Puan vermedi·143 syf.··
2026 40. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 14:42
90'ların başında biri komünist, diğeri ehl-i tarîk olan iki dayım vardı, benden 6-7 yaş büyükler.Beraber büyüdük sayılır...İkisi de taban tabana zıt fikirleriyle beni etkilemeye çalışırlardı, ben de çocuk halimle rüzgar nereden eserse öyle takılırdım:) Ahmet Kaya ve Edip Akbayram dinlerdik küçük olanla, büyük bir ciddiyetle defalarca çevirirdik kasetleri... Şimdi o şarkıların sözlerini şiir halinde okumak çok kiymetli bir deneyim oldu benim için. Memlekette de , şahsi hayatlarımıza da o köprülerin altından çok sular geçti ama ben hiç kopamadım Ahmet Kaya'dan ve şarkı sözlerinin yazarı Yusuf Hayaloğlu'ndan... Hey koca Yusuf! Yusuf'cuk, ah yusufçuk! Rüzgarlara savurdun hep, şarkını. Herkesten saklandın, Her şeye gücendin durdun. Yoruldun, İflah etmezsin sen. Ömrün gitti bir yana Hüznün gitti bir yana, Şiirin kaldı ortada... Yusuf Hayaloğlu Gözleri İntihar Mavi
Gözleri İntihar MaviYusuf Hayaloğlu · Ağaç Kitabevi Yayınları · 20091,206 okunma
El Kızı
10/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 09:48
Orhan Kemal’den okuduğum ilk eser. Devamının geleceğini artık biliyorum. Kurgu çok iyi. Kitap her şeyin bittiği yerde başlıyor. Yağmurlu bir gecede sahile vuran bir kadın cesediyle… Daha ilk andan toplum denen canavarın acımasız yüzü kendini göstermeye başlıyor. “Şu belalı günde intiharın sırası mıydı hey Allah’ın kulu!” “Vay anasını, parmağındaki yüzüğe bakın!” “Böyle serseri bir kadının parmağında ha!” Bu sahne ile beraber yüzüğün hikayesi, onunla beraber de zavallı Nazan’ın hikayesi başlıyor. Toplum denen vahşi sistemin üyeleri, eli maşalı olmayan kişileri nasıl el ele vererek katleder? Bunun tablosunu görüyoruz kitapta. Belki de kimsenin suçu yok bu durumda. Herkes üstüne düşeni yapıyor ve hepsinin kendince haklı sebepleri var belki. O kadar ki okuyucuya sinir krizleri yaşatan kötülük timsali kaynananın bile Freud‘un gözüyle incelendiğinde -kesinlikle yeni bir psikolojik terim gerekli-yaptıkları anlaşılır gözüküyor. Bu tabloda kötülük bireysel değil, kolkola girmiş ve toplumsal bir canavara dönüşmüş. Kadın erkek ilişkisi, gelin kaynana ilişkisi, insan toplum ilişkisi; ne yönden bakılırsa bakılsın çok dersler var bu kitapta. Tüm karakterler ayrı ayrı incelenmeli. Ama şurası bir gerçek ki kötülük cehaletin çamurunda çok güzel filizlenip dal budak salıyor. Eserde bu kötülüğün karşısında yer alan aydın karakterler bile bazen istemeden karanlığa hizmet etmek zorunda kalıyor. Sona gelindiğinde ise her şeye rağmen aydınlık yarınlar için umudun filizlendiğini görüyoruz. Tüm bunların dışında okuduğum en akıcı kitaplardan biri. Adeta okuyucuyu kendine kilitliyor. Yeşilçam sineması seyreder gibi her şey okuyucunun gözünde oldukça gerçekçi bir görüntüyle canlanıyor. Baş karaktere çok üzülen okuyucu aynı zamanda onun hatalarından çok gerçekçi dersler çıkarıyor. Bunun yanı
1000Kitap
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,2bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
HEY SEN?! FANTASTİK OKURU MUSUN
Puan vermedi·416 syf.··
2026 36. kitabı
Cevabınız evetse de hayırsa da bu kitabı okuyorsunuz ve bana teşekkür ediyorsunuz. BETİMLEMELERİ BU KADAR BAŞARILI OLAN TÜRK FANTASTİK YAZARI OLAMAZZZ! BU KİTAP RESMEN BİR ŞAHESER Her karakterini, her bölümünü ayrı ayrı överim ama konuşmaya başlarsam hiç susmayacağımdan ötürü kısa keseceğim bu yorumu. Okuyun
Gümüş Yürek 1D. N. Archeron · Guardian Yayınları · 20241,665 okunma
9/10
·240 syf.··
2026 76. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 11:19
