Kırık dökük bir haziran , dağınık bir gökyüzü... Alnımda birikmiş ter görünümlü yıldızlar kayıyor sözün hüküm sürmediği diyarlara. Usta bir nakkaş gibi dokudugumuz ne varsa hayata dair, bir çöl yağmurunda kaybolup gitti. Gidenler ve kalanları acı bir gülümsemeyle özetliyor artık yüzümüzdeki deltalar. Savaşlarda kanamıyor artık yaralarımız. Sesimiz titrek bir mum alevi gibi kendi içinde soluyor artık . Ve yüreğimizin değdiği her nefes kefen biçmeye devam ediyor ömrümüzün geri kalanına. Garson çay kalsın lütfen, ömrümden kırlangıçlar göç ediyor hiçgüdüyle... Muhtesim
Sevgilim,
Bundan sonra ne mi yapacağım?
Beni senden ettiğin günü,
Geri kalan ömrüme ilk gün sayacağım...
Niye biliyor musun?
Özlemenin,adının dahi geçmediği
Şiirlerimde...
Ben sana, her gün sana her an sana
Özlem duyacağım...
Sevgilim,
Bundan sonra ne mi yapacağım?
Geceleri uyumayıp,
Sabahları uyanmayacagim.
Bilirsin kolay uyuyamam.
Hem sensiz uykular bana haram.
Her gün pencere önümdeki vazoya,
Beyaz bir gül koyacağım.
Kapıyı her zaman aralık bırakıp
Dışarıya öyle çıkacağım.
Sevgilim,
Bundan sonra ne mi yapacağım?
Fazla yemeyi sevmem.
Yemekleri bolca yapıp,
Azla doyacağım.
Hem içim ağlarken,
Doyamam ki ben...
Ah Sevgilim,
Her güne bir mısra
Her dakikaya şiir ekleyesim var.
Bana sorma ne haldesin!