Ne güzel yoldaşlıklar ne güçlü arkadaşlıklar kuruyorduk bu özgürlük savaşımızda. Nereden nereye, inanılmaz, ilginç tesadüfler kim bilir daha kimlerle buluşturacaktı bizi. O, tüm bunların içinde en çocuksu ve delice bir özgürlük ruhuna sahip olanıydı. Onda gerillaya katılmadan önceki heyecanımı görüyordum: Kendini hesapsızca adamayı. Ama o da biliyordu ki bizler bu savaşta kendimizi her anlamda yeniden yaratıyoruz. Herkes bir şeylerini katıyor bu yaratım sürecine. Sanki gecenin karanlığında bir sanat eseri yapıyoruz. Herkes kanından, canından, en sevdiği şeylerden bir parça getirip bu eserin tamamlanma sürecini hızlandırıyor. Bu devasa boşluğun karanlığında yakılan ışıklar bir gün pırıl pırıl bir şafak olup sökecek, hepimiz bunu hissederek yaşıyoruz. O gün geldiğinde, bunca bedelin karşılığında yarattığımız eserin görkemini hep beraber göreceğiz. Ah Heval, bunları mutlaka hissediyorsundur sen de!
"Wî nizanî çi bike û biçe cem kê û pirsyara xwe bi kê bike. Wê gavê hest bi pêwîstiyeka mezin bi şîretvan û rêberekî kir. Cara yekemîn bû, ku ew di jiyê xwe de dikeve rewşeka weha, ku xwe tê de pir lawaz û bê heval û pişt bibîne."