Kimse görmüyor gibi görünen bir yük var içimde; konuşsam da eksilmeyen, sustukça büyüyen bir şey. İnsan en çok da anlaşılmadığı yerde yoruluyor, aynı cümleleri farklı günlerde tekrar etmekten değil, hiç duyulmamış gibi davranılmasından. Gülümsemeler yerini sessiz bir alışkanlığa bırakıyor, kalabalıkların ortasında bile tek başına kalabilen bir yan oluşuyor.
Gidenler sadece insanlar olmuyor; güven, heves ve biraz da iç rahatlığı birlikte uzaklaşıyor. Geride kalan şey ise sadece alışmak zorunda kalınan bir boşluk, adı konmamış ama her an hissedilen bir eksiklik.