10/10
·124 syf.··
Beğendi
·
2026 170. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 15:22
"SABAHIN KÜKREYİŞİ" "Bazen kendimi bir anlığına zamandan ve mekândan, bağlılıktan ve çekingenlikten kurtarmayı başarıyorum. O zaman hayatıma zorla girmiş olan insanlar, köpekler ve günahlar pislik gibi kayboluyor ve o kutsal ruh halinde artık kendi varlığımla çelişmiyorum." Karayip edebiyatıyla ilk tanışmam bu kitapla oldu. Ama bu, “olay örgüsü, düğüm çözülüyor” tadında bir roman değildi. Ölümün eşiğindeki bir insanın kendisiyle hesaplaşmasıydı. Büyük patlamalar, entrikalar yoktu. Sadece bir hayat, bir oda, bir nefes ve bolca sessizlik vardı. Yazar, karakteri konuşturarak bize ölümü değil, yaşayıp yaşayamadığımızı sordu. Yazar, bizi tropik bir adanın yalnızlığına, kitapların ve köpeklerin eşlik ettiği uzun bir geceye davet ediyor. Yaşlanmış anlatıcının iç hesaplaşması, doğanın gece sesleriyle iç içe geçerken, bizler bilinçle bilinçdışı arasında salınan düşüncelerin akışına kapılıyoruz. Yalnızlığın, dışlanmışlığın ve varoluşsal yabancılaşmanın izini sürerken, insanın doğayla kurduğu kırılgan ilişkiyi ustalıkla işliyor. Her sayfada ölüm ve yalnızlık temaları, Karayipler’in büyüleyici ama bir o kadar da ürkütücü atmosferinde yeniden şekilleniyor. Bazen bu kırıntılar arasında ben de koptum. Çünkü alıştığımız tempoya değil, yavaşlığa davet ediyor. Ama kopuşlarımın arasında yalnızlığı daha net hissettim. Karakter yalnızlaştıkça ben de kendi yalnızlığımla yüzleştim. En çok sevdiğim kısımlar karakterin geçmişinden gelen kesitler oldu. O anlar kitaba nefes verdi. Yazar burada sadece bir hayat anlatmıyor. Arada insanlara, devlete, gücün kötüye kullanımına dokunduruyor. Bazen alayla, bazen tokat gibi direkt. “İnsanların acımasızlığı” dediği yerde sustum. Çünkü o acımasızlığı hepimiz bir yerlerde gördük, belki de yaptık. Ben gerçekten mutlu muyum? Beni en çok vuran yer
Edebiyat
Sabahın KükreyişiTip Marugg · İdeal Kültür Yayıncılık · 202528 okunma
İşin Aslı – Judit ve Sonrası
8/10
·308 syf.··
2026 15. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 12:04
İşin Aslı – Judit ve Sonrası (Spoiler içerir.) Sándor Márai ve kitapları bana göre yüzleşme demek. Bunu okuyan her okuyucu, kitaplarında az çok hissedebilir. Daha önce Mumlar Sonuna Kadar Yanar kitabını okuduğumda, "Keşke diğer karakteri de dinleme fırsatı bulsaydım, acaba ona hak verir miydim?" diye düşünmüştüm. Bu kitapta ise üç karakteri de dinledim ve bunu çok sevdim. Nasıl bir kitaptı? Anlatımı ve dilinden bahsedecek olursam kesinlikle akıcı; okurken sizi yormayan, boğmayan bir kitap. Ancak üç ana karakteri de ayrı ayrı okuduğunuz için bazı karakterler sizi yorabiliyor. Beni yoran karakterler Judit ve Peter oldu. Peter... Artık tamam, burjuva da burjuva! En çok bu kısımdan sıkıldım. Diğer karakterler kendilerini ve yaşadıklarını anlatırken Peter'ın burjuva sınıfını bu kadar uzun uzun anlatması bana biraz kendini beğenmişlik gibi geldi. Bu bölümler bende çok akmadı ama bunun da tamamen karakterle ilgili olduğunu düşünüyorum. Judit ise okurken sıkılmaktan ziyade çok sevdiğim bir karakter olmadı. Bana göre içten pazarlıkçı bir kadın gibiydi. Doğduğu toplumu ve nereden geldiğini çok iyi bilen bir kadın. Peter ile evlendikten sonra da burjuva sınıfına tam olarak ait olmasa bile o sınıfa ayak uydurmasını çok iyi biliyor. Gözlem gücü gerçekten harika bir karakter. Bana göre -ki bunu kendisi de sonradan söylüyor- Peter'ı hiç sevmedi. Sevdiğini düşündü, heves etti, evlendi ve hevesini aldı. Peter da aslında aynı şekilde sevmedi. Yaşadığı burjuva sınıfından ve ailesinden çok sıkılmıştı. Zira ilk eşi de onun gibi biriydi; çok benziyorlardı. Peter o çevreden tamamen kopmak istediği için Judit'i sevdiğini düşündü. Ona çekici gelen şey, Judit'in o toplumdan olmamasıydı. Fakat Judit zamanla Peter'ın eski toplumuna ayak uydurunca Peter buna şaşırdı. Hatta şaşırmaktan
