MÜSLÜMANCA DÜŞÜNME ÜZERİNE NOTLAR
Dünya toplumlarını bir bütün olarak düşündüğümüzde bir kısmın açlık ve yoksulluk pençesinde ölürken diğer bir kısmın da israf ekonomisiyle heva ve zevk havuzunda yüzdüğü görülür. Bu durumda bir hata olduğunu fark etmek için uzmanlaşmaya gerek yoktur. Müslüman toplumlarda da benzer görüntüler ortaya çıktığında asıl problemin Müslümanca düşünmek üzerine olduğu fark edilecektir. Dil ile Müslüman olduğunu ikrar eden toplumlar, temelde açlık korkusu taşımakta bu da onu Allah'a teslimiyetten uzaklaştırmaktadır.
Toplumlar bireyselleştirilmekte, hasbilik ortadan kaldırılmakta ve çıkar ilişkileri kurulmaktadır.
Bireyselleşen toplumda insanlar, "bilimsel şablonlar"ı parçalamadan Müslümanca yaşama kavuşamamaktadır. İnsan, kendi ürettiği teknolojinin karşısında hissettiği acziyet ile ya ürünü tanrısallaştırmakta ya da kendisini yaratıcı konumuna yükseltmektedir.
Kavramların birer parola ve şifre halinde geldiği kaygan, kaypak zeminde insanlar, itiraz etme hakkından yoksun bırakılmaktadır. Çünkü bir kavramın karşılığı bir toplumda başkayken başka bir toplumda bambaşka anlamlara gelebilmektedir. Böylece kavram kargaşası, insanları bitmek bilmeyen tartışmalara itmekte ve tek hakikatin önüne perde olmaktadır.
İslam'a müsteşrik gözüyle bakıldığında, İslâmî olmayan ürünlerin sonunda yaşanan problemlerin çözümü İslâmî çerçevede aranmaya kalkışılmaktadır. Hâlbuki İslâmî olmayanın çözümünü İslam'da aramak sahici değildir. (Ticarette taksit örneği)
İslam, zamana ve mekana göre değişim göstermez. Karmaşıklaşan hayat düzeninde yetersiz de kalmamıştır. İslam'ı saf ve yalın bir şekilde yeniden, sıfırdan anlamak için çaba sarfedilmelidir. İçerisine sızmaya çalışan batılı ideolojilerden ve onların getirdiği handikaplardan arındırarak çözüm arayışına