"Bir müslümanın mazisi ve kültür birikimi ile irtibatı ne düzeyde olursa olsun, onun için hrıstiyanlığını aşmış bir Avrupalı kadar 'milliyetçi' olmak mümkün değildir."
Otomatik Portakal benim hem isminden dolayı hemde yapılan yorumlardan dolayı çok merak ettiğim bir kitaptı. Ama beklentimi karşıladığını söyleyemem. Çünkü anlatmak isteği şeyleri es geçip gereksiz detaylar verdiğini düşünüyorum. Üç bölümden oluşan kitabın ilk kısmında şiddete meyilli gençlerin toplumda olusturdugu kaos ortamı, bu gençler ağzından bolca argo ile anlatılmış. İkinci bölümde suç işleyen bu gençlerden birine devlet tarafından uygulanan ilginç ceza yöntemine değinilmiş. Son bölümde ise bu cezanın sonuçlarına yer verilmiş. .
Beni hayal kırıklığına uğratan şey ise gençlerin işlediği suçları detaylı anlatırken onları bu duruma getiren sebepler üzerinde durmaması. Veya devlet tarafindan yeni ceza yöntemi neticesi ile kontrol edilebilen bir makineye dönüştürülen insanların topluma yansıması tam anlatılmamış. Distopik bir eser olan anlatının eleştirisinin eksik oldgunu düşünüyorum. Vurgulanması gereken yerler yerine o kadar argoya ve detaylı şiddet eylemi anlatımlarına maruz kalmak beni sıktı diyebilirim. Ama alta yatan msj ve toplum düzeni için yapılan uygulamar ilgimi çekti.
Daha önce Muhteşem Gatsby'i okurken de edindiğim bir izlenim bıraktı bende Çavdar Tarlasında Çocuklar.
Fırsatlar ülkesi Amerikanın şımarık çocuklarının anlam arayışı. Kitap aslında bize çok tanıdık,baş rolde Holden Caulfield'in olduğu bir çok film veya dizi izlemişizdir. Ki ben kitabı okurken hep film sahneleri ve seslendirmelerini canlandırdım zihnimde. .
Salinger değişen toplum yapılarının gençler üzerindeki etkilerini onların dilleri ile anlatmaya çalışmış. Maddi olarak her şeye sahip olan ama manevi bir arayışta olan bir ergenin 3 günlük hayatını anlatarak, aslında bir prototip çizer bize. Karşıdan bakılınca sorumsuz biri gibi görünsede aslında karakterimiz çevresinde olanlara çok duyarlı ve karekter oluşumu sürecinde olduğundan bir arayış içerisindedir. Hicbir şeyi umursamıyor gibi gözüken,olan biteni ya dalgaya alan ya da nefret eden bir ergen Holden. Öte yandan yaptığı sorgulamalar onun aslında ne kadar zeki ve sağduyulu olduğunu gösterir. Çünkü sadece popüler olandan nefret etmektedir. Onun kâh dışlanmış bir arkadaşına sempatisini yakalarsınız satır aralarında ,kâh bir rahibeye yaptığı bağışla mutlu oluşunu. Sadeliktir aslında istediği, bunu da kaçma planlarını anlatırken görürsünüz. Holden, yerelde her şeye sahip Amerika toplumunun buhranını anlatırken, genelde şu anın ergen psikolojisinin haritasını verir bize. Salinger'in bu kitap ile ucurumun kenarinda duran, buhran içindeki gençlerin hayatına değinmeye çalıştığını ise Holden'in çavdar tarlasında olmak isterdim dediği yerde bulursunuz. Basit bir anlatı derinlerde gizli anlamlar ile okumak zevkli düşünmek zorlayıcıydı diyebilirim.
.