Alıntı
İşin Aslı, Judit ve SonrasıSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20194,485 okunma
Reklam
10/10
·283 syf.··
2026 21. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 14:27
Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in "Dil ve Edebiyat" adlı eseri, benim için sadece bir fikir adamının teorik yazılarından ibaret değil; kelimelerin bir milletin ruhunu nasıl inşa ettiğini ya da nasıl yıkabileceğini gösteren muazzam bir manifesto. Kitabı her okuduğumda, Üstad’ın o ödün vermeyen, keskin ve tavizsiz üslubuyla bir kez daha sarsılıyorum. ​Bana göre bu eserin en çarpıcı yönlerini ve bendeki karşılığını birkaç temel başlıkta özetlemem gerekirse: ​1. "Dil" Kavramına Yaklaşımı: Bir Kimlik Meselesi ​Necip Fazıl, dili sadece bir iletişim aracı olarak görmüyor; onu bir milletin "namusu", hafızası ve varoluş kalesi olarak konumlandırıyor. Kitapta, cumhuriyet sonrasındaki radikal dil tasfiyelerine, uydurmacılığa ve lisanın ruhsuzlaştırılmasına karşı açtığı savaşın izlerini görüyorsunuz. Üstad'a göre dili kurutmak, o dilin taşıdığı bin yıllık medeniyet tasavvurunu ve İslamî ruhu yok etmektir. Bu bakış açısı, bugün kullandığımız kelimelere çok daha seçici ve hürmetkâr yaklaşmamı sağladı. ​2. "Edebiyat" ve Sanatın Ulvi Gayesi ​Kitap boyunca Üstad, "Sanat sanat içindir" veya "Sanat toplum içindir" gibi sığ kalıpları yıkarak kendi mutlak ölçüsünü koyuyor: "Sanat, Allah'ı arama sanatıdır." Edebiyatı gelgeç bir heves veya entelektüel bir oyun olarak görenlere şiddetle karşı çıkıyor. Onun gözünde edebiyatçı, cemiyetin sancısını ruhunda duyan ve fildişi kulesinden inip aksiyon alan bir "kılavuz" olmalıdır. Yazarken ya da okurken, sanatta bir "gaye" arama bilincini bana en net aşılayan metinlerden biri bu oldu. ​3. Kelimelerin Hassasiyeti ve "Kuyumcu" Titizliği ​Üstad’ın nesirdeki dehası bu kitapta zirve yapıyor. Kendisi dili bir heykeltıraş gibi yontuyor, kelimeleri bir kuyumcu titizliğiyle seçiyor. "Dil ve Edebiyat"ı okurken Türkçenin ne kadar asil, derin ve esnek bir enstrüman
1000Kitap
Dil ve EdebiyatNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 201668 okunma
Spoiler içermez !!!!!
10/10
·104 syf.·
2026 120. kitabı
Sevgisinde Cömert olanlara Selam :) Beni güldürebilen kitaplara aşığım uzun zamandan beridir bu kadar keyif veren kitap okumadım ya .Bayağı da ihtiyacım varmış . Zaten tiyatro türündeki kitaplara bayılıyorum. Gelelim Cimriye Cimri bir baba faktörü var tabii bu durumdan etkilenen aile var yani sadece kişinin kendisine değil de etrafındaki insanlara da zarar veriyor olma durumu .. Adam her şeyi en ince ayrıntısına kadar hesaplıyor yani bu gerçekten hani cimrini cimrisidir . Ama yani ben bu cimriyi sevdim ya en azından çizgisi belli :) Aslında tutumlu olmak parayı saçıp savurmaktan iyidir. Bir ayakkabın varsa ikincisine gerek yok gibi ama çok istersen al içinde kalmasın .Fazlası hem zarar hem de o heves yok ki o çocukluktaydı kıymetliydi çünkü ulaşılması zordu lükstü .Çok istediğin bir şeyi elde edince ki bir de kolay bir şeklide elde edebiliyorsan bu işin tadı kaçtı muhsin diyesim var. Ya o eski heyacan yok heves gibi bu da .Mesela ben sevgide cömertim :) aslında önemli olan bu. Parayla saadet de bir yere kadar . Bence biraz biriktirmeli biraz harcamalı çünkü burda olan burda kalıyor. Para, mal lüks, şöhret dünyevi yani ..yanımızda götürecemeyeceğimize göre burda harcamalı :)
CimriMolière · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202227,9bin okunma
9/10
