Şu şairler sevgililerden beter;
Nedir bu adamlardan çektiğim?
Olur mu böyle, bütün bir geceyi
Bir mısraın mahremiyetinde geçirmek?
Dinle bakalım, işitebilir misin
Türküsünü damların, bacaların
Yahut da karıncaların buğday taşıdıklarını Yuvalarına?
Beklemesem olmaz mı güneşin doğmasını
Kullanılmış kafiyeleri yollamak için,
Kapıma gelecek çöpçülerle,
Deniz kenarına?
Şeytan diyor ki: "Aç pencereyi; "Bağır, bağır, bağır; sabaha kadar."
Bana her şeyi açıklayan öğretilerin aynı zamanda beni zayıflatmalarının sebebini şimdi anlıyorum. Kendi yaşamımın ağırlığından kurtarıyorlar beni, oysa onu yalnız başıma sırtlanmam gerek.
"Gerçek olan, saltık biçimde, özünde gerçektir; gerçek birdir, kendisini kavrayan varlıklar, insanlar, devler, melekler ya da tanrılar ne olursa olsun kendi kendinin tıpkısıdır." Us yengiye eriyor, gümbürdüyor bu sesle. Bunu yadsıyamam. Uyumsuz dünyada onun kesinleşmesinin ne anlamı olabilir? Bir meleğin ya da tanrının algısının benim için bir anlamı yok. Tanrısal usun benim usumu onayladığı bu geometrik yer benim için her zaman anlaşılmaz kalacak bir şey.