" Adaletin eksik olması, rastgele olması onun hiç olmamasından daha korkunç ve daha tehlikelidir..." Selam Reşat Nuri Güntekin'in ölümünden sonra yayımlanan kitabı #kandavası ile onun eşsiz kalemi ile bir kere daha buluşmaktan büyük keyif aldım. Sade ve akıcı anlatımı, harika gözlem yeteneği, insan doğası ve davranışlarını yazıya dökme becerisi ile her kitabında daha çok seviyorum kalemini Kan Davası bir dönem kitabı olsa da içeriği konu itibari ile zamansız bir kitap. Çünkü benzer sorunlar maalesef günümüzde de hâlâ devam etmekte... İdealist bir öğretmen olan Ömer'in anlatımı ile okuyoruz kitabı. Kuruluş savaşı sırasında asker olan Ömer gördüğü küçük bir kızı unutamaz ve hafızasında büyük bir yer kaplayan bu kızı bulmak için Bozova'ya gider. Burada yaşadıklarını , aralarında kan davası olan iki köyü barıştırma çabalarını ve çocukları okumaya teşvik etmek, onları topluma kazandırmak için yaptıklarını okuyoruz kitapta. Kan davasının mantıksızlığı kadar insanların bunu devam ettirme ve bu konuda inat etmeleri de dikkat çekici. Bazıları ise sırf toplumsal baskıdan , dışlanmaktan korktukları için bu davanın peşinden gidiyorlarTüm baskı ve olumsuzluklara rağmen bir insanın çabasının neler değişebileceğini gördüğümüz gibi sevgi, dostluk ve yardımlaşma gibi insanlığa dair umut verici duyguları da hissediyoruz kitapta. Toplumsal bir konuya değinen yazar , köy hayatını, zorluklarını ve insan davranışlarının çeşitliliğini de etkileyici bir biçimde aktarıyor okuyucuya. Yazarın hey kitabı gibi bu kitabını da çok sevdim
Kan DavasıReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 2026849 okunma
V karakteri gerçekte olsa keşke
7/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Serinin tamamını okuyup bitirdim sonunda. Bilim kurgu aksiyon toplumsal çürümeye değinme falan derken valla bir sarıyor hikaye pata küte okudum baştan başladım bir deHey yavrum hey 5 kitap 5 gün de bitti iyi miAkıcı sürükleyici merak uyandırıcı. V karakterine değindiklerine sorguladıklarına yapılanmış garip guruplara bakış açısında vallahi hayran olmadım dersem yalan olur. Çok sevdim karakteri yazarın dilini de çok sevdim. Kadınları bu şekilde yazan ilk yazar oldu benim için. Bayıldım. Seriyi kesinlikle tavsiye ederim. Kafa dağıtmaya arada düşünmeye gaza gelmeye birebir bir kurgu Bizim ülkemize bir V lazım NET!
Ateşpare 2Ceren Melek · Ephesus Yayınları · 20222,914 okunma
Yaşadığımız hayat bize mi ait?
6/10
·240 syf.··
2026 37. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 09:11
İnsan ve "Herkes": Ben Gerçekten Ben miyim, Yoksa "Elâlem" miyim? Kitabı eline alıp sayfaları karıştırmaya başladığında Ortega aslında yüzümüze tek bir tokat gibi soru çarpıyor: "Ben gerçekten ben miyim, yoksa bana öğretilmiş, önüme hazır konulmuş bir hayatı mı yaşıyorum?". Kitabın kapağı bile o kadar muazzam düşünülmüş ki, konuşma yetisiyle doğduğumuzu sanırken aslında kulağımıza fısıldanan o hazır sesleri toplum içinde nasıl tükettiğimizi simgeliyor. Ortega’nın felsefesi aslında çok sarsıcı ve bir o kadar da içimizi burkan bir gerçekle başlıyor: İnsan hayatı, en dip katmanında radikal bir biçimde yalnızdır. Kendi hayatını senin yerine kimse yaşayamaz, acını kimse çekemez. Ama ne yapıyoruz? Dış dünyanın o gürültüsünden korktuğumuz için hemen o kalabalığa, yani o meşhur "Herkes"e sığınıyoruz. "Böyle Giyinilir, Böyle Konuşulur!": Herkes Tiranlığı İşte tam burada kitabın o can alıcı sosyolojik eleştirisi devreye giriyor. Toplum dediğimiz şey, bir araya gelmiş bilinçli ve tatlı insanların oluşturduğu organik bir bütün değil; aksine ruhsuz, anonim ve mekanik bir baskı aygıtı. Bu aygıtın adı: "Herkes". "Ay dert etme, böyle giyinilir." "Bu işler böyle yapılır." "Müşteriyle/Hocayla böyle konuşulur." Peki, kim koyuyor bu kuralları? Cevap yok: "Herkes" işte! Ortega, bu "Herkes" kavramını otantikliği, yani senin o biricik, eşsiz benliğini ezen isimmsiz bir tiran olarak görüyor. Tıpkı görsellerdeki o yaratıcı ressam örneği gibi; sırf para kazanmak ya da o isimsiz kalabalık beğensin diye kendi ilhamını bırakıp sıradan portreler üretmek, ruhunu o "Herkes"e kurban etmektir. Düşünmeden, sorgulamadan yaşadığımızda başkalarının hazır fikirleriyle hareket edip kendimizden uzağa fırlatılıyoruz. Toplum resmen dört dörtlük bir "insan üretme makinesi" gibi çalışıp hepimizi
İnsan ve ''Herkes''José Ortega y Gasset · Metis Yayınları · 2007480 okunma