ateş kadehi, 4. kitap. olayların iyice düğüm olduğu kitapta diyebiliriz tabi. harry, ron ve hermione'nin artık çocukluktan çıktığı bu kitap hikayeyi biraz daha derinlemesine ele alırken bir yandan da geliştiriyor. hep uzaklarda olan ve bi şekilde bir gün dönmesi beklenen "karanlık lord" çok dallı budaklı bir planla karşımızda. evet arkadaşlar, bu kitap düğümün düğüm olduğu, voldemort'un sahalara döndüğü o kitap. kitabı azıcık karakterler üzerinden ele almak istiyorum bu sefer çünkü zaten hikaye ortada. harry- istemediği ve asla heves etmediği bir turnuvaya katılmak zorunda bırakılıyor. ve harry bu kitapta oldukça aciz bırakılmış bir konumda. asla çözüm üretemiyor yarışma süresince. aslında kimse yardım etmese, ejderha gerçektende işini bitirebilirdi. ama yardım ettiler. herkes onu o kupaya taşımaya yemin etmiş gibiydi. ron: tam bir kıskançlık krizi geçiriyo bu kitapta. hem harrye karşı hemde hermione'ye karşı. duygularını tavanda yaşıyor. burnu da düşse almıyor. napalım, ergenliği en çok yaşayan ve ergen olduğu hissettirilen karakter kitapta. hermione: bildiğiniz gibi. kız hep akıllı ve hep haklı. ikizler: gelecek telaşına düştükleri bir kitap bu, ne yaparız, nasıl yaparız kurguları var hep arka planda. weasley ürünleri geliyorum diyor. sirius : gerçekten seri boyunca harry'nin maruz kaldığı tek aile duygusunu sağlayan karakter. onun için endişeleniyor. bilgi paylaşıyor, yönlendirmeye çalışıyor. kol kanat gerici bir vaftiz baba görüyoruz onda. baba sıcaklığına en yakın duygu sanırım, içimi ısıtan canım karakter. dumbledore: bi insan bu kadar mı sır küpü olur canım profesör. azıcık şu çocuğa durumları açıklasan keşke. yine sinir olduğumuz bir karakter bu kitapta da dumbledore eksik olmasın. deligöz moody: gerçeği ile tanışmayı ve tüm yıl dersleri gerçekten onun
Harry Potter ve Ateş KadehiJ. K. Rowling · Yapı Kredi Yayınları · 200136,3bin okunma
10/10
·528 syf.··
2026 61. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 18:57
Kitap Yorumu : Kusursuz Saplantı / Vilesheed Özet; Kutay Saygın… İstanbul’un en çok konuşulan ama asla yakalanamayan seri katili.Arkasında ne bir iz ne bir tanık ne de çözülebilecek bir ipucu bırakıyor. Polislerin “Hayalet Katil” olarak andığı Kutay, işinde kusursuzdur. Dışarıdan bakıldığında ise karizmatik, gizemli ve etkileyici bir adamdan fazlası değildir.Ama onun dünyasında herkesin yeri değişebilirken tek bir kişinin yeri asla değişmez. Mina. Ailesini trajik bir kazada kaybettikten sonra İstanbul’a taşınan Mina, hayatını tamamen baleye adamış genç bir kadındır. Sahnedeki başarısı ona hayranlık kadar kıskançlık da getirir.Fakat tüm bunların arasında kimsenin fark etmediği biri vardır. Sürekli onu izleyen… İsimsiz hesaplardan mesajlar atan… Varlığını hissettirmekten hiç vazgeçmeyen biri. Başlangıçta rahatsız edici görünen bu ilgi zamanla ikisini birbirine yaklaştırır. Kutay için bu hislerin sadece geçici bir heves olduğunu düşünmek kolaydır. Ama gerçek çok farklıdır. Bu, ilk görüşte başlayan ve zamanla saplantıya dönüşen bir açlıktır. Kutay hayatındaki her şeyi kusursuz planlayabilir. Fakat aşk, en kusursuz insanları bile hata yapmaya zorlar. Ve Kutay’ın hesaplayamadığı tek şey, Mina’nın sevgisinin ne kadar ölümcül olabileceğidir… Yorum; Tüm samimiyetimle söylüyorum… Ben bu kitabın sonunu ASLA böyle beklemiyordum. Gerçekten. Hiç. Bir an bile. Kitap boyunca onların birbirlerine olan açlığını, bağlılığını ve gelecek hayallerini okurken aklımda bambaşka bir final vardı.Özellikle Kutay’ın sürekli aile kurmaktan, gelecekten ve birlikte yaşayacakları hayattan bahsetmesi yüzünden ben çoktan başka senaryolar yazmaya başlamıştım.Sonra…PATTTT. Bir anda bütün hayallerim duvara çarptı. Kutay aşkından kör olup hata yapıyor. Mina ise hepimizin beklediğinden daha gözü
Kusursuz SaplantıVilesheed · Patara Kitap · 20265 okunma
Reklam
Reklam