vermiş. Philemon ve Baucis ne zenginlik ne de güç istemiş. Sadece birlikte yaşamayı ve birlikte ölmeyi dilemişler. Yıllar sonra ömürlerinin sonuna geldiklerinde bedenleri yavaş yavaş ağaçlara dönüşmüş; biri meşe, diğeri ıhlamur ağacı olmuş. Kökleri ve dalları birbirine sarılmış halde sonsuza kadar yan yana kalmışlar.